Yargıtay, mirasbırakanın kızından mal kaçırma amaçlı muvazaalı taşınmaz devri, mirastan feragat sözleşmesinin kapsamı ve tapu iptali tescil taleplerini temyizen incelemektedir.
Özet: Bu dava, davacının merhum babasının kendisinden mal kaçırmak maksadıyla taşınmazlarını yeğeni ve oğluna tapuda satış göstererek bedelsiz ve muvazaalı şekilde devrettiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil talebiyle açılmış; davalıların devirlerin gerçek olduğunu ve davacının miras hakkından feragat ettiğini savunması üzerine, ilk derece mahkemesi bazı taşınmazlarda muvazaa kabul ederken, bölge adliye mahkemesi mirasbırakanın mal kaçırma kastı ispatlanamadığı ve feragat sözleşmesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, davacı ise feragat sözleşmesinin kapsamı ve devirlerin muvazaalı olduğu iddiasıyla kararın bozulmasını istemiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/2344 E.  ,  2025/6003 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2465 E., 2024/652 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/176 E., 2022/122 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; mirasbırakan babası ...’nin dava konusu 3559 parsel sayılı taşınmazını yeğeni olan davalı ...’a satış göstermek suretiyle devrettiğini, davalı ...’un da daha sonra taşınmazın bir kısım payını diğer davalılar olan kardeşi ... ve kuzeni ...’e devrettiğini, yine diğer dava konusu 16 09... parsel sayılı taşınmazların da mirasbırakan tarafından davalı oğlu ...’e satış yoluyla devredilğini, tüm işlemlerin kız çocuğu olan davacıdan mal kaçırmak amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmadığını takdirde bedellerinin tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, ortak sundukları cevap dilekçelerinde; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazların bedeli karşılığında satın alındığını, satışların gerçek olduğunu, muvazaanın söz konusu olmadığını, ayrıca davacının 21.01.2015 tarihli mirastan feragat sözleşmesi ile anne ve babasından kalan tüm miras hakkından feragat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 16 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, diğer dava konusu 3559 parsel yönünden ise iddianın sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının imzasının bulunduğu 21.01.2015 tarihli belgenin Karabük ili, ilçe ve köyleri hudutları dahilinde miras kalan yerlerin intikal ve satışına ilişkin olduğu anlaşılmış ise de belgenin son bölümünde davacının geçmişe yönelik olarak anne ve babasından miras kalan tüm haklarından ve yerlerden feragat ettiğinin yazılı olduğu, mirasbırakanın davacı kızından mal kaçırma kastı olsa idi terekesindeki tüm taşınmazlarını devredebileceği, mirasbırakan ile davacı arasında herhangi bir husumetin bulunmadığı, mirasbırakanın davacı kızından mal kaçırma kastıyla hareket ettiği hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...'in istinaf başvurusunun ise kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasbırakanın daha sonra davalı oğlu ...’e devredilmesi amacıyla dava konusu 3559 parseli davalı yeğeni ...’a devrettiğini, mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığını, emekli maaşı ve kira gelirlerinin bulunduğunu, mirasbırakanın kız çocuğu evlenince ona mal düşmez düşüncesinde olduğunu, dinlenen tanıkların da bunu ifade ettiğini, mirasbırakanın terekesinden para çıkmadığını, mirasbırakanın İstanbul’daki en değerli taşınmazlarını davalı oğluna verdiğini, başka taşınmazının bulunmadığını, ... ilçesinde mirasbırakandan kalan taşınmazların ise 140.000,00 TL gibi düşük bir bedelle kendisinden adaletsiz şekilde satın alındığını, ...’deki taşınmazları utangaç olduğu ve köyde baba mallarını böldürdü şeklinde dedikodu çıkmasın diye davalı kardeşine verdiğini, hak dengesinin sağlandığından söz edilemeyeceğini, İstanbul’daki dava konusu taşınmazların ise çok değerli olduğunu, tanıkların temliklerin muvazaalı olduğuna dair beyanlarda bulunduklarını, Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde belirtilen 21.01.2015 tarihli mirastan feragat sözleşmesinin sadece Karabük/...'deki taşınmazlar için düzenlendiğini, bu belgenin İstanbul'daki dava konusu taşınmazlar hakkında düzenlendiğinin kabul edilmesinin hukuka ve adalete aykırı olduğunu, İstanbul'daki taşınmazlar için hiçbir zaman miras hakkından feragat etmediğini, tüm dosya kapsamıyla temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1932 doğumlu mirasbırakan ...'nin 11.10.2011 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak davacı kızı ... ile davalı oğlu ...'in kaldıkları, diğer davalılar ... ve ...'in ise mirasbırakanın yeğenleri olduğu, mirasbırakanın 3559 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 payının tamamını 06.01.1999 tarihinde davalı yeğeni ...'a satış suretiyle temlik ettiği, aynı akitle dava dışı ... ve ...'nin de taşınmazdaki paylarını davalı ...'a devrettikleri, böylelikle davalı ...'un 3559 parselde tam pay sahibi olduğu, daha sonra davalı ...'un 28.08.2014 tarihli akitle taşınmazın 1/4 payını üzerinde bırakarak 1/2 payını davalı ...'e, 1/4 payını ise diğer davalı ...'e satış suretiyle devrettiği, diğer dava konusu 16 09... parsellerin ise tamamı mirasbırakan adına kayıtlı iken 12.11.2009 tarihli aynı akitle davalı ...'e satış suretiyle devredildiği, diğer yandan davacı ve davalı ... arasında imzalanan 21.01.2015 tarihli belgede ise davacının Karabük ili, ilçeleri ve köyleri dahilinde miras kalan taşınmazların intikali ve satışı için vekaletname verdiği ve karşılığında 140.000,00 TL aldığı ve geçmişe yönelik mirasbırakan anne ve babasından kalan haklarından feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada muris gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Hemen belirtmek gerekir ki; dava konusu 3559 parsel sayılı taşınmaz yönünden temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı gözetilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin 3559 parsele yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davacının diğer dava konusu 16 09... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacının imzasının bulunduğu 21.01.2015 tarihli belgenin son bölümünde davacının geçmişe yönelik olarak anne ve babasından miras kalan tüm haklarından ve yerlerden feragat ettiğinin yazılı olduğu belirtilmişse de anılan belge bir bütün olarak değerlendirildiğinde mirasbırakandan kalan Karabük ilindeki taşınmazlar yönünden düzenlendiğinin anlaşıldığı, bir başka deyişle 21.01.2015 tarihli belgenin sadece Karabük'teki taşınmazları kapsadığı açık olup bu belgenin İstanbul'da bulunan dava konusu taşınmazları da kapsadığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, diğer yandan maddi durumu iyi olan mirasbırakanın akit tarihinde taşınmazlarını satmasını gerektirir bir durumunun, haklı veya makul başka bir sebebinin bulunmadığı gibi satın alma savunmasında bulunan davalı ...'in de satış bedelini ödediğini kanıtlayamadığı, çekişmeli taşınmazların akitte gösterilen değerleri ile keşfen saptanan gerçek değerleri arasında açık fark bulunduğu, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarında mirasbırakanın kıza verilecek malı olmadığını söylediğini ifade ettikleri, değinilen tüm bu somut olgular yukarıda açıklanan ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın davacı kız çocuğundan mal kaçırma kastıyla hareket ederek dava konusu 16 09... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...'e devrettiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, dava konusu 16 09... parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalı ...'den alınmasına,16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.