8. Hukuk Dairesi, kadastro tespitine itiraz davasında, kazandırıcı zamanaşımıyla şahıslar adına "susuz tarla" tespiti yerine "mera" vasfıyla kamu orta malı olarak tesciline dair Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı.
Özet: Hazinenin açtığı kadastro tespitine itiraz davasında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile davalılar adına susuz tarla vasfıyla tespit edilen taşınmazın mera olduğu iddiasıyla açılan davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri taşınmazın kamu orta malı mera vasfıyla tesciline karar vermiş; davalılar vekilinin bu kararı temyizi üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararı hukuka uygun bularak davalıların temyiz dilekçesindeki iddiaları yerinde görmemiş ve onama kararı vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         2023/5391 E.  ,  2025/7060 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/35 E., 2023/433 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ergani 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/11 E., 2021/99 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2019 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması sırasında, 1 73... parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 51.608,52 m² yüzölçümlü ve "susuz tarla" vasfıyla 1/2 hisseli olarak davalılar adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların davaya konu taşınmaz üzerinde zilyetlik ve kullanımının bulunmadığını, taşınmazın orman olma ihtimalinin de mevcut olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın vasfının orman olduğunun tespiti halinde orman vasfıyla, aksi halde ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğine haiz olduğunu, taşınmazlarda müvekkiline ait meyve ağaçlarının ve bağın bulunduğunu, dava konusu taşınmazın davalılara annelerinden kaldığını, 1993-2001 yılları arasında terör olayları nedeniyle taşınmazın kullanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan keşifte taşınmazın komşu mera parseliyle arasında doğal ayırıcı sınırın bulunmadığının gözlemlendiği, dava konusu parselin tüm bölümleriyle mera bütünlüğü içerisinde kaldığı ve kadim mera niteliğinde olduğu, parsel bölümlerindeki üzüm bağı ve ağaçların mera parseli üzerine dikildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 73... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi uyarınca "mera" niteliğiyle kamu orta malı olarak sınırlandırılarak, özel siciline kaydına karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddedilmiş ve işbu karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi kararlarının kanuna aykırı olduğunu, kaldırma ilamı öncesinde sunulan fen bilirkişi raporu ile kaldırma kararı sonrası dosyaya sunulan harita mühendisi raporu arasında çelişki bulunduğunu, Ergani Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/133 D.İş sayılı dosyası ve Ergani Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/266 Esas sayılı dosyasının tartışılmadan karar verildiğini, mahalli bilirkişilerin yöreyi bilmediklerini, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, taşınmazın merayla ilgisi bulunmadığını, dava konusu taşınmazın mera olarak tescil edilmesi için keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin gerçek dışı beyanda bulunduklarını, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.