Mirasbırakan babanın taşınmazlarını mirasçılardan mal kaçırma amaçlı muvazaalı devri iddiasıyla açılan tapu iptali, tescil ve tenkis davasında temyiz kesinlik sınırı.
Özet: Davacının, mirasbırakan babasının taşınmazlarını mirasçılardan mal kaçırma kastıyla muvazaalı olarak diğer mirasçıya devrettiği iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil yahut tenkis davasında, ilk derece mahkemesinin başlangıçta davanın kabulüne karar vermesi üzerine, bölge adliye mahkemesince eksik inceleme nedeniyle bozularak dosyanın geri gönderilmesiyle, yeniden yapılan yargılamada mirasbırakanın mal kaçırma kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karar istinaf yoluyla onanmış, ancak davacı vekilinin kararı temyiz talebi miktar itibarıyla kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle reddedilmiş olup, davacı bu red kararına karşı da temyiz yoluna başvurmuştur.
1. Hukuk Dairesi         2025/4929 E.  ,  2025/4597 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/207 E., 2025/210 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/40 E., 2024/346 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı ...; mirasbırakan babası ... ..........’ın 2 03... , 2 01... , 7 79... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını ve 1 92... parseldeki 42 nolu bağımsız bölümdeki 1/2 payını davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiğini, maddi durumu iyi olan mirasbırakanın taşınmazları satmayı gerektirir bir durumunun olmadığını, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmadığı takdirde tenkisini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı ...; asıl davadaki aynı iddialarla mirasbırakan babasının dava konusu 2 03... , 2 01... , 7 79... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını ve 1 92... parseldeki 42 nolu bağımsız bölümdeki paylarını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalıya devrettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı; iddiaların doğru olmadığını, mühendis olup dava konusu taşınmazları satın alacak ekonomik gücünün bulunduğunu, mirasbırakan babasının yüklenici olarak yaptığı işler sebebiyle nakite ihtiyaç duyması halinde bazen taşınmazlarını satışa çıkardığını, ayrıca davalı ...'in mirasbırakanın çocuğu olmayan kardeşi ............a evlatlık olarak verildiğini, davalı ...'in amcası ..........'un da tüm miras malına sahip olduğunu, mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla değil çocukları arasında denge oluşturmak ve kendi ticari faaliyetlerine finans sağlamak amacıyla bedeli karşılığında taşınmazlarını devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2020/213 Esas, 2022/208 Karar sayılı kararıyla; temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.01.2023 tarihli ve 2022/1822 Esas, 2023/75 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakan tarafından davacılara taşınmaz devri yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, temlik dışı taşınmazların ve mirasbırakanın tüm malvarlığının değeri tespit edilerek dava konusu taşınmazların değerinin tüm malvarlığına oranının belirlenmesi ve mirasbırakanın temlikteki iradesinin açıkça ortaya konulması gerektiği, eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle hüküm ortadan kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakanın temlik edilen dava konusu taşınmazlar dışında başkaca taşınmazlarının da bulunduğu, temlik tarihindeki malvarlığı değerleri toplamı nazara alındığında dava konusu temlikin makul sınırda kaldığı, dinlenen tanık beyanları ile mirasbırakanın esasen mirasını paylaştırma kastı ile hareket ettiğinin anlaşıldığı, mal kaçırma kastıyla hareket ettiği iddiasının davacılar tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2025 tarihli asıl kararı ile; İlk Derece Mahkemesince muris muvazaası ve tenkis talepleri yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapıldığı, yeterli ve doyurucu bir gerekçenin oluşturulduğu, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi 12.02.2025 tarihli ek kararla, asıl ve birleştirilen davada her bir davacının miras payına isabet eden 182.675,00 TL'nin karar tarihi olan 2025 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin değerden reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı vekili ek kararı temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince ek kararla miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, terditli tenkis talebi yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, Mahkemece davacının evlatlık ilişkisi sebebiyle amcasının mirasından da pay aldığı gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, davacıya temlik edilen taşınmazın mirasbırakan tarafından değil evlatlık verildiği amcası tarafından temlik edildiğini, amcası tarafından temlik edilen taşınmazların hükme esas alınamayacağını, mirasbırakanın malvarlığının önemli ve en değerli bölümünü davalıya temlik ettiğini, temliklerin muvazaalı olduğunu, satış bedellerinin çok düşük olduğunu, mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının bulunmadığını, muvazaalı ve saklı payı ihlal kastıyla hareket ettiğini, dosyadaki bilirkişi raporlarının da hatalı tespitler içerdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis; birleştirilen dava muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan deillerden; 1942 doğumlu mirasbırakan ... ..........'ın 30.11.2017 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak asıl davada davacı oğlu ..............., birleştirilen davada davacı kızı ......... ile asıl ve birleştirilen davada davalı oğlu ........... ve dava dışı kızları ........ ve .............'ın kaldıkları, mirasbırakanın 7 79... parsel sayılı taşınmazdaki payının tamamını 30.11.1999 tarihinde, 1 92... parsel 42 nolu bağımsız bölümdeki payını 11.12.2015 tarihinde, 2 03... ve 2 01... parsellerdeki paylarının tamamını 22.12.2015 tarihinde davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Asıl davada davacı ... vekilinin temyiz konusu değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1.b bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak pay oranında açılan tapu iptali ve tescil davalarında, tarafların kendi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda; dava konusu taşınmazlarda temlike konu payların dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan toplam değerinden asıl davada davacının 1/5 miras payına isabet eden değer 182.675,00 TL olup anılan değerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca asıl dava tarihi olan 2018 yılı itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 47.530,00 TL’nin üzerinde olduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Asıl davada davacı ... vekilinin 03.02.2025 tarihli asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davacı ... vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 12.02.2025 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
Asıl davada davacı ... vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2025 tarihli asıl kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.