Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarında yasa yolu bildirimi eksikliği ve kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden verilen mahkûmiyetleri kanun yararına bozmuştur.
Özet: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı sanık hakkında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan verilen iki ayrı mahkumiyet kararının kanun yararına bozulmasını istemiştir; zira ilk kararda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı sanığa itiraz hakkı ve süresi usulüne uygun bildirilmediği için kovuşturma şartı oluşmamıştır, ikinci kararda ise önceki bir erteleme kararı nedeniyle kovuşturma şartlarının doğru değerlendirilmeden dava açılıp mahkumiyet hükmü kurulduğu ileri sürülmektedir.
10. Ceza Dairesi         2023/21366 E.  ,  2025/6637 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
2. Babaeski Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
KARARLAR : Mahkûmiyet - Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 192/3, 62/1, 50/1-a ve 52/2.
maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 06.12.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 07.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 11.10.2023 tarihli ve 2023/10044 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.11.2023 tarihli ve KYB - 2023/109822 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.11.2023 tarihli ve KYB - 2023/109822 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1-İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2018 tarihli ve 2017/1229 esas, 2018/813 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2019/7784 esas, 2021/5441 karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde de sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresinin de gösterilmesi sûretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılması gerektiği, böyle bir bildirimin olmadığı durumda sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiği, somut olayda, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 10.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru hakkı ve süresinin belirtilmemesi nedeniyle sanığın yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.
2-Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli ve 2018/288 esas, 2019/59 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanık hakkında 04.03.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği iddiasıyla yapılan soruşturma sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/4-a maddesi uyarınca daha önce aynı neviden suçtan hakkında dava açıldığından bahisle, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2018 tarihli ve 2018/200 esas sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli kararıyla sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin 6. fıkrasında ise "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." hükmüne yer verildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesinde ise, "...soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükmünün yer aldığı,
Sanık hakkında, 10.08.2016 tarihli önceki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, ancak anılan erteleme kararında 1 nolu gerekçemizde belirtildiği üzere sanığa itiraz hakkı ve süresinin bildirilmemesi nedeniyle sanık hakkında usulüne uygun şekilde verilmiş bir erteleme kararı bulunmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesindeki şartın gerçekleşmediği ve sonraki eylemin tek başına dava konusu yapılmayıp her iki suça ilişkin dava dosyalarının birleştirilerek tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1229 Esas ve 2018/813 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 10.08.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2016 tarihli ve 2016/93771 Soruşturma, 2016/4219 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın şüpheliye 10.11.2016 tarihinde tebliğ edildiği,
2. Şüphelinin 04.09.2017 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2017 tarihli ve 2016/93771 Soruşturma, 2017/46588 Esas, 2017/34949 sayılı iddianamesi ile İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.11.2018 tarihli ve 2017/1229 Esas, 2018/813 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 192/3, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.10.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, erteleme kararında, karara karşı itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz
kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda ihlâl kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;
Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
B. Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/288 Esas ve 2019/59 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında 04.03.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2018 tarihli ve 2017/626 Soruşturma, 2018/200 Esas, 2018/199 sayılı iddianamesi ile, Babaeski Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı,
2. Yapılan yargılama sonucunda, Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 30.01.2019 tarihli ve 2018/288 Esas, 2019/59 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez"
amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılmış olan işbu davada; dayanak İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararının, erteleme kararında itiraz süresinin gösterilmemesi nedeniyle Kanun'a aykırı olduğu ve durma kararı verilmesi gerektiğinden doğrudan açılan işbu davanın dayanaksız kaldığı, esasen, 27.10.2016 tarihli erteleme kararından sonra işlenen ilk eylem olan 04.03.2017 tarihli eylemin erteleme kararının ihlâli olabileceği, Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığınca 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesindeki ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı nedeniyle yetkisizlik kararı verilerek soruşturma dosyasının İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiğinin de gözetilmediği anlaşılmakla, mahkûmiyet kararı, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
C. Dosyalar kapsamına göre sonuç olarak;
Babaeski Asliye Ceza Mahkemesince, davanın İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin davası ile birleştirilmesi, İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesince de, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği anlaşıldığından her iki kararın kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2018 tarihli ve 2017/1229 Esas, 2018/813 Karar sayılı kararı ile Babaeski Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli ve 2018/288 Esas, 2019/59 Karar sayılı
kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.06.2025 tarihinde karar verildi.