Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde açılan marka hükümsüzlüğü davasında, davacının tanınmış marka iddiası ve davalının tescilli markasının kötü niyetle kullanımına yönelik talepler incelenerek ihtiyati tedbir ve sicilden terkin istenmiştir.
Özet: Davacı şirket, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış olduğunu iddia ettiği markasına kötü niyetli bir şekilde benzer tescil edilen davalıya ait markanın hükümsüzlüğünü ve tescilli olduğu tüm sınıflardan veya en azından kendi markasının tescilli olduğu 24, 25 ve 35. sınıflardan terkinini talep etmiş; davalı ise markasının davacı markasıyla benzer olmadığını, tanınmışlık iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve kötü niyetle hareket etmediğini savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise davacı markasının tanınmışlık koşullarını değerlendirmek için dosyada yeterli belge bulunmadığı ve nihai kararın mahkemeye ait olduğu ifade edilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/209 EsasKARAR NO : 2026/5DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 13/11/2023KARAR TARİHİ : 16/01/2026KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/02/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkillerinin “...” markası 11.12.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ... tescil numarası ile tescil edildiğini ve 19.08.2022 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle yenilendiğini, “...” markası 07.11.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere .... tescil numarası ile tescil edildiğini ve 24.02.2023 tarihinde birleşme işlemi yapılarak marka sahibi olarak müvekkilleri firmanın kaydedildiğini, müvekkilleri firmanın kurucusu/ortağı/yetkilisi .... Mısır'da mukim bulunan .... şirketinin de kurucusu olduğunu, ..... markalarının başvuruları ile ... markası uluslararası platformda birçok ülkede tescil edildiğini, ..... markasının ulusal mevzuat hükümleri ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası anlaşmalar anlamında tanınmış marka özelliğini haiz olduğunu, müvekkilleri şirketler ile benzer sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından TürkPatent nezdinde “......” ibareli markanın tescili talebinde bulunulduğunu ve söz konusu başvuru 28.09.2021 tarih ... sayı ile tescil edildiğini, davalı bu tescili ile dava konusu markayı seçmede müvekkillerinin tanınmış markasının itibarından yararlanma amacı güttüğünü, müvekkillerinin ..... markası 24, 25 ve 35. sınıflarda tescilli ve karşı tarafın harabati markası 24, 25, 27, 29, 30, 35, 36 ve 37. sınıflarda tescilli olduğunu, davalı yanın müvekkilleri markasının tescilli olduğu 24, 25 ve 35. sınıflarda aynen tescil ettirdiğini, davalıya ait markanın Türk Patent Ve Marka Kurumu kayıtlarına ihtiyati tedbir konularak söz konusu markanın üçüncü kişilere devir ve temlik edilmesinin, lisans ve rehin verilmesinin ve sair haklarla kısıtlanmasının önlenmesine ve yine yargılama sonunda verilecek esas hükmün kesinleşmesine kadar davalının tescilli markasının işbu dava açıldıktan sonra tescil kapsamındaki ürünler üzerinde kullanılmaya başlanması durumunda kullanımın önlenmesi ve durdurulması husususun da ihtiyati tedbir verilmesini, davalı adına 28.09.2021 tarih .... sayı ile tescil edilmiş bulunan “.... ” markasının hükümsüzlüğüne ve markanın sicilden terkinine karar verilmesini, mahkemece markanın tüm sınıflar için terkinine karar verilmemesi durumunda 24, 25 ve 35. sınıflardan terkinine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı taraf tanınmış markaların korumasından faydalanmak için algı yaratmaya çalıştığını, SMK madde 6/5'in gerekçesinde markanın tanınma derecesinin tespiti hususunda, markanın hitap ettiği toplumun ilgili kesiminin dikkate alınacağı üzerinde durulduğunu, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 11.04.2017 tarihli kararında "..." markasını "..." markasına karşı, düşük tanınmışlık düzeyi dolayısıyla ilgili markanın kötü niyetli olamayacağı gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terki için verilen davanın reddi kararını onadığını, bu açıklamalardan hareketle müvekkilin, davacıya ait markayı bilmiyor olması hayatın olağan akışına uygundur ve söz konusu markanın bilinirliğinden yararlanmadığının kanıtı olduğunu, dolayısıyla somut olayda müvekkile karşı kötü niyet iddiasında bulunulamayacağını, markayı iki unsur olarak algılamanın mümkün olmayacağını, bundan yola çıkarak markayı unsurlara bölmek ve bu unsurlardan yalnızca birine yönelik logo kullanmak markayı tam anlamıyla tanımlanamayacağını, . ....” ve “...” markaları, davacı tarafın dilekçesinde belirttiği şekilde ve sürede kullanılmakta olduğundan bu isimle bilindiğini, söz konusu markayı unsurlara ayırmak yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda yanlış bir yaklaşım olacağını, dolayısıyla “....” ve “...” markasını ayrılamaz bir bütün olarak değerlendirildiğinde müvekkilin “....” markası ile aynı ya da benzer olduğunu kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle davacı yanca açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı ve davalı adına tescilli markaların sicil kayıtları celp olunmuştur. Dosya, davalı yana ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 05/07/2024 tarihli kök raporu ile, "tanınmış markaya ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için dosyada yeterli belge olmadığından, davacı markasının SMK m.6/4 kapsamında tanınmışlığına dair bir değerlendirme yapılamadığı, davacı markasının tanınmışlığının sektörel açıdan teyidi bakımından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olmak üzere, davacı markasının ilgili sektör olan tekstil sektöründe SMK m.6/5 kapsamında belirli bir tanınmışlığa erişmiş olduğu değerlendirilmekte olduğundan SMK. m.6/5’te sayılan hükümsüzlüğe ilişkin koşulların gerçekleşeceğinin kabulü mümkün olup, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemenize ait olduğu, davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Mahkemenize ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Mahkememizin 05/02/2025 tarihli celsesi ile mevcut bilirkişiye bir sektör bilirkişisi eklenmek suretiyle SMK 6/5 kapsamında tanınmışlık iddiasına ilişkin ek rapor tanzim edilmesi amacıyla dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 10/07/2025 tarihli raporu ile, "Davacıya ait söz konusu dayanak “....” ibareli markaların sektörel düzeyde (tekstil) tanınmışlık kriterlerini karşıladığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Dava, davalı adına kayıtlı .... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir.SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Somut olayda, davacı tarafa ait “...” markası ... tescil numarası ve “....” markasının .... tescil numarası ile tescilli olduğu, davalının ... tescil numaralı "..." ibareli markasının olduğu, taraf markaları açısından 27/29/30/36/37. Sınıflar açısından farklılık olduğu, taraf markaları açısından 24 ve 25. Sınıf kapsamında sınıfsal ayniyet olduğu ve aynı zamanda 24 ve 25. Sınıf emtia listeleri bakımından, bir kısım emtialar açısından da içerik ayniyetinin bulunduğu, “kampçılar için uyku tulumları” emtiası açısından benzerliğin söz konusu olduğu, taraf markaları açısından 35. Sınıf kapsamında sınıfsal ayniyet olmakla birlikte, aynı zamanda 35 Sınıf hizmet listesi bakımından bir kısım hizmetler açısından içerik ayniyetinin bulunduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.Davacının her iki markasında da öne çıkarılan ve vurgulanan unsur “...” ibaresi olduğu, markaların asıl ve ayırtedici unsuru olduğu, Mavi renkte ve büyük harflerle yazıldığı, davacının ... no.lu markasında yer alan ve nispeten daha küçük şekilde yazılı olduğu görülen “...” ibaresi Tekstil sektöründe kullanılan bir terim olup Türk Dil Kurumu tarafından "giysi yapılan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş, blucin" tanımladığı ve Tasvir edici tanımlayıcı nitelik arz etttiği, “...” ibaresinin ise Türkçe’de herhangi bir anlam ifade etmediği, davacının ... no.lu markasında yer alan ve “...” ibaresine göre nispeten daha ince şekilde yazılı olduğu görülen “...” ibaresi, ortalama tüketici tarafından “...” olarak algılanacak ve markada esas ve ayırt edici unsur olan“...” tarafından sunulan “hizmetin/malın düzenlendiği yer ya da kaynak olarak algılandığı ve dolayısıyla markada ayırtediciliğe katkısı olmakla birlikte sınırlı bir katkısının olduğu, Davalıya ait marka ise ...” ibaresinden oluşan bir kelime markası olduğu, Markanın asıl ve ayırtedici unsurunu “...” ibaresi olduğu, TDK tarafından“Maddi şeylere değer vermediği için üstüne başına özenmeyen, eline geçen parayı içkiye ve eğlenceye harcayıp ailesini ihmal eden (kimse)” olarak tanımlandığı, sonuç itibariyle, gözde bıraktıkları genel intiba nazara alındığında, taraf markalarının asıl ve ayırt edici unsur olan “...”, “.... ibareleri açısından benzerlik arz ettikleri, Davalı markasının Davacı markası içinde aynı şekilde yer aldığı, sondaki “...” ve“...” harflerinin farklılığının, markalar arasında ayırtedicilik sağlamak açısından yeterli olmadığı, markaların bir bütün halindeki kompozisyonları nedeniyle, benzer algılandıkları ve farklı marka algısı yaratmadıkları, görsel açıdan benzedikleri ve iltibasa sebebiyet vereceği sonucuna ulaşılmıştır.“...”, “.... ibareleri açısından markalar arasında sesçil/işitsel benzerlik söz konusudur. İşitsel/sesçil açıdan markaların farklılaşmadığı genel anlamda iltibasın oluşacağı kanaatine varılmıştır.Bu değerlendirmelerle, davalı markasının tanımlayıcı nitelikte olmadığı ve seçiminde bir zorunluluk bulunmadığı, davalının pek çok seçenek özgürlüğü varken davacı markasına yakın bir marka oluşturmuş olmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, markaların belirtilen yönleriyle benzer olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı aynı zamanda hükümsüzlük talepleri bakımından tanınmışlık iddiasında bulunmuştur. Tanınmışlık hukukumuzda SMK 6/4 ve 5.fıkralarında düzenlenmiştir. Buna göre: "Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.", "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir."Davacı markasının tanınmışlığı iddiası kapsamında alınan ek bilirkişi raporunda, tanınmış marka değerlendirmesine esas teşkil eden yatırım tutarı, reklam, promosyon, medya görünürlüğü, sektörel faaliyetler ve pazarlama belgeleri incelendiğinde; yoğun, sürekli ve sistematik tanıtım faaliyetleri yürütüldüğü ve ilgili sektörel kesim nezdinde bilinirlik düzeyinin yüksek olduğu gözlemlenmektedir. Davacıya ait söz konusu “.... ” ibareli markaların sektörel düzeyde (tekstil) tanınmışlık kriterlerini karşıladığı tespit ve değerlendirilmesi karşısında bilirkişi raporunda tespiti yapılan 24, 25 ve 35. Sınıflarda bir kısım emtialar yönünden SMK 6/1 ve SMK 6/5 maddeleri gereğince hükümsüzlük şartları oluşmakla davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, davacının markasından haksız yarar sağlama iddiasının söz konusu olamayacağı ve bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescilliği olduğu 24. Sınıfta yer alan; "Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları." emtialarında 25. Sınıfta yer alan; Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, Çoraplar, fularlar, Şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." emtiaları 35. Sınıfta yer alan; Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ve ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, Muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için... Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer vöntemler ile sağlanabilir)" emtiaları ve hizmetleri bakımından KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen hükümsüzlük talebi yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan 12.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 570,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 12.570,50 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 6.285,25 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafça yatırılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 539,70 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır