Kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmayan yerlerde, orman niteliğindeki taşınmazların tespiti ve tescilinde memleket haritası ve uzman bilirkişi incelemesi gerekliliğini vurgulayan Yargıtay bozma kararı.
Özet: Bu içtihat metni, kadastro sırasında fındık bahçesi olarak tespit edilen ancak Orman İdaresi tarafından orman olduğu iddia edilen taşınmazlar hakkındaki uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin kesinleşmiş orman kadastrosu olmayan bir bölgede hatalı hüküm kurması üzerine verilen Yargıtay bozma kararını içermekte olup; Yargıtay, orman kadastrosu tamamlanmamış alanlarda taşınmazın orman vasfının belirlenmesi için eski tarihli memleket haritaları, hava fotoğrafları, amenajman planları gibi belgelerin, konusunda uzman orman mühendisi ve fen bilirkişisi marifetiyle yerinde uygulanması, 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı kanunlar çerçevesinde incelenmesi, orman toprağının dahi orman sayılacağı ilkesinin gözetilmesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla tapu ve zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı yönündeki kanuni değişikliklerin dikkate alınarak yeniden keşif ve inceleme yapılması gerektiğini detaylıca açıklamaktadır.
8. Hukuk Dairesi         2023/5805 E.  ,  2025/6720 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2018/7 E., 2023/8 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 38... , 2 ve 16 parsel sayılı sırasıyla 10.175,34 metrekare 7.810,02 metrekare ve 3.067.66 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, fındık bahçesi vasfıyla, 1937 tarih ve 122 tahrir numaralı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman ve orman toprağı olduğunu ileri sürerek davalılar adına yapılan tespitin iptali ile orman vasfı ile tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2014 tarihli ve 2004/302 Esas, 2014/50 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile fen bilirkişi raporunda dava konusu 1 38... sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen kısmının orman vasfıyla (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısmının tespit gibi; 1 38... sayılı parselin (A) ve (A1) ile gösterilen kısmının orman vasfıyla, (B) harfi ile gösterilen kısmının tespit gibi; 1 38... sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen kısmının orman vasfıyla Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen kısmının tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından reddedilen bölümlere yönelik olarak temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.09.2018 tarihli ve 2018/436 Esas, 2018/5831 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece usul ve kanuna aykırı olarak hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; davaya konu taşınmazların bulunduğu yörede kesinleşmiş bir orman kadastrosunun bulunmamasına rağmen mahkemece varmış gibi uygulama yapılmıştır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785, 5658, 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Orman Kanunu’nun (3116 sayılı Kanun) sadece hangi nitelikteki taşınmazların Devlet ormanı sayılacağını göstermiş ve Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngörmüştür. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Orman Kanunu'na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanun’un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun'la (5658 sayılı Kanun) iadeye tâbi tutulmuş ve iadenin koşulları aynı kanunda gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen bilirkişisi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K., 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K., 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli); kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
2. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulüne, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 20.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 1 38... sayılı parselin (1/A) harfi ile gösterilen 5.572,26 metrekarelik kısmının orman vasfıyla, (1/B) harfi ile gösterilen kısmının tespit gibi; 1 38... sayılı parselin (2/A1) ve (2/A2) ile gösterilen 1.871, 39... .132,80 metrekarelik kısımlarının orman vasfıyla, (2/B) harfi ile gösterilen kısmının tespit gibi; 1 38... sayılı parselin (16/A) harfi ile gösterilen 676,22 metrekarelik kısmının orman vasfıyla, Hazine adına tesciline, (16/B) harfi ile gösterilen 2.391,41 metrekarelik kısmının tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların evveliyatı itibarı ile orman vasfı ile Hazineye ait bulunan taşınmazlar olduğunu, evveliyatından bu yana orman bulunması nedeniyle özel mülkiyete konu olması, zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olmadığını, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Öncelikle, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarih ve 1/9 sayılı YİBK).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak oluşabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu doğabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturmaktadır (04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2014 tarihli ve 2004/302 Esas, 2014/50 Karar sayılı kararıyla, dava konusu 1 38... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 7.235,80 metrekarelik kısmının, 1 38... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 3.395,71 metrekarelik ve (A1) harfi ile gösterilen 1.171,53 metrekarelik kısımlar ile 1 38... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 214,47 metrekarelik kısmın orman vasfıyla Hazine adına, geriye kalan kısımların tespit gibi tesciline dair kararının sadece davacı ... İdaresi vekili tarafından reddedilen kısımlara yönelik temyiz edilmesi ve temyiz incelemesinin Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapıldığı anlaşılmakta olup, hükmü temyiz etmeyen davalılar yönünden bu karar kesinleşmiş ve diğer taraf yararına da bu yönde usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince kurulan son hükmün incelenmesinde; dava konusu 1 38... sayılı parselin (1/A) harfi ile gösterilen (5.572,26) metrekarelik kısmının, 1 38... sayılı parselin (2/A1) ve (2/A2) ile gösterilen 1.871, 39... .132,80 metrekarelik kısımlarının, 1 38... sayılı parselin (16/A) harfi ile gösterilen 676,22 metrekarelik kısmının orman vasfıyla, geriye kalan kısımların ise tespit gibi tescili yönünde hüküm kurulmuş olup bozma ilamına uyularak oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edilmeksizin davacı ... İdaresi aleyhine orman alanlarının yüzölçümlerinin daraltılarak daha azına hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.