Galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasında vakfiyelerin yorumlanması, soybağı ispatı ve evlada intifa hakkı iddialarının temyiz yoluyla incelenmesi.
Özet: Sunulan hukuki evrak, davacıların belirli vakıfların galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti talebiyle açtığı davanın temyiz incelemesini konu almakta; ilk derece mahkemesi ve istinaf, vakfiyeler, zeyl vakfiyeler ile emsal kararları dikkate alarak davacıların talebini kabul ederken, davalı vekili soy bağının yeterince ispatlanmadığı, vakfiyelerde galle fazlası tahsisatının bulunmadığı ve bilirkişi raporlarının yetersiz olduğu gerekçeleriyle bu kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1255 E., 2024/563 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/131 E., 2022/39 K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl ve birleşen dosya dava dilekçelerinde; davacılar ... ve diğerlerinin ... Vakfı ile ... Vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti talep edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "dosya kapsamındaki vakıfnameler ve zeyl vakfiyeler incelendiğinde; ... Vakfına ait Ocak 1561 tarihli vakfiyede, ... Paşanın kızı ...'a günlük 50 akçe tevliyet ücreti belirlediği, ayrıca günlük 300 rayicül vakti Osmani'nin de verilmesini şart koştuğu, bu tahsisatın, nesil boyu kız ve erkek çocuklarına eşit şekilde taksim edilmesi, ölenin çocuğu olmaz ise hisssesinin kız ve erkek kardeşlerine taksim edilmesini istediği anlaşılmaktadır. ... Vakfının Zilhicce 965 H. Tarihli vakfiyesinde ...ın çocuklarının ve onların çocuklarının (kız erkek ayrımı olmadan) günlük 50'şer akçe verilmesinin şart koşulduğu, Ahiri Rebiülahir 978 tarihli zeyil vakfıyede de bu durumun korunduğu, sadece öncelikle erkek evlattan gelen nesle göre ödeme yapılması gerektiği, erkek evlat nesli kesilirse kız evlatların neslinden gelen çocuklara ödeme yapılabileceği belirtilmiştir.Bu meblağların galle fazlası mı yoksa bir ücret mi olduğu belirsiz ise de; Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/86 Esas, 1999/359 Esas ve Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/495 Esas, Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/208 Esas sayılı dosyalarında aynı vakfın diğer evlatları hakkında verilen ve kesinleşen kararlarda galle fazlası olduğu belirlendiğinden mahkememizce bu emsal kararlara dayanılarak aynı yorum yapılmış ve galle fazlası olduğu kabul edilmiştir.Bu galle fazlası ... Vakfına ait vakfiyede geçen ...'a tahsis edilen ve az önce belirtilen mahkeme kararlarında galle fazlası olarak nitelendirilen günlük 300 Rayicül vakti Osmani (belli bir paranın şimdiki rayiç değeri) nin kendilerine düşecek payları, ... Vakfı bakımından ise günlük 50 akçe tahsisattan her birinin günümüzdeki rayiç değeri esas alınarak yararlanabilecekleri paradır.Sonuç olarak; bilirkişiler ... , ... ve ...'den oluşan bilirkişi kurulu kök ve ek raporuna göre her iki vakfa ait vakfiyelerde batın şartı bulunmadığı, öyleyse aynı anda hayatta olan baba ve çocuklarının vakıflardan tahsis edilen ücretlerden kendilerine düşecek oranda pay alabilecekleri, buna göre asıl davacılarla birlikte birleşen davacılar ... ile kızı ..., oğlu ... ve ...'in babası ...'nun da bu iki vakfın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespiti koşullarının oluştuğu" gerekçesi ile asıl ve birleşen dosya davacılarının davalarının kabulü ile davacıların ... Vakfı ve eşi ... Vakıflarının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiştir.Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek davacıların vakfeden ile arasındaki soy bağını tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlayamadığı gibi, dava konusu vakfın vakfiyesinde evlada intifa hakkı bırakılıp bırakılmadığı, bırakılmış ise ne şekilde bıraktığı gibi hususlarda herhangi bir inceleme de yapılmadığını, dava konusu her iki vakfın vakfiyelerinde galle fazlasının evlada bırakılmadığını, alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmadan yüzeysel inceleme sonucu verilen Yerel Mahkeme kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, açıklanan ve resen göz önünde tutulacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 5737 sayılı ... Kanunu'nun 3. maddesinde mazbut ..., bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (...) yönetilecek ve temsil edilecek ... ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı ... Kanunu gereğince ... Genel Müdürlüğünce yönetilen ... olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde intifa hakkı, mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve hakları olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un "İntifa hakkı" başlıklı 75. maddesi gereği mazbut ve mülhak vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin haklarının saklı olduğu, bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.... Kanunu ve ... Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir. Bir vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (Akgündüz, Ahmet , İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır. Kurulan bir vakıfta vakıf kurucunun iradesi ve koyduğu şartlar, yüzyıllar sonrasına hükmeder niteliktedir. İslam hukukçuları, vakıf hukuku ile ilgili olarak vakfiyelerde de zaman zaman karşılaşılan bir kâide zikretmişlerdir. Bu kâide “vâkıfın şartı, şâr’iin nassı gibidir=şart-ı vâkıf nass-ı şâri gibidir” şeklindedir (Ömer Hilmi 1307:161-164). Vakıf kurucusunun şartı, kanun koyucunun hükmü gibidir, anlamındaki bu ifâdeye vakfiyelerde sıklıkla rastlanmakta olup, böylelikle şart koyucunun irâdesinin daha da bir vurgulandığı dikkati çeker.Vakfiyelerde meşrut, meşrut ola, meşrûta, meşrûtahane terimlerinin hangi manada niçin kullanıldıklarının tespiti, vakfiye metinlerinin daha anlaşılır olması bakımından oldukça önemli olup meşrut kılma terimi, bazen bir görevi, bazen vakıftan maddi mânevi bir yararlanma hakkını kişi/kişilere veya bir makama şart kılmayı tanımlamaktadır. Meşrûta terimi bağlamında; vakıfta yönetim ve görevlendirme, vakıf akarların ya da nukudun işletilmesi, gelirlerin harcanması, galle fazlası ve bazı tahsisatlar, süknâ/oturma hakkını da içine alan intifâ ile ilgili olarak vakıf kurucunun meşrut kıldığı soyut kavramlardan somut uyuşmazlıkla ilintili olan intifa hakkı, galle fazlası ve görev karlığı olmayan ücret üzerinde durulması gerekmektedir.İntifa hakkı; taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde kurulabilen ve sahibine hakkın konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan bir irtifak hakkıdır (4721 sayılı Kanun'un 794 üncü maddesi). Oturma (sükna) hakkı ise, sahibine bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkıdır (4721 sayılı Kanun'un 823 üncü maddesi) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına da uygulanır (4721 sayılı Kanun'un 823/III maddesi).Galle fazlası; kelime anlamı olarak hâsılat, îrâd, vâridât, kazanç, gelir, menfaat anlamlarına gelmekte olup, mazbut ve mülhak vakıflarda vakfın hayrat ve akarlarının onarımı, görevli ücretleri ile görev karşılığı olmayan ücretler ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerinin ifasından sonra kalan miktarı ifade etmektedir.Tahsisat olarak meşrûtaya gelince, bu da bazen vâkıfın eşi, akrabası veya evlatları için bir arazinin veya belli miktar bir paranın tahsis edilmesi şeklidir.Galle fazlasına müstahak vakıf evladı kararı ile görev karşılığı olmayan ücret tahsisi kararı vakfiyede farklı şartlara bağlandığı gibi her iki talep ve verilecek karar birbirinden farklıdır. Dolayısı ile görev karşılığı olmayan ücret tahsisinin galle fazlası olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi bu şekilde verilecek kararın ileride infaz aşamasında da tereddütlere yol açacaktır. Yargıtay ve mahkeme kararları ile daha önce görev karşılığı olmayan ücret ile galle fazlası ayrımı yapılmadan genel ifadelerle bunun galle fazlası olarak nitelendirilmesi maddi hataya dayalı olup daha sonra açılacak davalar yönünden kesin hüküm etkisi doğurmayacaktır.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu ... Vakfı ile ... Vakfının gelirleri giderlerini karşılamadığından 12 Şevval 1246 (1831 M.) tarihinde her iki vakıfta mazbut ... arasına alındığı, ... Vakfı'na ait Evail-i Safer 965 H. (1557 M.), Evail-i Receb 967 H. (1560 M.), Evail-i Safer 968 H. (1560 M.), Evail-i Safer 968 H. (1561 M.), Evail-i Cemaziy’el-ula 968 Hicri (M.1561), 953 H. (1547 M.), 978 H. (1570 M.) tarihli vakfiye ve zeyl vakfiyelerin bulunduğu, bunlardan sadece ... numaralı defterin 153. sayfasının 17. sırasında kayıtlı bulunan Evail-i Cemaziy’el-ula 968 Hicri (M.1561) tarihli zeyl vakfiyede tevliyet ve görev karşılığı olmayan ücrete dair düzenlemelerin bulunduğu, zeyl vakfiyede aynen; "... sultân-i aliyyet'ş-şân kerîme-i mükerremleri hanıma ... tavvelallâhu Te'âla ömrehâ bimeyâmeni'l-emni ve'l-emân min-âfâti'l-avân ve mehefât-i hadesât hazretleri mütevelli ve nâzır olub, vazîfe-i tevliyetden ma'ada mahsul-i evkâf-ı hamideti'l-evsâfdan yevmî üçyüz = râyici'l-vakt Osmanî, lâ zâle râyicen ila-inkırâzi'z-zaman bi'l-menni'r-Rahmanî vazîfe ala. Mâ dâmet tilke'z-zati'l-celile fi-kaydi'l-hayat muttasifeten bi-haze's-sifâti'l-cemile vc şol zamanda ki, da'vet-i Rabb-i izzete icabet göstereler, vazîfe-i mezbûre-i mu'ayyenesi evlâd-i emcâdına sirâyet edüb, benîn vc benât-i savâhibi'l-izâfâtları beyninde ale's-seviyye kısmet olunub, zükûr ve inas nehc-i seviy ve namt-i müstevi üzere olalar. Her sınıftan birisi rahmet-i Hakk'a vâsil olduktan sonra ânın evlâdı hissesinde vech-i meşrûh üzere müsteviyetü'l-ikdâm olalar. Eğer kimesne kalmazsa ihvet-i ahavâtları beyninde ala-haza't-tarîk tevzi' ve tefrik oluna. Müstahak bir kimesne olduğu surette cümle evvel ihraz ede, neslen ba'de neslin, fer'an ba'de aslin bu kaide-i şer'iyye bi-temâmiha mer'iyve kılına..." denilerek Vakfedenin kızı ...'ın vakfa mütevelli ve nazır olmasının şart edildiği, ...'a tevliyet görevi ücretinden başka vaktin rayicine göre günlük 300 (üç yüz) Osmanlı parası verilmesi, vefatından sonra ise bu ücretin ...'ın şerefli/haysiyetli evlatlarına sirayet edeceği, kız ve erkek evlatların eşit olarak paylaşmaları, kız veya erkek evlatlardan biri ölür ise payının açıklandığı üzere evlatları arasında eşit olarak paylaştırılması, eğer ...'ın evlatlarından kimse kalmaz ise ...'ın erkek ve kız kardeşlerine verilmesi, bu ücretin nesiller boyu soyun tükenmesine kadar şart kılındığı, zeyl vakfiyenin devamında; "... tevliyet ve nezâret evlâd-ı zükûrlarına ve evlâd-i evlâd-ı evlâdlarına ba'dehu evlad-ı inâsın zükur evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ve sâhibu'l-hayrât ve'l-hasenât, se'adetlu ... hazretleri'nin ...'da vâki' imâret-i âmireleri evkâfina meşrutiyet üzere evlâddan her kim mütevellî ve nazır olur ise nezâret ve tevliyet-i mezbûre dahî âna meşrûta olub vazife-i yevmiyyesi elli akçe ola ve bi'l cümle masârıf-ı mühimmât-i evkâfdan bakî zevâyid mütevellî-i mezkûrun ola..." denilerek mütevelli için görevi karşılılığı olarak elli akçe şart kılınmış, ayrıca vakfa yapılan masraflardan arta kalan fazlalık da mütevelliye şart kılınmıştır. Nitekim ... Vakfı'na yönelik galle alacağı için açılan dava da Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 19.09.2013 tarihli ve 2013/6802 Esas, 2013/11719 Karar sayılı ilamıyla; “ ... Vakfı’nın Evail-i Safer 965 H. (1557 M.), Evail-i Receb 967 H. (1560 M.), Evail-i Safer 968 H. (1560 M.), Evail-i Safer 968 H. (1561 M.), 953 H. (1547 M.), 978 H. (1570 M.) tarihli vakfiye ve zeyl vakfiyeleri bulunmaktadır. Bu vakfiyelerde -968 H. tarihli zeyl vakfiye hariç- galle fazlasının evlada bırakıldığına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak ... Vakfının dosya içerisindeki ... numaralı defterin 153. sayfasının 17. sırasında kayıtlı bulunan “... Vakfı’na ait Evail-i Cemaziy’el-ula 968 Hicri (M.1561) tarihli zeyl vakfiyenin ve özellikle Tevliyet, Nazırlık, Galle Fazlası, Evlada Hisse ve Tahsisat bölümlerinin incelenmesi sonucunda; vakfın tafsilatlı halis hasılatından şer’i hükümler gereği vakfın ihtiyaçları ve bakım ve onarım masrafları karşılandıktan sonra artan gelir fazlasının tamamıyla ... Hazretlerine (...), ...'ın vefatından sonra ise mütevelliye bırakıldığı, tevliyetin ise ...’ın sıralı erkek ve kız evlatlarına vakfedildiği, bunun dışında ...’ın sözü edilen evlatlarına şartlı olarak “günlük 300 rayicül vakti osmani” ödeneceğinin kayıtlandığı, bunun dışında evlatlara şartsız biçimde galle fazlasının bırakılmadığı anlaşılmaktadır. Esasen dava konusu vakfın mazbut vakıf olması ve vakfiyelerde galle fazlasının evlada bırakılmayıp mütevelliye bırakıldığı, bunun dışında vakıf evlatlarına günlük 300 rayicül vakti osmani tutarının tahsis edildiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık vakfiyeye göre mütevelliye bırakılan galle fazlasını, vakıf evlatlarının alıp alamayacağı konusundadır.…Dava konusu vakfiyenin asıl ve zeyl tüm hükümlerinin incelenmesinde gallenin mütevelliye bırakıldığı, bunun dışında vakıf evladına ayrık bir tahsisatın öngörülmediği, ayrıca vakfiyenin tüm hükümlerinde öngörülen tahsis ve ödemelerin ücret cinsinden yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya konu vakfiyede gallenin mütevelliye bırakılmış bulunması nedeniyle başka görev ve adla veya sadece evladiyet bağı ile galle ödenmesi mümkün değildir. Galle dışındaki intifa hakları açısından ise yine vakfiye hükümlerince düzenleyici unsurlar incelenmelidir. Galle fazlası dışında bir hak, ücret, maaş, tahsisat vs. bırakılmış ise bu durumda bunu almaya hak kazanan vakıf evlatlarına bu ödemeler yine vakfiye hükümleri çerçevesinde yapılabilecektir. Böylece mazbutaya alınmış ... için bile vakıf evlatlarının vakfiye hükümlerine göre bırakılan her türlü intifa hakkının (galle, maaş, tahsisat vs.) korunması sağlama alınmıştır. Nitekim mazbutaya ayrılsa bile vakfiyesine göre galle fazlasının açıkça evlatlarına bırakılan vakıflarda galle ödemesinin evlatlarına yapılıyor olması da bu durumu göstermektedir." saptamasına yer verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı üzerine ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2019/(18)8-367 Esas, 2020/750 Karar sayılı ilamıyla; özel Daire bozma ilamı benimsenerek İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı bozulmuş olup bu maddi olgular kapsamında ... Vakfının mazbut vakıf olması ve vakfiyelerde galle fazlasının evlada bırakılmayıp mütevelliye bırakıldığı, mütevelliye şart kılınan galle fazlasının ise vakfın 12 Şevval 1246 H./ 26... M. tarihinde mazbut ... arasına alınması nedeni ile artık mütevelli tayini mümkün olmadığından galle fazlası adı altında evlada ödeme yapılmasına mevzuat gereği imkan bulunmadığı, galle fazlası dışında vakıf evlatlarına günlük 300 rayicül vakti osmani tutarının tahsis edildiği, davacıların talebinin galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti olduğu, bu talebin görev karşılığı olmayan ücreti tahsisini kapsamadığı izahtan varestedir.Aynı şekilde dava konusu ... Vakfına ait vakfiyelerin incelenmesinde; vakfın Rebiü'l- evvel 957 H./Mart-Nisan 1550 M, Evail-i Zilhicce 965 H./Eylül 1558 M. tarihli vakfiyeler ile 970 H./1562 M. ve 975 H./1567 M., Ahir-i Rebiulahir 978 H./Eylül 1570 M.tarihli zeyl vakfiyelerin bulunduğu, bunlardan Evail-i Zilhicce 965 H./Eylül 1558 M. tarihli zeyl vakfiyenin 20. sayfasında "...bint-i sulbiyem ... la zalet ravdatu omriha amireten bi sahayibi'l-ifdal ve'l-in'am ve la zalet devhatu sıhhatiha masuneten an cemi-i şevayibi'l-fusul ve'l-a'vam hazretlerine madem ki zat-i aliyyeti's-sıfatları ganayim-i afiyet ile muğtenime ve nesayim-i sıhhat ile bağ-ı cihanda mütesennime ola. Yevmî ikiyüz akçe vazife-i nazife verile..." aynı sayfanın devamında ise; "... sulbiyeleri olan mezbure ..., ammerehallahu meda'l-ezman hazretlerine bi-inayeti hâliki'l-insi ve'l-can evlad-ı emcad-ı kesire ve ensab-ı encab-i gafire mukadder ve muyesser olursa. zukurdan ve inasdan beleğan ve mâ belağ neslen ba'de neslin zevayid-i evkaf-i bi-hilaflarından herbirine ellişer akçe verile..." denilerek ...'ın kızı ...'a hayatta iken görev karşılığı olmayan günlük ikiyüz akçe verilmesi, ...'ın vefat etmesinden sonra ise ...'dan doğacak bütün kız ve erkek evladına nesiller boyu galle fazlasından ayrı günlük 50'şer akçe verilmesinin şart koşulduğu, aynı vakfiyenin 21. sayfasında ise; "...ba'dehu vaki olan zevayid-i kerime-i mükerremeleri, ... ammerehallahu mede'l-ezman bi-inayeti'l-hâlıki'l-insi ve'l-can hazretlerinin bunlardan sonra zevayid-i mezkure ile halileleri vezir-i a'zam ve müşir-i efham, ..., yesserallahu lehu ma yuridu ve ma yeşa hazretlerinin evkafindan ta'mire muhtac olan yerleri meremmat olunub, baki kalan zevayid evladdan mütevelli ve nazır olanın ola. el-İyazu billahi Te'âla evlad munkariz oldukda zevayid-i mezkureyle munasib girizgahlarda çeşmeler ve kaldırım yapıla..." şelindeki ifade ile de galle fazlası ile ilk önce eşi Veziriazam ... Vakfının tamire muhtaç yerlerinin tamir edilmesi, baki kalan galle fazlasının mütevelli ve nazır olan evlada olması (verilmesi), evladın kalmaması durumunda ise münasip yerlerde çeşme ve kaldırım yapılmasının şart koşulduğu; Ahir-i Rebiulahir 978 H./Eylül 1570 M.tarihli zeyl vakfiyenin 7.sayfasında ise; "...binti sulbim ..., la zalet ravzaten ammereha amireten bi-sahayibi'l-ifdal ve'l-in'am ve la zalet devhate sıhhatiha mesuneten an cemi'i şevâibi'l-fusul ve'l-avam hazretlerine mademki, zat-ı aliyyeti's-sıfatları ganayim-i afiyet ile muğtenim ve nesayim-i sıhhat ile bağ-ı cihanda münessime ola. Tevliyet ve nezaret-i evkaf-ı mezkure kendülere meşruta ola. Zevayid-i evkafda kabz ve bezl ve erbab-ı cihatda nasb ve azl yed-i kerimelerinde ola.Emr-i Rabbanî ile ala merri'l-eyyam ye kerri'l-a'vam camı hamam-i zika ve Hüda cennet ile ülfete layika olub, ta'yir-i ruh-ı pakizeleri gülsen-i heşt behiştde karar "ve inde melikin muktedirin" karar ettik de mezbure ..., ammerehalahu medde'l-ezman hazre(tleri)nin sulbi oğulları, ... ve ... ve ...'e bi inayeti'l-haliki'l-insi ve'l-can evlad-ı emcad-ı kesire ve ensab-ı encab-ı gafire mukadder ve müyesser olur ise evlad-i zükurabi-emrillahi Te'âla sulbi oğulları munkariz olduk da evlad-i zukurun evlad-ı evlad-ı evladına ba'dehu inasin evlad-ı zükuruna ve evlad-ı evlad-ı evladına meşruta olub mütevelli olanı nazır ola ve levazim-i tevliyet ve nezaret-i temsiyye ve itmam edicek vazife-i yevmiyesi mukaddemen =kırk= akçe ta'yin olunmuşidi. Halen =elli= akçe ola el-İyazubillahi Te'âla evlad munkariz olurlar ise neslen ba'de neslin aslah-ı utekama ve binti sulbiyem ...'ın ve evlâdının utekasına ola..." şeklindeki ifadeler ile de vakfın mütevellisi ile nazır olacak kişiler sayılmış ve bu görev nedeni ile daha önce takdir edilen günlük 40 (kırk) akçe 50 (elli) akçeye olarak değiştirilmiştir.Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu her iki vakfın vakfiyelerinde birbirine benzer şekilde görev karşılığı olmayan ücret ile galle fazlasına dair farklı şartlar öngörüldüğü gibi her iki talep ve verilecek karar birbirinden farklı olup dava konusu vakıfların vakfiyelerinde evlada görev karşılığı olmayan ... Vakfında vaktin rayicine göre günlük 300 (üç yüz) Osmanlı parası verilmesi, ... Vakfında ise günlük 50'şer akçe verilmesinin şart koşulduğu, galle fazlasının ise her iki vakıfta da evlada bırakılmayıp mütevelliye bırakıldığı, mütevelliye şart kılınan galle fazlasının ise vakıfların 12 Şevval 1246 H./ 26... M . tarihinde mazbut ... arasına alınmaları nedeni ile artık mütevelli tayini mümkün olmadığından galle fazlası adı altında evlada ödeme yapılmasına mevzuat gereği imkan bulunmadığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.