Yargıtay, kadastro tespitine itiraz ve kullanım şerhinin terkini davasında, taşınmazların orman vasfı ile zilyetlikle iktisap koşullarının eski haritalarla yeniden keşif yapılarak kapsamlı araştırılması gerektiğine hükmetti.
Özet: Yargıtay, İzmirdeki orman olduğu iddia edilen ve daha sonra hazine adına tescil edilip üzerinde zilyetlik iddiası bulunan taşınmazlara ilişkin kadastro tespiti ve kullanım şerhinin terkini davasında, ilk derece mahkemesinin kararını, taşınmazların geçmiş durumu, orman niteliği ve zilyetlikle kazanım şartlarının yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle bozarak, eski haritalar ve hava fotoğrafları eşliğinde tarım ve orman bakanlığı dışından bilirkişilerce yeniden keşif yapılmasını, orman kadastro sınırlarının netleştirilmesini, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, eğimi, ağaçları ve kullanım geçmişinin kapsamlı bir şekilde incelenmesini ve bu hususlar ışığında davanın yeniden değerlendirilmesini gerekli görmüştür.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/57 E., 2022/237 K.Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz ve kullanım şerhinin terkini davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, birleşen dosya davacısı-davalı ... ve arkadaşlarının davasının reddine, davacı-birleşen dosya davalısı Hazine ve birleşen dosya davacısı Orman İdaresinin davasının kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı birleşen dosya davalısı Hazine vekili ve birleşen dosya davacısı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A Rİzmir ili Güzelbahçe ilçesi Küçükkaya Mahallesin çalışma alanında 1987 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında dava konusu 1 34... ve 1 36... parsel sayılı taşınmazlar, paftasından anlaşıldığı üzere orman olduğundan bahisle tescil harici bırakılmıştır. Kadastro sırasında 2013 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında ise 1 34... parsel sayılı ve 603,01 m² yüzölçümündeki taşınmaz, incir ve zeytin ağaçlı tarla niteliğiyle, 1 36... parsel sayılı ve 2.016,14 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise zeytinli tarla niteliği ile ve muhdesatların ..., ..., ..., ... ve ...'in kullanımında olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir.Davacı ..., ..., ..., ... ve ... 31.05.2013 tarihinde Hazine aleyhine Kadastro Mahkemesinde açtıkları dava ile, 1 34... ve 1 36... parsel sayılı taşınmazların kadastro esnasında Hazine adına tespitinin yapıldığını, oysaki bu taşınmazların murisleri ... tarafından 1970 yılında zilyetlerinden satın alındığı ve o tarihten beri kullanımın kendilerinde olduğunu belirterek dava konusu taşınmazların adlarına tescilini talep etmişlerdir. Davacı Hazine 06.06.2013 tarihinde ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine Kadastro Mahkemesinde açtığı dava dilekçesinde; 1 36... parselin üzerinde "kısmen çalılık-kısmen 15-20 yaş bakımsız delicelerin bulunduğu, taşınmazın yeni sürülmüş olduğu, üzerinde uzun süreli zilyetliğin bulunmadığı ve bu sebeple gerçek kişiler lehine muhdesat şerhi verilmesinin hukuka aykırı olduğunu" belirterek 1 36... parsel üzerinde davalılar yararına konulan şerhlerin terkin edilmesini talep etmiştir.Davacı ... İdaresi 06.06.2013 tarihinde, hem Hazine hem de muhdesat lehtarlarını hasım göstererek 1 36... parselin orman vasfında olduğunu belirterek taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmesi, 17.12.2021 tarihli dilekçe ile 1 34... parsel sayılı taşınmaz hakkında görülen davaya müdahil olmuştur.İlk Derece Mahkemesince, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacı ile birleşen davacıların davalarının kısmen kabulü ile ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 34... ve 1 36... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tespitlerin iptaline; 1 34... parselin tamamı ile 1 36... parselin bilirkişi kurulu raporu eki olarak fen bilirkişisi ... tarafından 11.12.2014 tarihinde düzenlenen krokide (B) harfi ile gösterilen 1.338,21 m²lik bölümünün, tespitteki niteliğiyle ve İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.07.2007 tarihli ve 2007/839 Esas, 2007/727 Karar sayılı veraset ilamında belirlenen paylar oranında birleşen dosya davacılar ..., ..., ..., ... ve ... adına tesciline, aynı krokide (A) harfi ile gösterilen 677,93 m²’lik bölümün orman niteliğinde olması nedeniyle Hazine adına tesciline, tarafların hüküm altına alınanlar dışındaki taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm; davacı birleşen doysya davalısı Hazine ile birleşen davanın davacısı Orman İdaresi tarafından esasa ilişkin, davalı birleşen dosya davacı vekili tarafından ise vekâlet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3178 Esas, 2019/140 Karar sayılı ilamıyla; Orman Yönetiminin 1 36... parselin (B) bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının, taşınmazın eski hava fotoğrafları ve haritalara göre orman sayılmayan yerlerden olduğu ve orman tahdidi dışında kaldığı anlaşıldığından reddine; Hazine’nin 1 34... ve 1 36... parselin (B) bölümüne yönelik temyizinde ise Mahkemenin, taşınmazların geçmiş durumu, eğimi, orman olup olmadığı, zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği gibi hususlarını yeterince araştırmadığı, bu nedenle eski haritalar ve hava fotoğraflarının getirtilerek Tarım ve Orman Bakanlığı dışından seçilecek bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılması, orman kadastro sınırlarının netleştirilmesi, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, eğimi, ağaçları ve kullanım geçmişi araştırılarak kapsamlı rapor alınması; inceleme sonucunda taşınmazların orman sınırları içinde ise davanın reddi, değilse zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi; zilyetlik yoksa Hazine’nin şerhe ilişkin davasının değerlendirilmesi; ayrıca kabule göre de her bir dosya için ayrı vekalet ücreti belirlenmesi" gereğine değinilerek hükmün kısmen onanmasına kısmen bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen davacılar ... ve diğerlerinin tescil davası kanıtlanmadığından reddine; Hazinenin şerhin iptali davasının kabulüne; Orman İdaresi tarafından açılan davanın kabulü ile ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 36... ve 1 34... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitlerinin iptali ile her iki taşınmazın da tespitteki yüzölçümleri ve orman niteliğiyle, beyanlar hanesi boş bırakılmak suretiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı birleşen dosya davalısı Hazine vekili ve birleşen dosya davacısı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava kadastro tespitine itiraz ve kullanım şerhinin terkini istemine ilişkindir. Yörede 02.08.1977 tarihinde ilan edilip, 02.08.1978 tarihinde itiraz edilmeyen yerlerde kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 11.04.1989 tarihinde ilan edilen 2896 sayılı Kanuna göre 2. madde uygulaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulama çalışmaları bulunmaktadır. 1. Birleşen dosya davacısı davalı ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekilinin 1 34... (19 50... ) parsele ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı ... ve arkadaşları dava konusu taşınmazın murisleri ... tarafından 1970 yılında zilyetlerinden satın alındığı ve o tarihten beridir kullanımın kendilerinde olduğunu belirterek tespit maliki Hazine aleyhine dava açmış, yargılama sırasında ise Orman İdaresi bu parsele yönelik 17.12.2021 tarihli dilekçe ile davaya müdahil olarak taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisap şartlarının davacılar lehine oluşmadığı gerekçesiyle taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Ne var ki İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulmuştur. Şöyle ki, dosya arasına alınan bilirkişi raporlarından, taşınmaz üzerinde davacı gerçek kişilerin kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık kullanımlarının olmadığı kuşkusuzdur. Ancak Orman İdaresince, taşınmazın bir bölümünün kesinleşmiş tahdit içinde kaldığı, kalan bölümünün de evvelde orman sayılan yerlerden olduğu belirtilerek davaya müdahil olunmuşsa da, Orman İdaresinin tahdit dışında kalan yere ilişkin talebi, yörede kesinleşmiş tahdit bulunduğu için dinlenemez. Zira kural olarak, kesinleşmiş tahdidin varlığı halinde, bir taşınmazın orman niteliği, kesinleşen bu orman tahdit haritasının uzman orman mühendisi aracılığıyla uygulanması ile ve taşınmazın konumunun bu tahdit haritası ile irtibatlı bir şekilde belirtilmesi sonucu saptanır. Somut olayda, dava konusu parsele ilişkin orman kadastro tutanaklarının tetkikinde ise, "buradan düğünyurdu mevkiine gelinerek ... ait tarlanın kuzeybatı köşesindeki sabit kayaya 136 nolu nokta tesis edildi. Buradan kuzeydoğuya ilerlendi. ... tarlası ile ... vereseleri tarlasının sınırı olan deredeki sabit kayaya 137 nolu nokta tesis edildi. Buradan doğuya yönelinerek ... vereseleri tarlasının kuzeydoğu köşesinde sabit kayaya 138 nolu nokta tesis edildi. Doğu güneye gidildi ve yol kenarındaki büyük meşe altındaki sabit kayaya 139 nolu nokta tesis edildi. Güneydoğuya ilerlenerek ... 139 nolu nokta tesis edildi. Güneydoğuya ilerlenerek ... ait tarlanın içindeki sabit kayaya 140 nolu nokta tesis edildi ve 136 nolu noktaya bağlanıldı. 4 nolu iç sınırlama parseli sınırlandırılmış oldu." şeklinde belirtilmesine rağmen, 139 nolu noktanın bulunduğu yol kenarındaki büyük meşe altındaki sabit kaya zeminde bulunmamış, böylece tahdit uygulaması sağlıklı şekilde yapılmadan hüküm kurulmuştur.O halde İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1977 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ve 1989 yılında yapılan (2/B) çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ayrı ayrı dosyaya getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro ve aplikasyon haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde ayrı ayrı gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli; özellikle 139 OS nolu orman sınır noktasının konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, kesinleşen tahdit içerisinde kalan yer var ise bu bölüm yönünden Orman İdaresinin davası kabul edilerek bu bölümün orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmeli; tahdit dışında kalan bölümün ise tespitteki gibi bu bölüm üzerinde bulunan ve kadastro tespitinden önce tesis edilen muhdesatların sahipleri adına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca beyanlar hanesinde gösterilerek Hazine adına aynı vasıfla tesciline karar verilmelidir. 2. Birleşen dosya davacısı davalı ... ve arkadaşları vekili ile davacı birleşen dosya davalısı Hazine vekilinin 1 36... (19 57... ) parsele ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geilnce; dava konusu 1 36... parsel sayılı 2.016,14 m² yüzölçümündeki taşınmaz zeytinli tarla niteliğiyle ile ve muhdesatların ..., ..., ..., ... ve ...'in kullanımında olduğu belirtilmek, suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Aynı gerçek kişiler dava konusu taşınmazın murisleri ... tarafından 1970 yılında zilyetlerinden satın alındığı ve o tarihten beri kullanımın kendilerinde olduğunu belirterek, tespit maliki Hazine aleyhine dava açmış; Hazine ise dava konusu taşınmazın üzerinde kısmen çalılık kısmen 15-20 yaş bakımsız delicelerin bulunduğunu, taşınmazın yeni sürülmüş olduğunu, üzerinde uzun süreli zilyetliğin bulunmadığını gerçek kişiler lehine muhdesat şerhi verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, bu şerhlerin terkini istemiyle muhdesat lehtarları aleyhine dava açmış, Orman İdaresi de Hazine ve muhdesat lehtarları aleyhine ayrı bir dava açarak dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, taşınmazın orman vasfıyla tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğraflarında ve memleket haritasında orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde, 02.08.1978 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Orman İdaresinin dava açtığı tarihte, Orman Kadastrosu kesinleşmiş olduğuna göre, davanın kesinleşen tahdide göre çözümlenmesi gerekir. Tahdit dışındaki yerlerin, öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmakta, Orman İdaresinin aktif dava ehliyeti bulunmamakta olup, bu gibi yerlere ancak, Hazine dava açabilir. Kesinleşmiş tahdit haritasına dayalı yapılan inceleme sonucu, temyize konu taşınmazın kesinleşen orman tahdit hattı dışında kaldığı anlaşıldığından, Hazinenin ise talebinin yalnızca şerhlerin terkinine ilişkin olup orman iddiasında bulunmadığından, davacı gerçek kişiler lehine de 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerine göre imar ve ihyaya dayalı zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı dosya kapsamıyla sabit olduğundan, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı birleşen dosya davalısı Hazine vekili ve birleşen dosya davacısı davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.