İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, inançlı işlem kapsamında davalıya devredilen taşınmazın tapu iptali ve davacı adına tescili talebinin onanmasına ilişkin karar.
Özet: Davacı, kocasının inşaat işi için davalıya kredi temin etmesi amacıyla taşınmazını devrettiğini, bu işlemin aslında bir inançlı işlem olduğunu, devir bedelinin davalıya elden teslim edildiğine dair imzalı dekont ve davalının satışın anlaşmalı olup ölümü halinde davacının eşine iade edileceğini belirtir yazılı belgesi bulunduğunu, taşınmazı halen kullanmasına rağmen davalının iadeye yanaşmaması üzerine tapu iptali ve tescil talep etmiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalının imzalı belgeleri, tanık beyanları ve davacının taşınmazda ikametini sürdürmesi gibi delillerle inançlı işlem iddiasının kanıtlandığını kabul ederek davanın kabulüne karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/255 E., 2023/1397 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/249 E., 2021/586 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, davacı vekilinin duruşma isteğinde bulunması üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, duruşma isteyen davacı vekili Avukat ... ile temyiz eden davalı vekili Avukat................ geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacının kocası...........dan inşaat işi yapacağı gerekçesiyle para istediğini, bunun üzerine .........'nın davalının .............ndan kredi çekebilmesi için davacıya ait 37 numaralı bağımsız bölümü davalıya devrettiğini, davacıya ödenen bedelin aynı gün çekilip davalıya teslim edildiğini bu hususun da davalı tarafından dekonta yazıldığını, diğer yandan davalı tarafından imzalanan 24.08.2018 tarihli belgede de 37 numaralı daireye ilişkin satışın anlaşmalı satış olduğu, ölümü halinde ...........ye geri verileceğinin yazıldığını, devirden sonra da taşınmazın davacı tarafça kullanılmasına rağmen davalının taşınmaz üzerine haciz koydurup taşınmazı geri vermeye yanaşmadığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı 37 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın tamamının davacı adına kayıtlı iken 03.05.2018 tarihinde davalıya devredildiği ve 04.05.2018 düzenleme tarihli .............na ait davacının adının yer aldığı 287.500,00 TL'lik banka dekontunda da parayı elden teslim aldığına dair davalının isim ve imzasının bulunduğu ve ayrıca davacı tarafından dava dilekçesine ek sunulan 24.08.2018 tarihli davalının adı ve imzasını içeren belgede davaya konu taşınmaza yönelik olarak taşınmazın ............. ile aralarında yapılan anlaşmalı satış işlemi olduğu ve ölümü halinde dairenin .............ya geri verilmesini vasiyet ettiğinin belirtildiği, bu hususta dosya içerisinde bulunan davalı adına sunulan vekaletnamedeki davalının imzası ile banka dekontu ve satış işleminin anlaşmalı olduğuna yönelik belge altındaki imzanın aynı olduğu ve söz konusu imzanın basit bir imza olmayıp taklidi zor, kendine özgü niteliğinin bulunduğu hususu ile bu noktada Mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek tarzda aşırı şekilci davranmamaları gerektiği hususu da gözetilip dinlenen tanık beyanları ile davacının hala davaya konu taşınmazda ikamet ettiği hususu da dikkate alınarak davaya konu taşınmazın davalı ile davacının eşi arasındaki anlaşmadan mütevellit daha sonra tekrar davalı tarafından davacıya devir edilmesi amacıyla davacı tarafından davalıya devredildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamına göre davacı tarafın inançlı işlem hukuksal nedenine dayandığı, davaya konu taşınmazın davacı adına kayıtlı iken 03.05.2018 tarihinde davalıya devredildiği, 04.05.2018 düzenleme tarihli banka dekontunda davacı tarafından çekilen 287.500,00 TL'nin elden davalıya teslim edildiği, bu hususun davalı tarafından dekontun altına parayı elden teslim aldığına dair imzalı beyanda bulunulmuş olmasından anlaşıldığı gibi ayrıca davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan 24.08.2018 tarihli davalının adı ve imzasını içeren belgede davaya konu taşınmaza yönelik olarak taşınmazın davacının eşi ...ile aralarında yapılan anlaşmalı satış işlemi olduğu, ölümü halinde dairenin ...'ya geri verilmesini vasiyet ettiği yönünde imzası inkar edilmeyen belgede de açıkça belirtildiği gibi tanık anlatımlarıyla da bu hususların doğrulandığı gözetildiğinde davacı tarafın inançlı işleme yönelik iddiasının kuşkuya yer verilmeyecek şekilde kanıtlandığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı ve kocasının konuyla ilgili daha önce de davalı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, şikayet sonucu takipsizlik kararı verildiğini, dava konusu taşınmazın ticari bir alışverişten kaynaklı olarak davalı tarafından satın alındığını, eldeki davanın muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu, bu nedenle de yanlış karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 37 numaralı bağımsız bölüm davacı adına kayıtlı iken satış ve ipotek tesisi suretiyle davalı adına 03.05.2018 tarihinde devredildiği anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınmasına,Aşağıda yazılı 33.301,13 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.