Yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil davasında, davalının payının kalmaması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddedilen davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, mirasbırakanlarına ait taşınmaz paylarının 1989 yılında ‘kayıp kişi’ gerekçesiyle yolsuz biçimde davalı adına tescil edildiğini iddia ederek tapu iptali ve adlarına tescil istemiyle dava açmış; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, yargılama konusu taşınmazların dava tarihinde davalı adına kayıtlı olmadığını, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını ve tapu iptali ile tescil davalarının malike karşı açılması gerektiğini vurgulayarak davanın esastan reddine karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/4830 E.  ,  2025/4552 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1814 E., 2025/65 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/216 E., 2023/131 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; 1 62... parsel sayılı taşınmazın............ uyruklu olan 6480/181440 payı............. kızı ........... 3780/181440 payı ........... oğlu ........., 6480/181440 payı ... kızı.............., 17820/181440 payı ... oğlu........., 10260/181440 payı ... oğlu..........adına 1958 tarihinde kadastro işlemi ile kayıtlı iken ifraz edildiği, Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.02.1989 tarihli 1988/258 Esas, 1989/73 Karar sayılı kararı ile adlarına kayıtlı payların davalı tarafından vaziyet edildiği ve kayıp kişilerden olduklarından bahisle davalı adına tescile karar verildiği, kayıt maliklerinin mirasçıları bulunduğundan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptaline, maluliyetin kaldırılmasına, hasımlı veraset davasında belirlenecek miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; kesinleşen mahkeme kararı ile taşınmazın adına tescil edildiğini, tescile dayanak oluşturan vaziyet kararının alındığı tarihten itibaren iki ay içerisinde aksinin ispatlanması gerektiğini, ifraz parselinde yapılan kamulaştırmada yola terkin yapılmadan bedel ödenmeyeceğinin belirtildiğini, ferağ verilmesine rağmen Panoyot payı ile hükümdeki miktar aynı olmadığı için tescil işlemi yapılmadığından bedelin ödenmediğini, bu aşamada husumet yöneltilemeyeceğini, tescil hükmüne ilişkin açılan davanın İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/11 Esas, 2012/178 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eski 9 parselin 34... parsele ifraz edildiği, 34 parselin ifrazından oluşan 48... parsellerde dava tarihi itibari ile davalı adına kayıtlı pay bulunmadığı, Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/258 Esas sayılı dosyasının 34 parsele ilişkin olduğu, 35 parselde muris adına kaydın baki olduğu, bu nedenle tapu iptali - tescil talepli bu davada taşınmazda payı bulunmayan davalının taraf sıfatı bulunmadığından davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1 62... parsel sayılı taşınmazın ifrazen 1 62... ve 34 parsellere ayrıldığı, 34 parselin ise 48... parsellere ayrıldığı, 1 62... ve 49 parsellerin evvelki tapu kayıtlarında 6480/181440 payın ... kızı..........adına kayıtlı olduğu, daha sonra el değiştirdiği, el değiştirmenin ne şekilde olduğunun tapu kütük sayfalarında anlaşılmadığı, son hali ile dava konusu 1 62... parselin kamulaştırıldığı ancak işlemin tamamlanmadığı, 6480/1181440 payın ... kızı .......... adına kayıtlı olduğu, 1 62... parselin (tam pay) 29.12.2005 tarihinde .......... adına tescil edildiği, 1 62... parselin ise dava dışı gerçek kişiler adına değişik paylarda kayıtlı olduğu, davalı adına bir kayıt bulunmadığı,..........Vakfından icareli olduğuna ilişkin şerh bulunduğu, ........... Vakfı adına oluşan 5375/12096 payın daha sonra kamulaştırma sureti ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına 26.04.2017 tarihinde tescil edildiği, son hali ile her üç taşınmaz yönünden davalı vakıf adına veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı bir pay bulunmadığı, davacıların talebinin tapu iptali - tescile ilişkin olduğu, tazminat talebi bulunmadığı, tapu iptali ve tescil davasının malike karşı açılması gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahluliyet kararını davalı İdarenin aldığını, dahili davalı suretiyle yeni malikin dahil edilmesi veya ek dava açılması için süre verilmesi gerektiğini, tedavül kayıtlarının eksik getirildiğini, yolsuz tescilin belirlenemediğini, payın nereye gittiğinin tespit edilemediğini, taşınmazın kısmen kamulaştırmasız el atmaya konu edilmesinin tescili engellemeyeceğini, ek rapor alınması talebinin reddedildiğini, adil yargılama süreci ihlal edilerek mülkiyet hakkının yok edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedeni dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunu'nun 705/1. ve 1022. maddeleri hükümlerine göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılması sicile tescil koşuluna bağlıdır. Ayni haklar kütüğe tescil ile doğar, sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur. Değinilen yasa hükümlerinde öngörüldüğü gibi, hukukumuzda ayni hakkın doğumu veya kaldırılması tescil işleminin yapılmış olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle hak tescil edilmedikçe ayni hak niteliğini kazanamaz; mülkiyetin nakledildiğinden söz edilemez.
Diğer taraftan, taşınmazların tescilden önce mülkiyetlerinin geçmesine olanak sağlayan haller Türk Medeni Kanunu'nun 705/2. maddesinde “Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer haller” olarak sayılmıştır.
Dosya içeriğinden; 1 62... parsel sayılı 34.3 56... miktarlı bostan ve kulübe nitelikli nevi "............. Vakfından" olan taşınmazın 6480/181440 payı ... kızı ......., 6480/181440 payı ... kızı .........., 3780/181440 payı ... oğlu ............, 17820/181440 payı ... oğlu ........... ve 10260/181440 payı ... oğlu ..........adına 19.11.1958 tarihli kadastro işlemi ile kayıtlı iken 15.07.1971 tarihli ifraz işlemi ile 34 parsel sayılı 90 62... miktarlı bostan nitelikli ve 35 parsel sayılı 25.2 94... miktarlı bostan ve kulübe nitelikli taşınmazların oluştuğu, 35 parsel sayılı taşınmazın ........... Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.01.19 91... /579 Esas, 1991/257 Karar sayılı kararı ile Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığından, tespit edilen bedelin Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ödenmesine karar verildiği, kararın 09.04.1991 tarihinde kesinleştiği, terkin işlemi yapılmadığından taşınmazın halen kayıt malikleri adına tescilli olduğu, 34 parsel sayılı taşınmazda ise Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.02.1989 tarihli 1988/258 Esas, 1989/73 Karar sayılı kararı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından hasımsız olarak açılan davada ............................ ve dava dışı kişiler adına kayıtlı toplam 73065/181440 payın İdare adına tesciline karar verildiği, kararın 13.04.1989 kesinleştiği, 02.10.1990 tarihinde idare adına tescil edildiği, 34 parselin ise 15.12.1988 tarihinde ifraz edilerek 1 62... parsel sayılı 1 63... miktarlı bostan ve 1 62... parsel sayılı 8.8 99... miktarlı bostan nitelikli taşınmazların oluştuğu, 49 parsel sayılı taşınmazın ortaklığın giderilmesi neticesinde 22.10.2002 tarihli cebri satış ile dava dışı .............e devredildiği, onun da 23.07.2004 tarihinde taşınmazı dava dışı .............’e temlik ettiği ve bilahare 29.12.2005 tarihinde taşınmazın dava dışı ..............e satış suretiyle temlik edildiği, 48 parsel sayılı taşınmazda ise davalı İdarenin hükmen tescil edilen 73065/181440 payını mevcut 7560/181440 payı ile birleştirilerek ve tashih ile 27.02.2012 tarihinde 5375/12096 (80625/181440) pay olarak Kasım Ağa Vakfı adına tescil edildiği, bahsi geçen payın Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 20.10.2011 tarihinde açılan kamulaştırmasız el atma davası neticesinde İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.01.2014 tarihli 2013/78 Esas, 2014/36 Karar sayılı kararı neticesinde yol olarak terkini ile tespit edilen bedelin İdareye ödenmesine karar verildiği, kararın 23.02.2016 tarihinde kesinleştiği, tapu kayındaki payın 26.04.2017 tarihinde kamulaştırma ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle dava konusu 35... parsel sayılı taşınmazların dava tarihinden önce kamulaştırıldığı, 49 parsel sayılı taşınmazın ise dava tarihinde önce satış suretiyle dava dışı 3. kişilere devredildiği, bedel isteği de bulunulmadığı gözetildiğinde temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.