Uygulama kadastrosuyla artan taşınmaz yüzölçümünün, tesis kadastrosundaki hata düzeltmesi kabul edilerek Hazinenin itirazının reddi kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Hazinenin, uygulama kadastrosu sonucunda yüzölçümü artırılan taşınmazın artan kısmının kendisi adına tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, alan artışının tesis kadastrosundaki bir hesaplama hatasının düzeltilmesinden kaynaklandığını, komşu parsellerden veya tescil harici yerden ilave olmadığını belirterek davayı reddetmiş; Yargıtay ise uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesi için mevcut araştırma ve incelemenin karar vermeye yeterli olmadığını tespit etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2639 E.  ,  2025/6847 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1713 E., 2024/1890 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/576 E., 2024/361 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 3 parsel sayılı ve 7.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 48... parsel numarasıyla ve 11.258,64 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 48... parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro çalışmalarında yüzölçümünün artırılarak davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek, yapılan işlemin iptali ile artan kısmın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... kadastro güncelleme çalışmalarının mevuzata uygun yapıldığı, tesis kadastro çalışmalarında davalı parselin alanı hesaplanırken kuzey doğu sınırındaki bölümünün dahil edilmediği, bu hatanın güncelleme çalışmaları ile düzeltildiği, parseldeki yüzölçüm farkının buradan kaynaklandığı, komşu parsellerden, yoldan veya tescil harici bir yerden taşınmaza yer ilavesinin bulunmadığı, hava fotoğraflarına göre taşınmazın sınırlarında herhangi bir değişikliğin olmadığı, güncelleme işleminde herhangi bir hatanın bulunmadığı ..." gerekçesiyle davacı Hazinenin tutanak maliki davalılara yönelik davasının esastan reddine, davalı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yönünden ise ayrı bir tüzel kişiliğin ve taraf sıfatının bulunmaması nedeniyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "... tesis kadastrosunun yapıldığı yıl (1986) olan 1984 hava fotoğrafının ve güncel (2020) hava fotoğrafının görüntüsünün güncelleme tutanağı ile irtibatlı şekilde değerlendirildiği, buna göre; dava konusu parselin ilk tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda oluşturulan sınırlarında kısmen sınırlandırma hatası yapıldığı, davacı Hazinenin iddiasında geçen yönleri karşılayacak şekilde yapılan değerlendirmeye göre sınırlandırma hatasından dolayı parselin kuzey doğu bölümünün paftasında işaretlendiği halde alan hesaplanması yapılırken parsel alanın eksik hesaplandığı, ilk tesis kadastrosunda yapılan hatanın düzeltildiği, buna göre parselde meydana gelen artışın komşu parsellerden, yoldan veya tescil harici kalması gereken yerlerden meydana gelmediği, düzeltmenin ve düzeltmeye göre yapılan yüzölçüm hesaplamalarının bu haliyle doğru olduğu, bilirkişi raporlarının yeterli bilimsel ve teknik incelemeye dayalı olduğu da nazara alındığında uygulama kadastrosunda bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlara ilişkin uygulama kadastrosu çalışmalarının usul ve kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek olup, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eş değer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; 30.04.2024 tarihli fen bilirkişisi ...ile harita mühendisi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, kırmızı renkle gösterilen tesis kadastro paftası ile mavi renkte gösterilen güncelleme kadastro paftasının sınırlarında ve yüzölçümünde önemli ölçüde farklılıklar bulunduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar bilirkişi raporunun sonuç kısmında, davalı adına tescil edilen parselin yüz ölçümündeki artışın, davacı Hazineye ait taşınmazının sınırlarından, davalı taşınmaza ilave edilmek sureti ile meydana gelmediği belirtilmişse de, aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kroki incelendiğinde, taşınmazdaki yüzölçüm değişikliğinin, her iki taşınmazın sınırlarının değişmesinden kaynaklandığı açıkça görülmekte olup, bu haliyle söz konusu bilirkişi raporunda, davalıya ait taşınmazdaki yüzölçümü artışının nedeninin denetime elverişli şekilde değerlendirilmediği ve uyuşmazlığı çözmek hususunda yetersiz ve çelişkili ifadeler içerdiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince bilirkişilerden, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı, uygulama kadastrosu ile tesis kadastrosu paftasından hareketle yeni pafta oluşturulacağından ve tesis kadastrosu sırasında taraflara ait taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek herhangi bir sınır bulunmadığı takdirde tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırların esas alınması gerektiği göz önüne alınarak, az yukarıda açıklanan hususların yer aldığı denetime elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince; bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.