İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde incelenen, motosiklet sürücüsünün trafik kazasında ağır yaralanması sonrası yetersiz bulunan sigorta ödemesi üzerine açtığı haksız fiil kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Trafik kazasında ağır yaralanan motosiklet sürücüsü davacı, karşı aracın park etme yasağını ihlal ederek kusurlu olduğunu iddia ederek, sigorta şirketinden aldığı tazminatın yetersiz kaldığını ve %15.4 maluliyetinin oluştuğunu belirterek 1.000 TL ek maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi, poliçe limitleri dahilinde yeterli ödeme yapıldığını ve manevi tazminatın teminat dışı olduğunu savunurken, diğer davalılar ise motosiklet sürücüsünün dörtlüleri açık ve yolun sağında duraklayan araçlarına arkadan çarparak asli kusurlu olduğunu, kendilerinde kusur bulunmadığını ve bu nedenle herhangi bir sorumlulukları olmadığını iddia ederek davanın reddini istemişlerdir.

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/638 KARAR NO : 2026/144DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 19/08/2022KARAR TARİHİ : 12/02/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan----- plakalı motosikletin, 27.10.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıların maliki, sürücüsü ve sigortacısı olduğu ----- plakalı araçla çarpışması sonucu motosiklet sürücüsü olan davacının ağır yaralandığını, kazada davalı yan sürücünün KTK nun 61/a (park etme yasağı) maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, davalılardan sigorta şirketine yapılan başvuru sonrasında sigorta şirketi tarafından davacıya 40.298,65-TL tazminat ödenmiş ise de yapılan bu ödemenin davacının zararını karşılamadığını, zararla ödenmiş tazminat arasında fahiş fark bulunması nedeni ile 01.03.2022 tarihinde yeniden sigorta şirketine başvurduklarını ancak cevap verilmediğini, kaza sonrası müvekkilinin 10 gün hastanede yattığını ve tedavi olduğunu, bilahare------ Anabilim Dalı Başkanlığınca müvekkilinde oluşan maluliyet oranının %15.4 olarak belirlenmiş ve en az 90 gün geçici bakıcıya ihtiyacı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davalılardan sigorta şirketinin poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere davalıların zarardan sorumlu olduğunu, davacının ağır acı, istiap ve elem yaşamış olup bozulmuş olan ruhi ve bedeni tahribatın kısmen tamir edilmesi açısından lehine manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu iddia ile, 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren tüm davalılardan, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalı araç sürücüsü ile araç sahibinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Daval------. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu bedeni zararlarda 410.000,00-TL azami poliçe limiti ile sınırlı olup manevi tazminat taleplerinin teminat dışında olduğunu, hasar dosyası kapsamında davacıya 24/12/2020 tarihinde 16.052,04-TL, 20/09/2021 tarihinde 24.246,61-TL olmak üzere toplamda 40.298,65-TL ödeme yapıldığını, müvekkil sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, öncelikle davacı tarafın müvekkil şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusurunun bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi’nce bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyetinin adli tıp kurumunca incelenmek suretiyle belirlenmesi ve maluliyetin varlığı halinde dava konusu kaza ile irtibatının belirlenmesi gerektiğini, mevzuat hükümleri gereğince geçici iş göremezliğe ilişkin talepler poliçe kapsamında olmayıp, müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı her ne kadar kazanç kaybının tespit edilmesini ve buna yönelik zararınını talep etmiş olsa da, kazanç kaybı talepleri “dolaylı zararlar” kapsamında olduğundan poliçe teminatı dışında olduğunu, öte yandan davacı tarafın dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ------. Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde yer alan beyanları kabul etmediklerini, davacının olayın oluşunu farklı aktarmakta ve kaza üzerinden geçen süreden haksız olarak yararlanma saiki ile hareket etmekte olduğunu, temin edebildikleri konuya dair soruşturma dosyası içerisinde bilgiler, kazanın video kaydının olduğunu, dötlüleri yanan müvekkil şirketin aracının yolun en sağ kısmında durakladığı sırada arkadan gelen davacının sevk idaresindeki motorun fren yapmaksızın arkadan çarpmak suretiyle kazaya neden olduğu bu kaza nedeniyle arkadan çarpma asli kusuru ile tek başına kusurlu olduğu tespit edildiğini, somut olayda aniden durma, habersiz ve uyarısız şerit değiştirme v.b. bir hal olmayıp davacı dörtlü flaşörleri yanan yolun en sağ kısmında duraklamış araca arkadan çarpma suretiyle kazaya neden olmuş ve bu kaza nedeniyle yaralanması hasebiyle de müvekkil şirket sigortalısına atfedilecek bir kusur bulunamadığını, müvekilinin kusuru adam çalıştıranın kusuru/işletenin sorumluluğu kapsamında olup olayın sujelerinin kusurunun bulunmaması durumunda yani müvekkil şirket aracını o gün kullanan kişinin bir kusuru yoksa müvekkilinin kusurundan da söz edilemeyeceğini, bu nedenle ne müvekkili çalışanının, ne ruhsat sahibi sıfatı ile müvekkil şirketin ne de müvekkil şirket aracının ZMMS poliçesinden doğan bir sorumluluk bulunmadığını, davacının seyir halinde iken aniden durarak diye bahsettiği olay asılsız olup ekte sunulan ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------- Soruşturma Numaralı dosyadaki belgelere göre asılsız olduğunun açık olduğunu, davacı tarafın haksız ve kötüniyetli olup maddi gerçeği saptırmak suretiyle de mahkemeyi yanıltma gayreti içerisinde olduğunu savunarak, davacının tam kusurlu olduğunun kabulü ile toplanacak delillerle kusur incelemesinin yeniden yaptırılmasına ve davacı eğer sakat kalmış ise bunun müvekkil ve/veya müvekkil sigortalısının eylemiyle bir ilgisi olup olmadığı, davacının müterafik kusuru da araştırılmak suretiyle kazanın tamamıyla davacının kendi ihmal ve savsamasının sonucu olduğunun kabulüne, kusuru bulunmayan müvekkil şirket bakımından açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalıya dava dilekçesi ekli tensip tutanağı usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak yasal süresi içinde davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; trafik kazası nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.Taraflarca delil olarak dayanılan hasar dosyası ve poliçe kayıtları, gerçek kişi tarafların sosyal ekonomik durumlarını gösterir emniyet müdürlüğü tutanakları, hastane kayıtları, ----- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- soruşturma dosyası, sgk kayıtları celp edilmiş ve sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Sigorta poliçesinin incelenmesinde;----ait ------- plakalı aracın, 02/06/2020 başlangıç ve 02/06/2021 bitiş tarihli olarak davalı sigorta şirketi tarafından ------ sayılı poliçe ile sigortalandığı; poliçede araç başına maddi zarar için verilen teminatın 41.000,00 TL, sağlık giderleri şahıs başına 410.000,00 TL olduğu görülmüştür. Dosya maluliyet oranı için Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas kurulu raporunda; Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Tablo 3.33b’ye göre alt ekstremite özürlülük oranı %5 olup Tablo 3.2’ye göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %3(yüzdeüç) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6(altı) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir. Dosya Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Heyetine gönderilerek Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi istenmiş, Adli Tıp 2.Üst Kurulu raporunda; Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Tablo 3.33b’ye göre alt ekstremite özürlülük oranı %5 olup Tablo 3.2’ye göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %3(yüzdeüç) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6(altı) aya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 2(iki) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir.Belirlenen uyuşmazlık noktalarının teknik değerlendirme gerektirmesi sebebiyle dosya kusur uzmanı bilirkişi ---- ile aktüer bilirkişi ------ tevdi edilmiş, anılan bilirkişi heyeti tarafından sunulan 30/12/2025 tarihli rapor içeriği denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle uhdesinde maluliyete dayalı zararın niteliği ve miktarı, manevi tazminatın mahkememizce takdiri, kazada tarafların kusur oranı, davalıların söz konusu zararlardan sorumlu olup olmadığı sorumlu ise miktarı noktalarında toplanmaktadır.Tüm dosya kapsamına göre, davacının sevk ve idaresindeki---- plakalı motosikletin 27/10/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalıların sürücü, işleten ve trafik sigortacısı olduğu ------ plakalı araçla çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü olan davacının ağır yaralandığını, alınan ATK 2. İhtisas dairesi raporunda davacının tüm vücut engelinin % 3 oranında olduğu ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, olayın oluş şekli ve toplan deliller değerlendirildiğinde davacının, sevk ve idaresindeki ------ plakalı motosikleti ile kaza mahalli olan yerleşim yeri içi bölünmüş yolda seyir ederken dikkatini yola verip hızını dikkatine ve ön görüş alanına göre ayarlayıp seyrini müteyakkız olarak sürdürmesi gerekirken aksine davranıp; yukarıda özetlenen kolluk kamera izleme tutanağına göre duran davalı aracına karşı hızını düşürmeyip hiçbir aşamada tedbire başvurmadan çarpmış olmasından ve kazanın oluş şeklinden anlaşıldığı üzere dikkati yola vermeyip hızını dikkatine bağlı olarak algıladığı görüş mesafesine göre ayarlamadan seyir etmiş ve bu davranışının eseri olarak gündüz vakti açık havada iki gidiş şeridi bulunan yolda sağda görünür olarak duran davalının panelvanının arka kısımlarına önlemsizce çarparak kazanın olusumuna sebebivet verdiği, bu eyleminin hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak başlıklı KTK m.52/b hükmüne aykırılık teşkil ettiği ve kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğu, davalı sürücünün sevk ve idaresindeki---- plakalı panelvan kamyoneti ile kaza mahalli olan yerleşim yeri içi -------. Sokak olarak isimlendirilen paralel şerit çizgileri ile bölünmüş olan yolun sağında dörtlü flaşörlerini yakarak duraklamakta iken geriden gelen davacı motosiklet sürücüsünün önlemsizce gelip panelvanın arka kısımlarına çarpmış olmasına maruz kaldığı olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, denetime elverişli görülen bilirkişi raporunun ve dosyaya sunulan uzman görüşünün de bu yönde olduğu, davacı tarafça kaza tespit tutanağı ile rapor arasında çelişki olduğu belirtilmiş ise de davalı sürücünün eyleminin park etme olmayıp duraklama olduğu, mahalde duraklama yasağına dair bir işaretlemenin bulunmadığı, trafik kazası tespit tutanağında işaretlenmiş olduğu dönemeçlerde işaretleme olsun veya olmasın 2918 sy. KTK nun 60-e maddesine göre görüşün yetersiz olduğu dönemeçlerde duraklamak yasaklanmış iken, kaza mahalli olan sola dönemeçte görüşü oldukça açık olduğu bu nedenle yasaklama dahilinde değerlendirilemeyeceği ve mahalde duraklamanın oluşturduğu tehlikenin trafiğin olağan güçlüklerinin ötesinde kazada etkisinin olmadığı, davalı sürücünün geriden gelerek aracının arka kısımlarına çarpmasına karşı yapmış olduğu dörtlü ikaz lambalarının haricinde alabileceği bir tedbirde bulunmadığı bu sebeple tespit tutanağındaki hususun da hatalı olduğu, tespit tutanağına itibar edilemeyeceği ve çelişkinin de söz konusu olmadığı, davacının tazminat taleplerinin TBK m.49, KTK m.85 ve 91 hükümlerine dayandığı ve davalı sürücüye kusur atfedilmemesi sebebiyle haksız fiil ve buna bağlı olarak KTK hükümlerine dayalı tazminat talebinde bulunulamayacağı kanaatine varılarak davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının Maddi ve Manevi Tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin ödenen 80,70 TL peşin harç ile 170,77 TL tamamlama harcı toplamı 251,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 480,53 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafça yapılmış yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Maddi tazminat talebi yönünden, avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,4-Manevi tazminat talebi yönünden, Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarihli------ sayılı kararı uyarınca davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,6-Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.