İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinde, enerji altyapısına haksız eylemle verilen zarar kaynaklı itirazın iptali davası, borcun ödenmesi sebebiyle reddedildi.
Özet: Davacı enerji dağıtım şirketinin, davalı tarafından altyapısına verilen zararın onarım bedeli ve kayıplarının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davada, davalının borcun icra takibinden önce ödendiği savunması üzerine mahkeme, davalı şirket tarafından takip tarihinden önce ödeme yapıldığını tespit ederek, zararın devam etmediği gerekçesiyle itirazın iptali davasını reddetmiş, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/674 EsasKARAR NO :2026/131DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ:22/09/2025KARAR TARİHİ:17/02/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından 20/10/2022 tarihinde belirtilen adresinde tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirket tarafından giderildiğini, iş bu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik bedeli, dağıtılamayan enerji bedeli ve eşik kesinti süresi aşımı bedeli gibi bedellerin zarar verenlerden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 3.264,50-TL borcun davalı yana tahakkuk ettirildiğini, davalı tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine icra takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalının borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu belirterek; davalının itirazının iptali ile takibin devamına, hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödenmesine, davalı aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, arabuluculuk ücreti yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu dosya borcunun takip öncesinden davacının kurumsal hesabına ödendiğini, davacının ödemeden sonra icra takibinin başlattığını, müvekkili kurumun borcunun kalmadığını belirterek; davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davacının faiz, icra inkar tazminatı ve sair tüm istemlerinin reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava: Haksız eylemden kaynaklanan zarar nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlık; davalılar tarafından gerçekleştirilen kazı çalışmaları neticesinde, davacıya ait alt yapıya zarar verildiği ve bunun tazminin mümkün olup, olamayacağı iddiasına ilişkindir. Türk Borçlar Kanun 49. Maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem nedeniyle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır. Açıklamalar ışığında haksız fiil neticesinde ortaya çıkan zararın tazmini için öncelikle kusurun; ardından gerçek zararın tespiti önem arz eder.Somut olayda, davacı şirket tarafından davaya konu adreste ve tarihte gerçekleşen olaya ilişkin davalı şirkete dava açılmadan önce başvuruda bulunulması üzerine davalı şirket tarafından kendisine zarar giderim bedeli adı altında 01/02/2023 tarihinde ödeme yapılmış olup takip tarihinin ise 04/09/2023 tarihi olduğu anlaşılmakla bu aşamadan sonra zararın devam ettiğinin kabulü mümkün olmayıp davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Gerekçesi açıklanacağı üzere;1-Davanın REDDİNE 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 732,00-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 2.688,34-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,Davalının yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı davanın miktarı ve niteliği itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.17/02/2026 Katip ...e-imzalıdır. Hakim ..e-imzalıdır.