2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, yük nakliyesi hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ve faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bu itirazın iptali davası, davacının davalıya sunduğu yük nakliye hizmetlerinden kaynaklanan ödenmemiş faturalara dayanmaktadır; davacı tarafından başlatılan icra takibine davalı haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş, yapılan bilirkişi incelemesiyle davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, faturaların ticari kayıtlarda yer aldığı ve davalının yasal süresinde itiraz etmediği, 127.600,00 TL borcun doğruluğu tespit edilmiş olup, davacı itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talep etmiştir.

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/400 Esas - 2026/101

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/400 Esas
KARAR NO : 2026/101
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/05/2025
KARAR TARİHİ : 10/02/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı arasında yük nakliyesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalının Malatya-Hakkari arası nakliyelerini gerçekleştirdiğini ve bu nakliyelere ilişkin faturalar düzenlediğini, ancak davalı tarafın sürekli oyalamasına rağmen ödeme yapmadığını, bu sebeple davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının bu takibe yetki ve borca haksız olarak itiraz ettiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca para borçlarının alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğinden ve söz konusu borcun faturaya dayalı götürülecek bir borç olması nedeniyle davalının yetkisizlik iddiasının yerinde olmadığını, davalının borca itirazının da haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili ile davalı arasında nakliye işi için anlaşıldığını, Karayolları Genel Müdürlüğünden taşıma yol izin belgesi alındığını, taşıma işi gerçekleştikten sonra davalı firma yetkilisi tarafından fatura düzenlenebilmesi adına fatura bilgilerinin gönderildiğini, müvekkili tarafından 18.10.2024 ve 24.11.2024 tarihli iki adet e-fatura düzenlendiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre faturaların davalının e-fatura sistemine kaydedildiğini ve yasal sekiz günlük süre içinde itiraz edilmediğinden davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, bu hususun Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, davalının borca itirazları tamamen hukuksuz olduğunu ve maddi gerçeği yansıtmadığını, bu durumun tarafların ticari kayıtlarının incelenmesi neticesinde ortaya çıkacağını, davalının borca itiraz ederken faturalarla ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi sunmadığını, HMK md. 222 gereğince tarafların ticari kayıtlarının/defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini, yük taşımacılığı faturalarına KDV tevkifatı uygulandığını ve davalı şirketin bağlı bulunduğu Seğmenler Vergi Dairesi'nden ilgili faturalara ilişkin KDV2 beyannamesinin düzenlenip düzenlenmediğinin sorulmasını talep ettiklerini, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olması sebebiyle başvuruda bulunduklarını ancak yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını, davalının icra takibine alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla haksız olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerle itirazın iptalini ve kötüniyetli olarak yapmış olduğu itiraz sebebiyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
02/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının 2024 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikinin (mücbir sebep kapsamında) yasal süresinde ve usulüne uygun olarak yapıldığı, Envanter defterinin de yasal süresinde ve usulüne uygun olarak yapıldığı, dava konusu 18.10.2024 tarihli EFA2024000000000290 Nolu 81.200,00 TL tutarlı ve 24.11.2024 tarihli EFA20240000000333 nolu 46.400,00 TL tutarlı faturaların davacının ticari defterlerin de kayıtlı olduğu, dava konusu faturalar ile karşılaştırmalı alış satış raporundaki davacının satış faturaları tutarları birbirleri ile uyumlu olduğu, söz konusu faturalar için yasal süresinde itiraz ve iptaline ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığı, ... 6.Genel İcra Dairesi 2025/ 27235 Esas sayılı İcra dosyasındaki alacak kalemleri ile davacının ticari kayıtlarındaki alacak bakiyesinin 127.600,00 TL birebir uyumlu olduğu, davacının ticari kayıtlarına göre davalının 127.600,00 TL borç bakiyesinin kaldığı tespit edilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı takip nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. HMK’nın 222. maddesine göre; ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. ( Yargıtay 11.HD'nin tarih ve 2020/2505 E. - 2022/2800 K. sayılı ilamı )
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak, sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Lakin; adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse artık bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.( Yargıtay 11. HD'nin 19.12.2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. sayılı ilamı ) Bir başka ifade ile faturanın davalının ticarî defterlerinde kayıtlı olması bu fatura içeriği malları teslim aldığına dair karine oluşur.(Yargıtay 19. HD'nin 14.10.2019 tarih ve 2018/29 E. - 2019/4749 K. Sayılı ilamı)
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında davacının ticari defterlerinin VUK ile TTK hükümlerine uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, takibe konu faturaların davacı ticari defterlerine işlendiği, faturaya süresinde usulüne uygun itirazda bulunulmadığı, davacının icra takibine konu fatura karşılığı ve fatura tutarında alacaklı olduğunu ispat ettiği, defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmadığı, davalı borçlunun takibe itirazında haksız olup faturaya dayalı takibe konu alacağın takip tarihi itibariyle hesaplanabilir ( likit ) olduğu cihetiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın kabulü ile,.... .... .... esas sayılı dosya kapsamında yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına,
2-Alacağın likit olması sebebi ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 25.520,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 8.716,36 TL harçtan peşin alınan 2.179,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.537,27 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 2.179,09 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 5.767,90 TL ( ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026