Kadastro hatasına dayalı zilyetlik iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında taraf değişikliği, bilirkişi incelemesi ve istinaf süreci.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kadastro hatası nedeniyle kendisine ait taşınmazın bir kısmının davalılara ait parsellere sehven tescil edildiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açtığı; davalılardan birinin davayı kabul ettiği, diğerinin ise taşınmazı iyiniyetle edindiğini savunarak davanın reddini talep ettiği; ilk derece mahkemesinin davalılardan birinin kabulü üzerine davanın bir kısmını kabul ederken, iyiniyetli edinim iddiasındaki diğer davalı yönünden kötüniyetin ispatlanamaması gerekçesiyle reddettiği; bu kararın eksik inceleme nedeniyle bölge adliye mahkemesince bozulmasının ardından ilk derece mahkemesinin aynı gerekçelerle tekrar kısmen kabul ve kısmen reddine hükmettiği ve davacının bu son kararı da istinaf etmesi üzerine bölge adliye mahkemesince yapılan ikinci incelemenin başlangıç kısmını sunmaktadır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/378 E., 2024/749 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskipazar Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/105 E., 2023/110 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı; köyü dava dışı 1 52... parsel sayılı taşınmazın adına tescil edildiğini ancak kadastro çalışmaları sırasında hata ile kendisine ait 1 52... parsel içerisinde kalan yaklaşık 2 50... 'lik kısmın davalı ...'nın maliki olduğu dava konusu 1 52... parsel ve diğer davalı ... 'un maliki olduğu 1 52... parsel sayılı taşınmazın içerisine kaydedildiğini, bu kısmın kendisinin zilyet ve tasarrufunda olduğunu ileri sürerek keşif sonrası net olarak belirlenecek olan yaklaşık 2 50... 'lik kısmın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş; davacı vekili 26.09.2019 tarihli dilekçesiyle, dava dilekçesinde 1 52... parsel sayılı taşınmaz maliki olarak ............’u davalı gösterdiklerini ancak gerçek malikin ... olduğunu, ...’un soyadının köyde ............. olarak bilinmesi sebebiyle sehven hataya düştüklerini, HMK'nın 124. maddesi uyarınca taleplerinin kabulü ile davalının ... olarak düzeltilmesini istemiş, Mahkemece davalının yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı gerekçesiyle taraf değişikliği talebi kabul edilerek yargılamaya devam edilmiştir. II. CEVAPDavalı ...; açılan davayı kabul ettiğini bildirmiştir.Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı 2012 yılında önceki maliki ..........’dan satın aldığını, iyiniyetli olduğunu, taşınmazın sınırlarının satın aldığı tarihten beri ve öncesinde de aynı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 21.10.2020 tarihli ve 2019/ 73... /418 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmaz maliki davalı ...'nın davayı kabul ettiğini bildirdiği, tüm dosya kapsamıyla 07.09.2020 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 1 52... parselde yer alan (B) harfi ile gösterilen 10, 11... 'lik alan açısından davacının haklı olduğu, 1 52... parselde yer alan (A) harfi ile taralı 532, 71... 'lik alan açısından ise davalı ...'un kötüniyetle taşınmazı iktisap ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 07.09.2020 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 1 52... parselde (B) harfi ile gösterilen 10, 11... 'lik alan açısından davanın kabulüne, diğer dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2021/4 44... /466 Karar sayılı kararıyla; reddedilen dava konusu 1 52... parsel içerisindeki çekişmeli kısım bakımından eksik araştırma ve inceleme yapıldığından bahisle hüküm ortadan kaldırılarak Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamıyla her ne kadar dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazda çekişmeli kısmın davacı adına kayıtlı 1 52... parsel sayılı taşınmaza ait olduğu kanaatine varılmışsa da kayıt maliki davalı ...'un tapu siciline dayalı olarak taşınmazı önceki malikinden satın aldığı, davalının ediniminde kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden kabul nedeniyle davanın kabulü ile dava konusu 1 52... parselin 03.10.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 10, 11... 'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile iptal edilen bu kısmın ifrazı ile davacıya ait 1 52... parsel sayılı taşınmaz ile birleştirilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer dava konusu 1 52... parsel maliki davalı ... ........... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edildiği, 20.12.2012 tarihinde ... tarafından satış suretiyle davalı ...'a devredildiği, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın bir kısmının kendisine ait olan dava dışı 1 52... sayılı parselin devamı niteliğinde olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtığı, mahallinde yapılan keşif, uygulama, beyanlar, teknik bilirkişi raporları, komşu parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar 1 52... parsel sayılı taşınmazın çekişmeli kısmının davacı adına kayıtlı 1 52... parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğu belirlenmiş ise de davalı ...’un dava konusu çekişmeli taşınmaz bölümünün davacıya aidiyetini bilecek durumda olmadığı, davalının çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyle ilgisinin bulunmadığı, bu köyde ikamet etmediği, çekişmeli taşınmaza komşu davalı adına tapulu taşınmaz bulunmadığı, bu durumda dava konusu taşınmazı kadastro tespitinden sonra tapu kaydına güvenerek satın almak suretiyle kayıt maliki olan davalı ...’un TMK’nın 1023. maddesinde yer alan düzenlemeden yararlanacağı ve iyi niyetli bulunduğundan iktisabının korunması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince anılan davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...’ın iyiniyetli olmadığını, taşınmazı 2012 yılında dava dışı kişiden satın aldığını belirtse de davalının anılan taşınmazı 20 yılı aşkın zamandır zilyet olduğunu, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından davalının en başından beri dava konusu çekişmeli kısmın davacıya ait olduğunu bildiğini, dava konusu çekişmeli kısmın davacı tarafından kullanıldığını beyan ettiklerini, 25.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda da taşınmazlar arasındaki sınırın düz bir hat görüntüsü olduğunu bildirdiğini, sınırın düz olduğunun bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, davalının ise haksız şekilde sınırı genişlettiğini ve kendisine ait taşınmaza müdahale ettiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kadastro sonucunda ............. köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazın senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava dışı ... ... adına; diğer dava konusu 1 52... parsel sayılı taşınmazın senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın alma nedeniyle dava dışı ... ...adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra 1 52... parselin 29.11.2010 tarihinde ... .......... tarafından satış suretiyle davalı ...'ya, diğer dava konusu 1 52... parselin de ... .tarafından 20.01.2012 tarihinde satış yoluyla davalı ...'a devredildiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.