Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, mahkeme kararıyla tescilli taşınmazın sonradan kadastro tespitiyle farklı kişi adına kaydedilmesinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanabilirliğinin değerlendirilerek istinaf kararının onanması.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, davacının murisi adına mahkeme kararı ile tescilli olan bir taşınmazın, 2006 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında zilyetlik esasına göre davalıların murisi adına tespit edilip 2007de kesinleşmesi üzerine, bu tespitin iptali ve taşınmazın mirasçılar adına tescili talebiyle açılan davanın, Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine ilişkin ilk derece ve istinaf mahkemesi kararları, Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/150 E., 2025/476 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/23 E., 2024/139 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; ...... köyü 1 27... parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi...adına tescil edildiğini, ancak Elbistan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.1987 tarihli 1986/41 Esas, 1987/455 Karar sayılı kararı ile muris ... adına tesciline karar verildiğini, 1937 yılında mahkeme kararı ile tapulamasının tespit ve tescil sureti ile yapıldığı için ikinci kez kadastro tespiti yapılmasının mümkün olmadığını, ... adına yapılan tespitin hükümsüz olduğunu ileri sürerek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taraflar adına veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalılar (.........dışında), davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile, davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararda isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; tapulu taşınmazın haricen devrinin mümkün olmadığını, mahkeme kararı ile muris adına tescil edilen taşınmazda hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını, taşınmazın 1937 yılında mahkeme kararı ile tapulaması tespit ve tescil sureti ile yapıldığı için ikinci kez ... adına kadastro tespiti yapılmasının mümkün olmadığını, hükmen tescil edilen taşınmazda sürenin istisna olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın Elbistan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.19 87... /41 Esas, 1987/455 Karar sayılı, tarafların murisi ... tarafından Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tescil talepli davada fen memuru ..........tarafından çizilen ölçekli krokide gösterilen Doğusu: Yol, Batısı: C harfi ile işaretlenen ve miktar fazlası olarak davacı ...'nun tasarrufunda olan taşınmaz ve onun da batısı ... taşınmazı ve bor, Kuzeyi: ....... ve ........ taşınmazları, Güneyi: ..........ve ...... taşınmazları ile çevrili (A) harfi ile işaretli 20.0 00... ile (B) harfi ile işaretli 17.0 00... olmak üzere toplam 37.0 00... taşınmazın M.K'nun 639. maddesi gereğince davacı ... oğlu 1930 doğumlu ... adına tesciline karar verildiği, kararın deracaattan geçerek 14.03.1988 tarihinde kesinleştiği, 20.6.19 88... sıra nolu tapu kaydının oluştuğu, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ise 1 27... parsel sayılı 37.0 00... miktarlı tarla nitelikli taşınmazın 20.06.19 88... nolu tapu kaydı ile ... adına kayıtlı iken 1992 yılında 5.000.000 TL bedelle haricen ... tarafından ikinci eşi olan davalıların murisi ...’ye satıldığı, 14 senedir fiilen çekişmesiz aralıksız malik sıfatıyla zilyet olduğundan Kadastro Kanunu 13 (B/b) maddesi gereği adına tespit edildiği ve tespitin askı ilan süresinde dava açılmadığından 30.01.2007 tarihinde kesinleştiği, ...’nun 13.04.2013 tarihinde ölümü ile taşınmazın el birliği halinde davalılar adına 21.11.2018 tarihli intikal işlemi ile kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise 27.02.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.