Hazinenin, 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesine göre yenileme kadastrosu sonrası oluşan parsel sınır ve yüzölçüm farklılıklarının düzeltilmesi talebiyle açtığı davanın reddi.
Özet: Hazine, 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda kendi adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, bitişik parselin arttığını ve sınırların ilk tesise uymadığını ileri sürerek tapu miktar yanlışlığının düzeltilmesini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, keşif, mahalli bilirkişi beyanları, hava fotoğrafları ve teknik bilirkişi raporlarını değerlendirerek yenileme çalışmalarında yapılan sınırlandırma ve hesaplanan yüzölçümünün doğru olduğu, mevcut zemindeki sabit sınırlarla ve ilk tesis kadastrosundaki sınırlarla büyük oranda uyumlu olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/890 E.  ,  2025/6918 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/383 Esas., 2023/148 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burhaniye Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/59 Esas., 2021/57 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kadastro Kanunu) 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 9 97... parsel sayılı 1.954,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 20 28... parsel numarasıyla ve 1.944,60 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 9 97... parsel sayılı 660,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 20 28... parsel numarasıyla ve 662,08 metrekare yüzölçümlü olarak üç katlı bahçeli kargir ev vasfıyla tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi eski 9 97... parselde (yeni 20 28... parsel) Hazine adına kayıtlı olan taşınmazda yapılan yenileme çalışmaları sonucu miktar olarak azalma olduğunu, taşınmazın bitişindeki 20 28... nolu parselde artma meydana geldiğini, taşınmazların sınırlarının ilk tesis kadastrosundaki sınırları ile çakışmadığını, hatalı tespit yapıldığını ileri sürerek, ilk tesis kadastrosunda yapılan tespit nazara alınarak taşınmazın tapu miktar yanlışlığının düzeltilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ..., ... ve uygulama tutanak bilirkişisi ... 'in dava konusu 20 28... parsel ve 20 28... parsel sayılı taşınmazların güney sınırlarının tek noktada birleştiğini, 10 parselde ... Otel olduğunu, 11 parsel ile sınırının 2 metre yüksekliğinde yığma duvar ile sınırlı olduğunu, yığma duvarın 10 parsele ait olduğunu, 11 parselde ilkokul ve ortaokul binalarının olduğunu, sınırların okulun yapılışından beri bu şekilde olduğunu beyan ettikleri keşif sonucunda temin edilen tesis kadastro tarihi ve uygulama kadastro tarihine en yakın, en eski ve en güncel ortofotolar ve hava fotoları, keşif sırasında çekilen fotoğraflar, dava konusu 20 28... ve 11 parsel sayılı taşınmazların pafta örnekleri, yenileme uygulaması sınırlandırması krokisi, tapulama ve yenileme sınırı çakıştırmalı krokisi de değerlendirilerek harita mühendisi bilirkişisi ve inşaat mühendisi bilirkişisinin raporunda 1975 yılı hava fotoğraflarında dava konusu parsellerin sınırlarının belirgin olduğu, yenileme sınırıyla uyumlu olduğu, 10... parselle ilgili ortak sınırlarda tesis kadastrosu sınırları ile yenileme sınırları arasında çok küçük farklılıkların olduğunun tespit edildiği, krokide A harfi ile gösterilen 3,33 metrekare kısmın tapulama çalışmalarında 20 28... parsel sınırlarında kalıyor iken yenileme çalışmalarında 20 28... parsel sınırları içinde kaldığının tespit edildiğini, yenileme çalışmalarındaki sınırlandırmanın doğru olduğunun 11 parsel sayılı taşınmazın eski ve yeni yüzölçümleri arasındaki farkın hesap yönteminden kaynaklandığı, yanılma sınırları içerisinde kaldığının, ilk tesis kadastrosu çalışmaları sırasında kullanılan teknolojiden kaynaklı yüzölçüm farklılıklarının olduğunun, dava konusu ... ilçesi ... Mahallesi, 20 28... ve 11 parselin yenileme çalışmalarında tespit edilen sınırların, tesis kadastrosundaki sınırlarıyla çok büyük oranda uyumlu olduğu, zemindeki sabit sınırlarla tamamen örtüştüğü, keşif mahallinde bilirkişi beyanları ve gösterimleri doğrultusunda yapılan ölçümlerle birebir çakıştığının tespit edildiği, yenileme çalışmalarında yapılan sınırlandırma ve hesaplanan yüzölçümünün doğru olduğu, 11 numaralı parselin tesis kadastrosu sırasında krokide 14 numaralı kırık noktanın hatalı ölçüldüğünün belirtilip dava konusu parselin yenileme uygulamasında yapılan sınırlandırmasının doğru olduğu, tespit gibi tescil edilmesi gerektiğinin bildirildiği, bilirkişi heyeti raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu, Kadastro Kanunu 22/2-a gereğince yapılan çalışmanın, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesiyle 29.11.2006 gün ve 26361 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğe uygun olduğu'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''çekişmeli taşınmazlar arasındaki ara sınırın sabit sınır olarak belirlendiği, dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları doğrultusunda çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu sırasında üç katlı kargir ev ve okul niteliğinde tespit edildiği, taşınmazlar üzerinde tesis kadastro tespit tarihi itibariyle yapıların bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişiler raporunda "yenileme çalışmalarında sabit sınır olarak belirlenen kısımların zemindeki mevcut yapı ve taş duvara uyulduğunun, tespit tarihine yakın tarihli olan 1975 yılı hava fotoğrafında dava konusu parsellerin sınırlarının belirgin olduğu ve yenileme sınırlarıyla uyumlu olduğu, ortofoto görüntüsünde de taşınmazlara ait yapıların bitişik olduğu kısımların yenileme sınırlarıyla uyumlu olduğu, 11 parselin tesis kadastrosu sırasında ekli krokide gösterilen 14 nolu kırık noktasının hatalı ölçüldüğünün tespit edildiğinin" bildirildiği, hava fotoğrafları ile değişmediği belirlenen sınırın sabit sınır olarak belirlenmesinde bir hata bulunmadığı, bir kısım davalıların dilekçe ile bildirdikleri beyanın kabul beyanı olduğu ileri sürülebilir ise de söz konusu dilekçe ile sunulan beyanın keşiften önce belirtilmesi gözetildiğinde kabul olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, kararının usul ve kanuna uygun olduğu'' belirtilerek, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, Hazine adına, kayıtlı 20 28... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu sırasında eksik olarak tespit edildiğini, taşınmazın sınırları ile ilk tesis kadastrosundaki sınırların ortak köşe noktalarının çakışmadığını, ilk tesis kadastrosundaki sınırlara bağlı kalınmadığını, davalı taşınmazı ile arasındaki sınırın hatalı olarak tespit edildiğini ve kadastro çalışmasında bu hususlar dikkate alınmadan ölçüm yapılarak Hazine adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün azaltıldığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1.maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371.maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.