Onuncu Hukuk Dairesinin, çağrı üzerine yevmiyeli çalışan işçinin eksik sigorta günlerinin 30 güne tamamlanması talepli davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin ret kararına karşı yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Bir çalışan, çağrı üzerine çalıştığı ve işverenin her an çağırabileceği esasına göre hazır beklediği günler de dahil olmak üzere, fiilen çalışılan günler dışında kalan ve eksik gösterilen sigorta prim günlerinin her ay için 30 güne tamamlanmasını talep etmiş; işveren ise projelere bağlı olarak belirsiz yevmiye usulü çağrı üzerine kısmi süreli hizmet sözleşmesiyle esnek çalıştıklarını ve işçinin bu çalışma şeklini tercih ettiğini savunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu da kayıtlarında eksiklik bulunmadığını ve işçinin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtirken, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davayı reddetmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/9874 E.  ,  2025/15136 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/173 E., 2025/2130 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/140 E., 2023/234 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket nezdinde girdiği işten çıktığı tarihe kadar başka bir işe girmeksizin kesintisiz olarak çalıştığı sigorta kayıtları ile de sabit bulunduğu, müvekkil işveren tarafından cep telefonuna gelen mesaj ile işe gitmekte veya gitmemekte, işveren tarafından hangi gün, ne zaman işe çağrılacağı, hangi gün işe gideceği önceden kesin olarak bilinmediği, müvekkil işveren tarafından her an çağrılabileceği hesabı ile hazırda beklediği, işveren işe çağırdığında işe gittiğinde, bu halde ayda ortalama 20-25 gün işe gittiğini, 3-5 gün gitmediğini, 4 gün hafta sonu tatili bulunduğu, davacı tarafça sadece işe fiilen gittiği günler sigortalı gösterildiği, haftada bir gün yasal hafta tatilinde bile sigortalı gösterilmediği, bu halde, sadece fiilen çalışılan gün sayısı kadar sigorta yapmakta, hafta sonları ve bir ayda işe gelmediği kaç gün varsa o günler adına sigorta yaptırılmadığını, bu hali ile eksik yapıldığı, müvekkili davacının 30 gün sigortalılığa hak kazandığı halde, her ay için 30 günlük sigorta primi yatırılmamış veya eksik yatırıldığı, dolayısıyla işe girdiği aydan çıktığı aya kadar geçen tarihler arasındaki sürenin 30 güne tamamlanmasını, bu sürelerin SGK hizmet süresi olarak tespitini ve tesciline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı işçi, müvekkil şirket nezdinde, paketleme elemanı olarak çalıştığı, yine davacı, davalı müvekkil şirket nezdinde, paketleme elemanı sıfatıyla vasıfsız işçi olarak, ihtiyaç hasıl oldukça, çağrı üzerine yevmiyeli şekilde çalıştığı, hatta davacı ile yapılan hizmet sözleşmesinin başlığı dahi “ belirsiz yevmiye usulü çağrı üzerine kısmi süreli hizmet sözleşmesi ” şeklinde olduğu, müvekkil şirket, ...Lojistik A.Ş. üst işverenliğinde paketleme konusunda paketleme ve elleçleme hizmeti vermekte ve proje başı çalışma yaptığından, farklı sayıda ve sürede eleman çalıştırma ihtiyacı sebebiyle bu şekilde çalışmak zorunda kalmakta, davacı dahil olmak üzere, müvekkil şirket nezdinde çalışan işçiler ise her gün devamlı ve sürekli çalışma yapmak durumunda kalmadıklarından, işe istedikleri zaman gelip istedikleri zaman gelmeme şansları bulunduğundan, esnek çalışma koşulları sebebiyle hem kendi işlerinde çalışma avantajı hem de sigortalı olma avantajından faydalanmaları sebebiyle müvekkil şirket nezdinde çalışmayı tercih ettiklerini, haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçede bahsi geçen döneme ilişkin sigortalılık tespiti talebi üzerine Kurum kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirket bünyesinde çalıştığına dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, bu nedenle davacının iddia ettiğinin aksine, dava edilen dönemlerde davacının sigortalı hizmeti bulunmadığını, yine 5510 sayılı Kanun'un 8/2. maddesi, “Sigortalılar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde, sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını Kuruma bildirirler.” hükmünü amir olduğu bu hüküm gereği davacı tarafından Kuruma herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu nedenle müvekkil Kurumun, davacının sigortalı çalışmalarından haberdar olmasının mümkün olmadığını, davanın açılmasına Kurum sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... Üzerine Çalışma alt başlığı ile 4857 sayılı İş Kanunu 14/1, 2 ve 3 maddesinde yer alan düzenlemenin hem esas mahkemesi hem de istinaf mahkemesince yok sayıldığını, işçinin haftanın hangi günü işe geleceği, işveren tarafından hangi gün, ne zaman işe çağrılacağı belli değilse, her an işveren çağırabilir endişesiyle beklemek ve işveren çağırdığında işe gelmek zorunda ise bu durumdaki işçi haftanın kaç günü işe gelirse gelsin, işyerinde kaç gün çalışırsa çalışsın, işverenin bu işçiyi her ay 30 gün üzerinden sigortalı olarak bildirmesi gerektiğini, Mahkemece eksik inceleme ile bildirilen bordro tanıkları dinlenilmeden karar verildiğini, dinlenilmeyen tanıklar yönünden herhangi bir karar kurulmadığını ve bu hususa gerekçede yer verilmediğini, bu durumun adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.