Yargıtay bozması sonrası, kadastro tespitine itiraz davasında, eksik taraf teşkilinin sağlanması, geçmiş tarihli hava fotoğrafları ve uzman bilirkişi raporlarıyla taşınmazların orman ve mera vasfı ile zilyetlik durumunun yeniden belirlenerek Hazine adına tesciline hükmedilmesi.
8. Hukuk Dairesi         2023/4632 E.  ,  2025/7043 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2019/42 E., 2023/24 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı-davalı ... vekili ve davacı-davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca büyükşehir belediyesi sınırları tüm ilin idari sınırları olacak şekilde genişletilmiş olduğu halde, ... davaya dahil edilmeden, taraf koşulu sağlanmaksızın karar verildiği, diğer taraftan İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, dava konusu taşınmaz, kadastro tespiti sırasında kadimden beri köy halkının kullanımında olduğu belirtilerek mera vasfı ile sınırlandırıldığı ve keşif sırasında komşu mahalle halkından dinlenen mahalli bilirkişinin taşınmazın mera olup olmadığı yönünde bilgisi bulunmadığını beyan ettiği halde mahkemece bu beyan ile yetinilerek, taşınmazın öncesi hakkında bilgisi bulunan komşu mahalle bilirkişileri araştırılıp beyanlarına başvurulmadığı, bunun yanında taşınmazın niteliğini, kullanım durumunu ve taşınmaz üzerinde bir zilyetlik mevcut ise bunun süresini en iyi belirleme yöntemi olan hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmadığı, hava fotoğrafı incelemesi alanında uzman olmayan orman bilirkişi marifeti ile yalnızca taşınmazın orman olup olmadığına yönelik inceleme ile yetinildiği, ziraat bilirkişinin temyize konu taşınmaz bölümlerinin, taşınmazın diğer bölümlerinden ne şekilde ayrıldığını, taşınmazın temyize konu bölümleri ile diğer bölümleri arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını ortaya koymayan soyut nitelikteki raporuna itibar edilerek, bilirkişi ve tanıkların taşınmaz üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğe yönelik maddi olaylara dayanmayan ve ayrıntı içermeyen soyut beyanlarına dayalı olarak karar verildiği, öte yandan davacılardan ...’in dayandığı Tire Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/164 Esas, 1999/313 Karar sayılı men'i müdahale kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmadığı gibi anılan dava dosyasında Hazine taraf olmadığına göre Hazine yönünden sözü edilen kararın bağlayıcılığının bulunmadığının da göz önünde bulundurulmadığı açıklanarak, öncelikle 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca taraf teşkilinin sağlanması, bundan sonra çekişmeli taşınmazlara ait kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları getirtilerek yöntemince mera ve zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... uzman bilirkişi heyeti tarafından hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, dava konusu 3 84... parsel sayılı taşınmazın krokide A, B, C ve D harfleri ile gösterilen kısımların tamamımın üzerinde funda ve maki florası olmayan, tek yıllık ot ve otsu bitkisi bulunan hali arazi vasfında olduğu, mera vasfındaki arazilerin devamı niteliğinde olduğu, 1990 yılından sonra meranın açılması ile elde edilen yerlerden olduğunun belirlendiği, meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler olup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, doğal arazi meyilinin %12'den fazla olup toprak muhafaza karakteri taşıdığı, 1961 yılı basımı en eski tarihli memleket haritasında büyük bölümünün üzerinde yapraklı ağaç ve çalılık rumuzu bulunan yeşil renkli alanlar içerisinde kaldığı, üzerinde kapalılık teşkil eden, kısmen küme ve grup halinde orman ağaç ve ağaçcıkları bulunan eylemli orman vasfında olduğu, çevresindeki ormanın devam niteliğinde olduğu, orman sayılan yerlerden olduğu ve mera özelliği taşımadığı ..." gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne, dava konusu 1 01... parselde kayıtlı taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, dava konusu 3 84... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı-davalı ... vekili ve davacı-davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun ) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı-davalı ... vekili ve davacı-davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.