İşverenin 6111 ve 4447 sayılı kanunlar kapsamındaki sigorta prim teşviki başvurusunun genelgeye dayalı ret kararının iptali sonrası, 5510 sayılı Kanun Ek 17 ile geriye dönük teşvikten yararlanma imkanı sunulması üzerine temyiz bozması.
Özet: Bir işverenin, hatalı bildirim nedeniyle reddedilen sigorta prim teşviki başvurusunun hukuka uygun olduğuna dair ilk derece mahkemesi ve istinaf kararları, Yargıtay tarafından, 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde ile işverenlere prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmayan dönemler için belirli şartlarda geriye dönük başvuru yapma imkanı tanınması sebebiyle bozulmuştur; böylece dosyanın yeni yasal düzenleme ışığında yeniden incelenmesi gerekliliği ortaya konulmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/326 E., 2024/66 K.İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... iş yeri sicil numaralı iş yeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103/4.f. maddesi hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik yaptığı 22.07.2016 tarih ve ... sayılı başvurusunun davalı Kurumun 22.07.2016 tarih ve ... sayılı yazısı ile T.C. ... Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı genelge gerekçe gösterilmek suretiyle vermiş olduğu ret kararının iptali ile 22.07.2016 tarih ve ... sayılı başvuruda belirtilen aylara ilişkin 4447 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 10. maddesi ile işverene sağlanan teşvikten yararlanma başvurularının hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğu Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 07.02.2017 tarihli ve 2016/383 Esas, 2017/28 Karar sayılı kararla davacının sigortalıların 6111 sayılı teşvikten yararlanması gerekirken sehven 5510 sayılı Kanun teşvikini bildirdiği, bu nedenle başvurusunun 6111 sayılı Kanun teşvikinden yararlandırılacak şekilde işleme alınmasını talep eden müracaatının yürürlükte bulunan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103. maddesinin 4. maddesi uyarınca işleme alınması gerekirken normlar hiyerarşisine göre Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin altında olan ve ancak yönetmeliğe uygun ya da yönetmelikle düzenleme yapılmayan hallerde düzenleme yapılabilecek olan genelge gerekçe gösterilerek reddedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın 22.07.2016 tarihli müracaatı üzerine ... Sosya Güvenlik İl Müdürlüğü, ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 22.07.2016 tarih ve ... sayılı işleminin iptaline, davacı tarafın 22.07.2016 tarihli müracaatının işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve 2016/383 Esas, 2017/28 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 14.07.2017 tarihli ve 2017/1360 Esas, 2017/958 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.07.2017 tarihli ve 2017/1360 Esas, 2017/958 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 07.05.2018 tarihli ve 2017/5098 Esas, 2018/4308 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...27.03.20 18... (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir..."2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 20.11.2018 tarihli ve 2018/346 Esas, 2018/709 Karar sayılı kararla yargılama devam ederken ve kanun yolları sırasında yapılan mevzuat değişikliğine göre; 21.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren ve 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek madde 17'ye göre SGK'ya yapılan prim ödemelerine ilişkin davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın idare tarafından başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üzerinde mahsup veya iade edilir hükmü gereğince eldeki davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından açılan davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.3.İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2018/346 Esas, 2018/709 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 27.04.2021 tarihli ve 2019/1829 Esas, 2021/6049 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesi'nce 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir..."4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 15.12.2021 tarihli ve 2021/371 Esas, 2021/48 Karar sayılı kararla davacının 6111 sayılı teşvikten yararlanması gerekirken sehven 5510 sayılı Kanun teşvikini bildirdiği, bu nedenle başvurusunun 6111 sayılı Kanun teşvikinden yararlandırılacak şekilde işleme alınmasını talep eden müracaatının yürürlükte bulunan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103. maddesinin 4. maddesi uyarınca işleme alınması gerekirken normlar hiyerarşisine göre Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin altında olan ve ancak yönetmeliğe uygun ya da yönetmelikle düzenleme yapılmayan hallerde düzenleme yapılabilecek olan genelge gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.5.İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/371 Esas, 2021/48 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 27.04.2021 tarihli ve 2019/1829 Esas, 2021/6049 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 23.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının 12.10.2018 tarihli mahsuplaşma talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmesi karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."6.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum lehine vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir.1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesinin 1 numaralı fıkrası “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” hükmüne amir olup, eldeki davada, bir taraftan Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmiş olan 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükümlerine dayalı olarak karar tesisinin mümkün olmaması, diğer taraftan da davaya konu istem hakkında davalı Kurumca yargılama devam ederken davacının isteminin tüm dönemler bakımından karşılandığı anlaşılmakla, davacının dava açıldığı tarihte haklılığını ortaya koyan bu durum karşısında, davacı lehine maktu vekâlet ücreti tayini gerekirken, Ek 17. maddenin 4. fıkrasına göre vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi; ayrıca tespit istemli davada davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.2.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin 2 numaralı fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.VII. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olanan İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2, 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentleri tümüyle silinerek;"2.Peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde davacıya iadesine,3.Davacı tarafından yapılan 990,10 TL yargılama giderinin davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, davalı Kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,4.Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL. vekalet ücretinin davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine,5.Taraflarca yatırılan ve karar kesinleştiğinde gider avansının arta kalan kısmının ... Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine" bentleri yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.