Zilyetlikle iktisap talebiyle açılan tescil davasında, bilirkişi raporu eksiklikleri, yetersiz araştırma ve davalı Hazine lehine doğan usuli kazanılmış hak nedeniyle bozma kararı.
Özet: Davacı, yirmi yılı aşkın süredir nizasız kullandığı, satın aldığı parsellerin yanında kalan bir alanın zilyetlikle edinme yoluyla adına tescilini talep etmiş; davalı Hazine ise taşınmazın yol vasfında olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Yerel mahkemenin davayı kısmen kabul kararı, Yargıtay tarafından mera araştırması ve bilirkişi incelemesi eksiklikleri nedeniyle bozulmuştur. Bozma sonrası yerel mahkeme yeniden farklı bir bölümü davacı adına tescil etmiş, ancak Yargıtay bu kararı da, davalının usuli kazanılmış hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bozmuştur; zira ilk kararda davacı lehine tescil edilmeyen bir kısmın davacı tarafından temyiz edilmemesiyle Hazine lehine kazanılmış hak oluşmuş, mahkeme ise bu hakkı ortadan kaldıracak şekilde farklı ve daha geniş bir alanı tescil etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/3712 E.  ,  2025/4553 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/455 E., 2024/642 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...............; 929 parsel sayılı taşınmazı 23.01.2009 tarihinde ..............ve müştereklerinden, 930 parsel sayılı taşınmazı ise 17.06.1992 tarihinde ..........dan kayden satın aldığını, bu taşınmazların doğu ve güneyinde bulunan...............köyü eski yolu ile tren rayları arasında kalan yaklaşık 1500-40 00... kısmın 930 parsele dahil olduğuna inanarak 1992 yılından bu yana taşınmazı 20-22 yıldan beri nizasız fasılasız kullandığını ileri sürerek taşınmaza son parsel numarası verilerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; nizalı taşınmaz bölümünün yol vasfında olmakla tescil harici bırakıldığını, bu nedenle zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddi ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi tarafından davaya cevap verilmemiş, köyü temsilen muhtar ............. 09.10.2013 tarihli duruşmada ve 25.10.2013 tarihinde yapılan keşifte, davacının evinin önünde bulunan alanı yıllardır kullandığını, bu yeri .............. isimli bir kişiden satın aldığını, bu yerin 930 parsele dahil olduğunu beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.06.2014 tarihli, 2013/92 Esas, 2014/545 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan raporda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişinin 07.11.2013 havale tarihli raporuna ekli krokide (B) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin davacı adına tapuya tesciline, aynı raporda (A) harfi ile gösterilen bölüm yönüyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.11.2015 tarihli, 2015/17875 Esas, 2015/13876 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, fen bilirkişisinin 07.11.2013 havale tarihli raporunda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli bulunmadığı, komşu 305 parsel sayılı taşınmaz mera olarak tespit görmesine rağmen Mahkemece mera araştırması yapılmadığı, tanıkların mahallinde dinlenmesi yerine duruşmada dinlenildiği, uzman ziraat mühendislerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, uydu ve hava fotoğraflarının getirtilmediği, davacı ve bayi adına yöntemine uygun şekilde belgesiz araştırması yapılmadığı belirtilerek açıklanan hususlarda araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek karar bozulmuştur.
Mahkemenin 10.10.2019 tarihli, 2016/112 Esas, 2019/937 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişinin 09.07.2019 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokideki (B) harfi ile gösterilen 1.358,22 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 13.04.2022 tarihli, 2021/4403 Esas, 2022/3092 Karar sayılı kararıyla; Mahkemenin bozmadan önceki kararında kabule karar verilen temyize konu taşınmaz bölümünün 07.11.2013 tarihli raporda (C) harfiyle ve 1.014,21 metrekare yüz ölçümlü olarak gösterildiği, bu bölümün davacı tarafından temyize getirilmediği, bu kez hükme esas alınan 09.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda taşınmaz bölümünün (B) harfiyle ve 1.358,22 metrekare yüz ölçümlü olarak gösterildiği ve davalı Hazine lehine kazanılmış hak oluştuğu halde 1.358,22 metrekare yüz ölçümlü kısmın davacı adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olduğundan fen bilirkişi ... ......... tarafından düzenlenen 07.11.2013 havale tarihli rapor ekinde yer alan krokide (C) ile gösterilen 1.014,21 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, davalı taraf yararına doğan usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine değinilmek suretiyle karar bozulmuş, davacının karar düzeltme isteği Dairece reddedilmiştir.
Mahkemenin 23.03.2023 tarihli, 2022/741 Esas, 2023/150 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca davanın kısmen kabulüne, 07.11.2013 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 1.014,21 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 13.06.20 24... /4191 Esas, 2024/4445 Karar sayılı kararı ile; 07.11.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen nizalı bölümün, bozma sonrası teknik bilirkişiden aldırılan 09.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterildiği ancak bu bölüme 07.11.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümden de yer ilave edildiği, halihazırda demir yolu vasfı ile Hazine adına kayıtlı 1 66... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan nizalı bölümün ise yine 09.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterildiği, ilk bozma kararı öncesi teknik bilirkişiden aldırılan raporda, davacı tarafından adına tesciline karar verilmesi istenilen taşımazın yol boşluğunda kalan kısmı ile demir yolu tarafında kalan kısmının ayrı harflerle gösterildiği, bozma sonrası teknik bilirkişiden aldırılan raporda ise taşınmazın yol boşluğunda kalan kısmı ile demir yolu vasfı ile Hazine adına kayıtlı 1 66... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan kısmının ayrı harflerle gösterildiği, bozma sonrası teknik bilirkişiden aldırılan 09.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu ve davacı adına tesciline karar verilen taşınmazın yüz ölçümü göz önünde bulundurulduğunda davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmadığı halde, bozma öncesi ve sonrası bilirkişilerden aldırılan raporlardaki harflendirmelerin farklı olması nedeniyle Dairemizin önceki tarihli bozma ilamında maddi hata yapılarak 07.11.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümün davacı adına tesciline karar verilmesi gereğine değinildiği, maddi hataya dayalı bozma ilamına uyulması taraflar açısından usuli kazanılmış hak oluşturmayacağından, teknik bilirkişiden aldırılan 09.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamındaki gerekçeler benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 09.07.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda belirtilen ve raporda yer alan krokide (B) harfi ile gösterilen toplam 1.358, 22... taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili; taşınmazın aktif yol niteliğinde olduğunu, imar planı kapsamında kalan yerlerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, bilirkişi raporlarının hükme esas alınmak için yeterli olmadığını, Muş Belediyesinin ve TCDD’nin davaya dahil edilmesi, bilirkişiden rapor alındıktan sonra ilan yapılması gerektiğini, tescil hükmünün TMK'nın 713/7. maddesine uygun kurulmadığını, taşınmazın değeri belirlenerek harcın bu değer üzerinden alınması gerektiğini, yargılama giderleri yönünden hatalı karar verildiğini(nisp harç alınmaması gibi) ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Temyiz konusu taşınmaz bölümü, ...............(.........) köyü 1959 yılında yapılan kadastro çalışmalarında yol olarak tespit harici bırakılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.