Mirasbırakanın kızından mal kaçırma kastıyla kardeşine devrettiği taşınmazlarda muvazaa tespit edilip, araç devrinde ispat yetersizliği kararı.
Özet: Mirasbırakanın kızı, babasının kendisiyle kötü olan ilişkisi nedeniyle taşınmazlarını mirasından mal kaçırmak ve kendisinden mülkiyetini gizlemek amacıyla kardeşi olan davalıya muvazaalı şekilde devrettiği iddiasıyla tapu iptal ve tescil davası açarken, birleştirilen davada ise aynı gerekçeyle aracın devrinin iptalini talep etmiştir; davalı ise mirasbırakanın rahatsızlığı ve davacının ilgisizliği sebebiyle bakımı karşılığında veya masrafları için devirlerin yapıldığını savunmuştur. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, mirasbırakanın davacıya mal bırakmama kastı ve tanık beyanlarıyla taşınmaz devirlerindeki muvazaanın sabit olduğunu kabul ederek ana davanın kabulüne hükmederken, aracın devrindeki mal kaçırma iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/4440 E.  ,  2025/4591 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/155 E., 2024/1301 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/9 E., 2022/174 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava yönünden davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacı; mirasbırakan babası ................'nun tek mirasçısı olduğunu, mirasbırakan ile annesinin boşanması sonrasında mirasbırakanın kendisine karşı kin güttüğünü ve ilişkilerinin iyi olmadığını, dava konusu 1 08... parseldeki 1, 5, 6, 7 ve 15 nolu bağımsız bölümler ile 1 20... ve 1 08... parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan tarafından kardeşi olan davalıya satış suretiyle devredildiğini, tüm işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile tek mirasçı olduğundan adına tescilini istemiş; birleştirilen davasında ise mirasbırakanın adına kayıtlı 07... plaka sayılı otomobilini mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı kardeşine devrettiğini ileri sürerek trafik tescil kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı; iddiaların doğru olmadığını, davacının mirasbırakanı olan ağabeyinin 25 yıldır hasta olduğunu, 2 kez kalp ameliyatı geçirdiğini, mirasbırakanın ölümünden önce bir çok kez kızıyla görüşmek istediğini ancak kızının "seni de malını da istemiyorum" dediğini, mirasbırakanın zor durumda kalması ve bakacak kimsesinin olmaması nedeniyle farklı ilde yaşadığı halde tüm işini bırakıp mirasbırakanın yanına geldiğini ve ölene kadar mirasbırakana baktığını, mirasbırakanın sağlık harcamaları ve diğer ihtiyaçları sebebiyle taşınmazlarının bir kısmını yabancıya gitmemesi için kendisine devrettiğini, bir kısmını ise bakım karşılığında verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2017/7 Esas, 2020/123 Karar sayılı kararıyla; asıl dava yönünden temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli ve 2021/603 Esas, 2021/1890 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince dinlenilmiş olan tanıklar yeterli görüldüğünden bahisle HMK'nın 241. maddesi gereğince dinlenilmeyen ..., ... ve ...'ın dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmesinin doğru olmadığı, anılan tanıklar dinlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm ortadan kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede mirasbırakanın davacı kızı ile arasının iyi olmadığı, mirasbırakanın davacıya malvarlığını bırakmak istemediğini bir kısım tanıklara da söylediği, tanık beyanlarıyla birlikte mirasbırakanın kardeşi olan davalıya devrettiği taşınmazların sayısı, çokluğu ve değeri de nazara alındığında yapılan temliklerin mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; birleştirilen dava yönünden ise mirasbırakanın dava konusu 07... plaka sayılı aracı davalıya mirastan mal kaçırma kastıyla devrettiği iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakanın davacı kızı ile aralarının kötü olduğu, mirasbırakanın dava konusu taşınmazların kızına kalmaması amacıyla davalıya devrettiği, bu hususu mirasbırakanın bizzat ağzından duyan tanıkların ifade ettiği, muvazaanın ve mal kaçırma kastının varlığının sabit olduğu, asıl davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, birleşen dosya yönünden ise dava konusu aracın davalıya mal kaçırma kastı ile devrolunduğu yönündeki iddianın ispatlanamaması nedeniyle birleştirilen davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden kabul kararını temyiz ettiklerini, dava değerinin arttırıldığı ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden karar verildiğini, mirasbırakanın dava konusu taşınmazları daha önceden kendisini maddi zarara uğratması nedeniyle ve davalının pazarcılık işini bırakarak mirasbırakanın yanına gelmesi ve ölünceye kadar mirasbırakana bakmasının karşılığında devrettiğini, mirasbırakanın tüm taşınmazlarını devretmediğini, makul sınırın aşılmadığını, davalının mirasbırakana karşı bakım yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiğini, davalı ve tanık ... arasındaki husumet nedeniyle tanıklığına itibar edilmemesi gerektiğini, davacının mirasbırakana, kendisine bakmayacağını, mallarını da istemediğini bildirdiğini, davalının mirasbırakana bir kısım para ödemesi yaptığının tanıklar ..., .................in beyanlarıyla anlaşıldığını, Mahkemece tanıkların para ödediğine ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığını, mirasbırakanın hasta ve bakıma muhtaç olduğunu, davalının mirasbırakanın ölümünden önce ve sonrasında dahi mirasbırakanın bankaya olan kredi borcunu ödediğini, mirasbırakan adına kayıtlı olup davacıya inikal edecek taşınmazların değerlerinin tespit edilmesi gerektiğini, mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı trafik tescil kaydının iptali isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1944 doğumlu mirasbırakan ................'nun 16.10.2016 tarihinde ölümü ile geride tek mirasçısı olarak davacı kızının kaldığı, mirasbırakanın asıl davaya konu 1 08... parseldeki 1 ve 5 nolu bağımsız bölümler ile 1 08... parsel sayılı taşınmazını 27.04.2015 tarihinde, 1 08... parseldeki 6 ve 7 nolu bağımsız bölümler ile 1 20... parsel sayılı taşınmazını 05.08.2015 tarihinde, 15 nolu bağımsız bölümü ise 24.08.2015 tarihinde kardeşi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiği, yine mirasbırakanın birleştirilen dava konusu 07... plaka sayılı aracını da 05.08.2015 tarihinde davalı kardeşine satış yoluyla devrettiği anlaşılmakta olup, her ne kadar İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince birleştirilen dava konusu araç satışı yönünden devrin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de temlike konu araç satışı yönünden 1.4.1974 tarih, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı açık olup, Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince yapılan değerlendirmede ise davacı tarafından muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibarıyla doğru olup, birleştirilen dava yönünden verilen hüküm temyiz edilmediğinden bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 29.574,33 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.