Tapu sicilinin hatalı tutulması ve sahte imza ile yolsuz tescil sonucu uğranılan zararın, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazine tarafından tazminine ilişkin temyiz davası.
Özet: Bu dava, davacının Ankarada edindiği bir taşınmazın tapu devrinin, tapu sicil memurlarının satıcı kooperatif yetkililerinin imzasını taklit ederek gerçekleştirmesi ve bu nedenle tapu kayıtlarının hatalı tutulması sonucu doğan zararın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca Devlet tarafından tazmini istemiyle açılmış; yargılamanın çeşitli aşamalarından ve bir bozma kararından sonra, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilen bir uyuşmazlıktır.
5. Hukuk Dairesi         2025/5335 E.  ,  2025/14995 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/399 Esas, 2025/21 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi gereğince tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara ili, ..., ... Mahallesi 462 64... parselde bulunan C Blok Kat:8 Daire:33'deki taşınmazı 4.000 TL ödemek suretiyle satın aldığını, ancak daha sonra Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerince yapılan incelemede taşınmazı davacıya satmış gibi görünen eski mal sahibi ... Konut Yapı Kooperatifi yetkililerinin imzası ile tapuda bulunan satıcı imzasının benzememesi üzerine açılan soruşturmanın derinleştiğini ve mal sahipleri imzasının bir kısım ... Tapu Sicil Müdürlüğü memurları tarafından taklit edilmek suretiyle atıldığı ve bu şekilde taşınmazın davacı adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, yani satıcı konumunda olan ... Konut Yapı Kooperatifinin yetkililerinin haberi ve fiili katılımı olmadan akde katılmış gibi göstermek suretiyle ... Tapu Müdürlüğünde çalışmakta olan bir kısım müdür ve memurlar tarafından satıcının imzası taklit edilmek suretiyle satışın yapıldığının anlaşıldığını, ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından açılan dava sonucu Sincan Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/89 Esas sayılı kararı ile bütün tapuların iptal edildiği ve anılan kararın kesinleştiğini, yapılan idari soruşturma sonucu tapu sicil memurlarının görevine son verildiğini, yine memurlar hakkında sahte resmi evrak tanzim etmek ve dolandırıcılık suçlarından dolayı Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/124 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olduğunun yazılı olduğunu, tapu memurlarının işlemlerinden dolayı müvekkilinin zarar gördüğünü, memurların kusur ve hukuka aykırı işlemlerinden devletin sorumlu olduğunu, dava tarihi itibarıyla belirlenecek zararının aynı tarihten faiziyle davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle;ynı kooperatife ait bir başka kat mülkiyetinde bulunan taşınmazların satışı ile ilgili olarak açılan başka bir davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, bu kararın Yargıtayca onandığını, dava konusu taşınmazın emsal dosyada belirlenen taşınmazlar ile aynı nitelikte olduğundan davacının davasının reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse olayda, zarar ve hukuka aykırı eylem bulunmakta ise de kusursuz sorumlu olan davalının sorumluluğunu gerektirecek uygun illiyet bağının bulunmadığını, öncelikle usuli itirazlarımız yönünden (zamanaşımı, pasif husumet yokluğu) davanın reddine; mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2015/114 Esas, 2016/355 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli ve 2017/1155 Esas, 2017/1368 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli ve 2017/1155 Esas, 2017/1368 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacının dava konusu bağımsız bölümü 18.08.2003 tarihli ve 6219 sayılı resmî senet ile satın aldığı, söz konusu senedin satıcı ... Yapı Kooperatifinin vekili sıfatıyla 15.08.2003 tarihli ve 12454 sayılı vekâletnameye dayanarak ... tarafından imzalandığı, dava dışı başka bağımsız bölüm maliklerinin katılan olarak yer aldığı Ankara Batı Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/8 Esas, 2019/173 Karar sayılı kararında belirtilen vekâletnamenin sahte olduğu belirlendiğinden; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 14 92... sayılı genelgelerine, Tapu Sicil Tüzüğünün 13 üncü maddesine uygun olarak tapuda resmî işlemlerin yapılmadığına, aksine tapu memuru tarafından resmi evrakta sahtecilik yapıldığına, davacı ile yüklenici firma yetkilileri arasında sözleşme ilişkisi olduğu yönünde dosyada bilgi ve belge bulunmadığına göre Hazinenin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca sorumlu olduğu kuşkusuz olduğundan davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2022/18 Esas,2023/458 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2022/18 Esas, 2023/458 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınan taşınmazların ise satış tarihleri itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulmadan, dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ile emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilip bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapusunun iptalinin memur hatasından kaynaklı olmadığını, yüklenicinin edimini ifa etmemesinden kaynaklı olduğunu, illiyet bağının kesildiğini, bedelin yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararın bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.