Uygulama kadastrosunda sabit sınırın hatalı değerlendirilmesi nedeniyle taşınmaz sınırının tesis kadastrosu kayıtlarına göre belirlenmesi gerektiğine hükmeden Yargıtay kararı.
Özet: Uygulama kadastrosu sırasında taşınmaz sınırlarının hatalı belirlendiği iddiasıyla açılan itiraz davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin "tonç" olarak adlandırılan doğal bir sabit sınırın varlığına dayanarak davayı reddetmesine karşın, Yargıtay, bilirkişi raporu ve hava fotoğraflarında sabit sınırın bulunmadığı, tesis kadastrosu sınırlarından ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı tespitiyle uygulama kadastrosunun hatalı olduğuna ve davacı lehine belirlenen 199,58 m²lik alanın kabul edilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin hatalı olduğuna hükmederek bölge adliye ve ilk derece mahkemesi kararlarını bozup dosyayı yeniden inceleme için ilk derece mahkemesine göndermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3056 E., 2025/827 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli Kadastro MahkemesiSAYISI : 2022/25 E., 2023/6 K.Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A R... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan temyize konu 1 09... parsel sayılı 1.212,42 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 802,80 m² yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan 1 09... parsel sayılı 2.721,86 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı ada ve parsel numarasıyla 3.199,41 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu çalışması sırasında Hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalıya ait 1 09... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "1 09... no.lu parsel ile 1 09... no.lu parsel arasındaki sınırın sabit sınır olarak Mahkememizce değerlendirildiği tonç diye tabir edilen alanının üzerinde ot biten bir alan olduğu, 1 09... nolu parselde tarım yapıldığında bu tonça kadar ekilip sürüldüğü, bu tonçun eskiden beri bu iki taşınmaz arasında doğal sınır olduğu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri tarafından bu şekilde bilindiği ve bu şekilde ekildiğinin beyanlarından anlaşıldığı, uygulama kadastrosunun amacının taşınmazların zemindeki durumunun haritalara uygun olarak düzeltilmesi olduğu…" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmazın uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiş, hükme karşı, davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve işbu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, 28.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların sınırında bulunan ve tonç diye tabir edilen bölümün bulunması nedeniyle bu sınırın sabit sınır niteliğinde olduğu değerlendirilmiş ise de, bu sabit sınırın incelenen hava fotoğraflarında görünmediği, ayrıca bilirkişi raporunda tersimat hatası olduğuna ilişkin bir tespit yapılmadığı gibi tesis kadastrosu ölçü krokisinde de taşınmazlar arasında sabit sınıra ilişkin özel işaretlemenin de yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde, taşınmazların sınırında sabit sınır bulunmadığı anlaşıldığına göre uygulama kadastrosu hatalı olup, yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, tesis kadastrosu sırasında taraflara ait taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek herhangi bir sınırın bulunmadığı, buna göre eldeki davada, tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosuyla oluşan sınırların esas alınması gerektiği gözetilerek, bilirkişi raporuna ekli 15 numaralı krokide (A) harfiyle gösterilen 199,58 m²lik taşınmaz bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun aykırı olduğu gibi, kabule göre de; davanın reddine karar verildiği halde hüküm yerinde dava konusu edilen ve tutanağı davalı hale getirilen 1 09... parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmemesi dahi hatalı olup, temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.