Denetimli serbestlik çağrı tebligatındaki usulsüzlük ve sanık lehine basit yargılama usulünün uygulanmaması nedeniyle uyuşturucu madde bulundurma mahkumiyetinin bozulması kararı.
Özet: İncelenen kararda, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm edilen sanık hakkında uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin çağrının usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet hükmü kurulması, ayrıca, suçun temel ceza miktarının basit yargılama usulü kapsamında olmasına ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile bu usulün uygulanabilir hale gelmesine rağmen sanığın hukuki durumunun bu lehe hükümler çerçevesinde değerlendirilmemesi kanuna aykırı bulunmuştur.
10. Ceza Dairesi         2024/4983 E.  ,  2025/10823 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/53 E., 2024/401 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bozma üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Kararın sanığın yüzüne karşı verildiği, temyiz süresinin 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesine göre tefhimden itibaren bir hafta olduğu halde, yerel mahkemece tefhimden itibaren 15 gün olduğu belirtilerek yasa yoluna başvuru süresinde sanığın yanıltıldığının anlaşılması karşısında, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek inceleme yapılmıştır.
A. 7201 sayılı Kanun'un 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddesi ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. ncı maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına ilişkin Akhisar Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının sanığın MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereği tebliğ edildiğinin, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında; mahkemece tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yargılamaya devam edilip mahkûmiyet kararı verilmesi,
B. Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251/1. maddesinde yer alan "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun geçici 5/1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271
sayılı CMK'da yapılan değişiklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı CMK'nın 251/3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı CMK'nın 251/3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanun'a aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.10.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.