Kadastroda parselin kuzey sınırının dereye kadar uzanması gerekirken hatalı çizilmesi nedeniyle uygulama kadastrosunda artan yüzölçümüne itirazın reddi.
Özet: Davacı tarafından, 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında tapuda kayıtlı parselin yüzölçümünün haksız yere artırılarak tescil harici bir dere yatağının parsel sınırlarına dahil edildiği iddiasıyla açılan uygulama kadastrosuna itiraz davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, parseldeki yüzölçümü artışının ilk tesis kadastrosundaki kuzey sınırının hatalı çiziminden kaynaklandığı, dere yatağının kadim olup yer değiştirmediği ve uygulama kadastrosunun zemine uygun ve doğru olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/3111 E.  ,  2025/6928 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2854 E., 2025/820 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/23 E., 2023/5 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1 03... parsel sayılı 2.694,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 5.163,34 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2.Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları sırasında tescil harici görünen alanın dava konusu 1 03... parsele dahil edildiğini ileri sürerek, dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...Davacı ... Hazinesi vekili tarafından uygulama kadastrosuna yönelik olarak tescil harici görününen alanın ( dere ) davalılar adına tespitinin iptali için açtığı davada davalı parsel ... ili ... ilçesi ... köyü 1 03... parsel olduğu, dava konusu 1 03... nolu parselin ilk tesis kadastrosu çalışmaları 3402 sayılı kanuna göre 1998/1999 yılları arasında yapılmış olup 2000 yılında itiraz edilmediğinden kesinleştiği, 09.07.1998 tarihli edinme sebebi sütununda dava konusu parselin evvelce 1 03... nolu parsel ile birlikte ... mevkii 19 37... tahrir nolu vergi kaydına istinaden ... karısı ... adına kayıtlı olduğu ve bu şahsın 1965 yılında taşınmazını iki parçaya ifraz ederek 75 nolu parseli kendi uhdesinde bıraktığı ve ifraz edilen yeni parsel numarası alan 76 nolu taşınmazı ... ve ...'ya ait hisse itibari ile haricen ve adiyen satarak taşınmazla olan ilgi ve alakasını kestiğini bu defa yine tutanağa ekli Şubat 1971 tarihli harici satış senedinde görüleceği üzere ... ve ...'nın 76 nolu parseli ...'e sattıkları satış senedinde dava konusu taşınmazın mevkisinin ... olarak anıldığı ve yüzölçümünün 75 nolu ve 76 nolu parsellerin yaklaşık 12 dönüm olarak bahsedildiği Mahkememize açılan bu davada yukarıda izah edilen tüm delilleri topladıktan sonra mahallinde yapılan keşif, alınan teknik bilirkişi raporu ve bu rapora dayanan mahallinde beyanına başvurulan mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları tüm dosya kapsamında değerlendirildiğinde kadastro pafta sınırları ile güncelleme uygulaması sonucu oluşan sınırlar çakıştırıldığında 1 03... nolu parselin doğu, batı ve güney sınırlarının uyumlu olduğu kuzey sınırının ise kadastro güncelleme çalışmalarında sabit sınırına geçildiğinden uyumsuz olduğunun görüldüğü, bunun ilk tesis kadastro çalışmalarındaki eksik incelemeden kaynaklı sınırlandırma hatasından ileri geldiğinin tespit edildiği, zira ilk tesis kadastro çalışmalarında taşınmazın kuzey sınırının kuzeyde mevcut kadim dereye kadar yapılması gerekirken hatalı olarak sınırın tescil etmeye eş yükseklik eğrisi ( münhani ) üzerinden gidildiği ve bu nedenle taşınmazın kuzeybatı kısmının paftasında ( dere ) olarak bırakıldığı, ortofoto ve hava fotoğraflarının altlık olarak kullanıldığı diğer krokilerde değerlendirildiğinde 1 03... parselin ilk tesis kadastrosunda kuzeyinde dere yanındaki paftasının tersimatında hata mevcut olduğu ve bu yüzden ilk tesis ile mevcut zemin durumunun uyumsuz olduğu, güncelleme çalışmasıyla zeminin uyumlu olduğu güncelleme kadastrosunun amacının taşınmazların zemindeki durumunun haritalara uygun olarak düzeltilmesi olduğu, 1992 yılı hava fotoğrafları ve 2012 yılına ait ortofotoların kullanılarak oluşan haritalarda da mevcut zemin ile uygulama kadastrosu sonucu oluşan haritaların ayrıca keşifte dinlenen bilirkişilerin beyanları ile uygulama kadastrosu çalışmaları sonucu oluşan sınırların birbirleri ile tutarlı olduğu 1 03... parseldeki artışın dere yatağında yer katma olmadığı, tesis kadastrosundaki kuzey sınırının tespitindeki hatadan kaynaklandığı ayrıca derenin kadim ve yatak değiştirmediği yönünde mahalli bilirkişi beyanlarının ve bilirkişi raporları değerlendirildiğinde uygulama kadastrosunun doğru olduğu ve bir hatanın mevcut olmadığı tespit edildiğinden.." gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1 03... parsel numaralı taşınmazın 75 parsel ile birlikte bir bütün olarak 1937 tarih ve 765 tahrir numaralı vergi kaydının olduğunu, ancak bu kaydın ne kadarlık bir alan için olduğunun anlaşılamadığını, 1965 yılında iki parçaya ayrılarak 75... parselin oluştuğunu, ilk tesis kadastrosunun ise 2000 yılında kesinleştiğini, ilk tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlar ile güncelleme çalışmaları sonucu oluşan sınırlar arasında büyük fark olduğunu, yüzölçüm farklılığının hangi sebepten kaynaklandığının raporda açıklanmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 09.07.1998 tarihinde 19 37... tahrir nolu vergi kaydına istinaden yapıldığı, kadastro tutanağının edinme sebebi incelendiğinde, taşınmaza uygulanan vergi kaydının kuzeyinin dere okuduğu ve derenin aynen mevcut olduğunun belirtildiği, batı sınırının yol ve çalılık okuduğu, miktar fazlası yönünden 14... . maddeye göre zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle tespitin yapıldığı, ancak 1/5000 ölçekli fotogrometrik kadastro paftasında taşınmazın sınırlandırmasının (mürekkeplenmesinin) hatalı yapıldığı, taşınmazın kuzeyinde yer alan dereyi ve batısında yer alan yola kadar sınırlarının belirlenmesi gerekirken, paftada hatalı sınırlandırma yapıldığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporu ekinde yer alan ve kadastro tespit tarihi olan 1998 yılı öncesine ait kroki 5 ve kroki 6'da yer alan 1992 yılı hava fotoğrafı ile, kroki 7 ve 8'de yer alan 2012 yılına ait hava fotoğrafı ve kroki 9 ve 10'da yer alan 2020 yılına ait ortofoto haritalarından kuzeyde bulunan derenin sınırını değiştirmediği, taşınmazın kadastro tespit tarihi olan 1998 yılından beri aynı sınırlar ile tarım arazisi olarak kullanıldığı, 1998 yılında yapılan sınırlandırma (mürekkeplendirme) hatasının yapılan uygulama kadastro çalışmalarında giderildiği" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1 03... parsel numaralı taşınmazın 75 parsel ile birlikte bir bütün olarak 1937 tarihli ve 765 tahrir numaralı vergi kaydının olduğunu, ancak bu kaydın ne kadarlık bir alan için olduğunun anlaşılamadığını, 1965 yılında iki parçaya ayrılarak 75... parselin oluştuğunu, ilk tesis kadastrosunun ise 2000 yılında kesinleştiğini, ilk tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlar ile güncelleme çalışmaları sonucu oluşan sınırlar arasında büyük fark olduğunu, yüzölçüm farklılığının hangi sebepten kaynaklandığının raporda açıklanmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, dava konusu 1 03... parsel numaralı taşınmazın eski sınır ve yüzölçümüne getirilmesi ve kalan kısım içinse bağımsız parsel numarası alacak şekilde mülkiyetinin Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme kararları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza ait tesis ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu, taşınmazın tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, uygulama kadastrosu ile taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıkların çözümlenemeyeceği göz önünde bulundurulmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.