Hazine adına tescilli fındıklık arazisinin zilyetlikle iktisabı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ecrimisil ödemesinin mülkiyet iradesine etkisi ile eksik araştırma ve çelişkili bilirkişi raporları nedeniyle yeniden yargılama kararı.
Özet: Davacılar, babaları tarafından 1960lı yıllardan itibaren malik sıfatıyla nizasız ve aralıksız zilyetlik yoluyla tarım arazisi olarak kullanıldığını iddia ettikleri taşınmazın, 2004 yılında Hazine adına tescil edilmesinin ardından tapu iptali ve adlarına tescili talebiyle dava açmışlardır; ilk derece mahkemesi davacıların ecrimisil ödemeleri ve satış talebi nedeniyle malik sıfatıyla zilyetlik iradesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, ancak bölge adliye mahkemesi eksik araştırma ve ecrimisil ödemesinin zilyetlik iradesini ortadan kaldırmayacağı gerekçeleriyle kararı kaldırarak dosyayı iade etmiş; ardından ilk derece mahkemesi taşınmazın 2004 öncesi zilyetlikle iktisap şartlarını karşıladığına hükmederken, bölge adliye mahkemesi tekrar bilirkişi raporlarındaki çelişkiler, zilyetliğin niteliği ve süresinin yeterince araştırılmaması nedeniyle kararı bozarak dosyayı yeniden ilk derece mahkemesine göndermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/5264 E.  ,  2025/5974 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/912 E., 2024/1225 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/148 E., 2023/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; Düzce ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1212 parsel sayılı taşınmazın 2004 yılında kayıt dışı kalmış yerlerin tescili ile davalı ... adına tapuda tescil edildiğini, taşınmaz üzerinde en az 30 senelik dikili fındık ağaçları olduğunu, ağaçların babaları tarafından dikildiğini, bu yeri yaklaşık 50 seneden beri aralıksız ve nizasız bir şekilde kullandıklarını, taşınmazın zilyetlik hakkının önce babalarına daha sonra kendilerine geçtiğini, her nasılsa taşınmazın tapu kaydının davalı ... adına tapuda tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline, olmazsa uğramış olduğu zarar nedeniyle dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi gereken yerlerden olduğunu bildiği için davacıların murisinin 30.10.2003 tarihli tescil ve satış talep dilekçesi ile dava konusu taşınmazın satışı talep edildiğinden idari yoldan Hazine adına tescil edildiğini, 19.10.2004 tarihli mahalli tespit tutanağında taşınmazın 01.01.1995 tarihinden itibaren kullanıldığının tespit edildiğini, kazanım şartlarının oluşmadığını, davacıların murisinin dava konusu taşınmaz için gönderilen ecrimisil ihbarnamesi uyarınca ecrimisili ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli ve 2016/642 Esas, 2018/163 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafça zilyetlik haricindeki kanunla belirlenen tescil şartları yerine getirilmiş ise de muriste ve davacılarda malik sıfatıyla taşımaza zilyetlik iradesinin bulunmadığı zira 30.10.2003 tarihli satış talepli dilekçeden ve ecrimisil ödemelerinden bu hususun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli kararının davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/1839 Esas, 2019/700 Karar sayılı kararı ile; davacının ecrimisil ödemesinin Hazinenin üstün mülkiyet hakkını kabul ettiği ve fer'i zilyet olduğu anlamına gelmeyeceği ve eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesini karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli ve 2019/82 Esas, 2021/506 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın 1960'lı yıllardan bu yana davacıların murisi tarafından tarım arazisi olarak malik sıfatıyla kullanıldığı, 1990'lı yıllarda bir kısmına fındık ekildiği ve bu şekilde kullanılmaya devam edildiği, taşınmazın imar planının 2008 yılında onaylandığı, 2004 yılında ise idari yoldan Hazine adına tescil edildiği, gelinen noktada davacıların murisinin ve davacıların taşınmazın idari yoldan tapuya tescil tarihi olan 2004 yılından önce zilyetlikle iktisap şartlarını yerine getirdikleri, davacıların murisi adına belgesizden 1.030, 00... 'lik taşınmaz tescil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/1839 Esas, 2019/700 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın fındıklık alan dışında kalan bölümü yönünden bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu halde çelişkinin giderilmediği, taşınmazın tüm bölümleri yönünden davacı tarafça ne şekilde ve ne süredir kullanıldığı, davacı tarafın ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan karar verildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesini karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 1960'lı yıllardan bu yana davacıların murisi tarafından tarım arazisi olarak malik sıfatıyla kullanıldığı, 1990'lı yıllarda bir kısmına fındık ekildiği ve bu şekilde kullanılmaya devam edildiği, kalan kısmının ise tarla olarak kullanıldığı, taşınmazın imar planının 2008 yılında onaylandığı, 2004 yılında ise idari yoldan Hazine adına tescil edildiği, gelinen noktada davacıların murisinin ve davacıların taşınmazın idari yoldan tapuya tescil tarihi olan 2004 yılından önce zilyetlikle iktisap şartlarını yerine getirdikleri, davacıların murisi adına belgesizden 1.030, 00... 'lik taşınmaz tescil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 1966 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında kadastro harici bırakılarak tutanak düzenlenmediği, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi kurulunun raporunda 1981, 19 94... yıllarına ait hava fotoğraflarına göre yöntemince yaptığı inceleme ve değerlendirmede taşınmazın tarımsal faaliyet yürütülmekte olan yerlerden olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmazın Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 2004 tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın süredir davacıların nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğu, davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddesinde belirtilen imar-ihya ile taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların murisinin dava açılmadan önce 2005 yılında ecrimisil ödediğini, bu durumun Hazinenin üstün mülkiyetini kabul ettiğini gösterdiğin, davacının malik iradesi olmadığını gösterir hususların Mahkemece değerlendirilmediğini, 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. maddeleri uyarınca dava konusu taşınmazın davacılar tarafından ihya edilmeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ihdasen oluşan tapu kaydının zilyetliğe dayalı olarak iptali ve tescili, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu Düzce ili, ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1212 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında tarıma elverişli yerlerden olmadığı gerekçesiyle tespit harici bırakıldığı, 2004 yılında kayıt dışı kalmış yerlerin tescili ile davalı ... adına tapuda tescil edildiği görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki; öncesi imar-ihyaya muhtaç olan tescil harici bir yerin, emek ve masraf yapılmak suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi şartıyla kazanılması mümkündür. O halde, uyuşmazlığın çözümünde taşınmazın tescil harici bırakıldığı tarihteki niteliğinin, imar-ihyasına ne zaman başladığının, ne zaman tamamlandığının ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesi gerekmektedir. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarih en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafları olup jeodezi ve fotogrametri mühendisi tarafından hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması önem arz etmektedir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın 1960'lı yıllardan bu yana davacıların murisi tarafından tarım arazisi olarak malik sıfatıyla kullanıldığı, 1990'lı yıllarda bir kısmına fındık ekildiği ve bu şekilde kullanılmaya devam edildiği, kalan kısmının ise tarla olarak kullanıldığı, idari yoldan tapuya tescil tarihi olan 2004 yılından önce zilyetlikle iktisap şartlarını yerine getirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince yapılan incelemenin hüküm kurmaya elverişli olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının da doğru olduğunu söylemeye imkan bulunmamaktadır. Şöyle ki; 08.02.2023 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişilerin raporlarında dosya içerisinde bulunan 1981, 19 94... tarihli hava fotoğrafları fotogrametrik (stereoskopik) olarak yorumlandığında dava konusu parselin krokide (A) harfi ile gösterilen alanda tarımsal nitelikte kullanım yapıldığı (1981 yılında tarla, 19 94... yılında fındıklık olarak kullanıldığı), (B) harfi ile gösterilen alanda ise herhangi bir tarımsal kullanım olmadığı, 2005, 20 16... yıllarına ait Google Earth görüntülerinde de parselin (A) harfi ile gösterilen kısmının fındıklık olarak kullanıldığı, (B) harfi ile gösterilen alanda ise herhangi bir tarımsal kullanımın olmadığı yönünde görüş bildirdikleri; 28.02.2023 tarihli ziraat mühendisi bilirkişilerin raporlarında hava fotoğrafları ve Google Earth uydu resimlerinin incelenmesi neticesinde taşınmazın 1966 yılı itibariyle imar ve ihya edilmeye başlandığı, 1981 yılı itibari ile taşınmazın tamamının imar ve ihya edilmiş olduğu, dolayısıyla zilyetliğin 1966 yılı itibariyle 13 00... 'lik (B) harfli yerden başlamış olduğu, 1981 yılı itibari (A) harfli yerin imar ve ihya edilerek taşınmazın tamamının zilyetliğinin başlamış olduğu, 1966 yılı itibari ile taşınmazın kısmen ekili tarım arazisi olarak kullanılmaya başlandığı, 1981 yılı itibari ile de taşınmazın tamamının ekili tarım arazisi olarak kullanılmaya başlanmış olduğu, 2004 yılına ve 2004 yılından da günümüze kadar aralıksız olarak devam ettiği ve tamamının zirai faaliyete konu olduğu yönünde görüş bildirdikleri görülmekle dava konusu (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişilerin raporu ile ziraat mühendislerinin raporu arasında çelişki olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, hava fotoğraflarını inceleme hususunda uzmanın jeodezi ve fotogrametri mühendisleri olduğu da dikkate alınarak dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmı yönünden jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişilerin raporu ile ziraat mühendislerinin raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.