İş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının mirasçılarının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarının Yargıtayca temyiz incelemesi.
Özet: İş kazası sonucu vefat eden sigortalının yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi başlangıçta davalı işvereni %100 kusurlu bulmuş, ancak raporlardaki çelişkilerin giderilmesi üzerine kusur oranını davalı işveren için %90, müteveffa için %10 olarak belirleyerek güncellenmiş maddi ve manevi tazminata hükmetmiştir; bu kararın istinaf tarafından onanmasının ardından davalı vekili, kararın denetime elverişli olmadığını ve müvekkilinin kusurlu kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz başvurusunda bulunmuştur.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/284 E., 2024/352 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 45. İş MahkemesiSAYISI : 2022/596 Esas, 2023/968 KararTaraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 15.04.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacılar adlarına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi sigortalının iş kazası nedeniyle vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde davalı işverenin kusurlu olduğundan bahisle davacılar eş, çocuklar, anne ve baba için 1.000,00’er TL maddi, eş ve çocuklar için 50.000,00’er TL, anne ve baba için 30.000,00’er TL, kardeş için 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda %100 davalı işverenin kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacı eşin 231.363,91 TL, davacı çocuk ...'ın 48.635,37 TL, davacı anne ...'in 117.183,39 TL, davacı baba ...'ın 76.071,27 TL maddi zararı olduğu ne var ki talep arttırım söz konusu olmadığı kabulünden hareketle davacı çocuk ...’ın maddi zararının Kurum ödemeleri ile karşılandığından bahisle maddi tazminat isteminin reddine, davacılar eş, çocuk ... anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin talepleri ile bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, eş lehine 40.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi, anne ve baba lehine 20.000,00’er TL manevi, kardeş lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu ilk kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi noktasından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bu aşamadan sonra Mahkemece alınan 12.03.2023 tarihli kusur raporunda davalının %90, müteveffanın %10, davalının %90 kusuru içerisinde davalı MKE yetkilileri ..., ..., ... ... , ..., ..., ... .... ve ....'in olayın meydana gelmesinde %2'şer olmak üzere toplamda %14 oranında kusurları bulunduğı yönünde görüş bildirilmiş, Mahkemece yeni kusur oranı doğrultusunda resen ek hesap raporu alındığı ve 22.09.2023 tarihli bu hesap raporunda eşin maddi zararının 863.364,29 TL, çocuk ...'ın maddi zararının 21.545,045 TL, çocuk ...'ın maddi zararının 219.648,85 TL, babanın maddi zararının 30.974,53 TL, annenin maddi zararının 324.338,19 TL olarak hesaplanmasından sonra davacılar vekili davacıların maddi tazminat istemlerini hesaplanan bu tutarlara arttırmıştır.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2023 tarihli son kararı ile iş kazasının oluşumunda ... sigortalının %10, davalının %90 ve bu %90’ın içinde olmak kaydıyla davalı MKE Yetkilileri %2’şerden toplamda %14 oranında kusurlu oldukları ve son alınan hesap raporuna itibar edilmek suretiyle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 40.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi, anne ve baba lehine 20.000,00’er TL manevi, kardeş lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 26.12.2023 tarihli son kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçeye yer verilmediğini, bu hâliyle kararın denetime elverişli olmadığını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olmasına rağmen olayda kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar lehine hükmedilen alacak kalemlerinin hakkaniyete uygun olduğu yönünde kanaate varılmasının kabul edilemez olduğunu, kazanın meydana gelmesinde murisin asli kusurlu olduğunu, müteveffanın anne ve babası adına hükmedilen tazminat hesaplamalarının hatalı olduğunu, murisin bakmakla yükümlü olduğu eş ve iki çocuğu bulunduğundan ölümünden önce anne ve babasına maddi karşılığı bulunan bir desteğinin bulunmadığını ve aile yaşantısı ile gelir durumu birlikte değerlendirildiğinde anne ve babaya yönelik maddi veya maddi karşılığı olabilecek manevi bir desteğin varlığından söz edilemeyeceğini, eş ve çocuklar yönünden ölüm aylığı bağlanmış olması karşısında maddi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, ayrıca davacı eşin evlenme ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle hesaplamada indirim yapılmamasının yerinde olduğu yönündeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Davalı vekilinin davacı eşin maddi tazminat istemi dışındaki diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 40.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi, anne ve baba lehine 20.000,00’er TL manevi, kardeş lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 22.02.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, davacı eşin maddi tazminat istemi dışındaki diğer hükümlerin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin ayrı ayrı altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir.2.Davalı vekilinin davacı eşin maddi tazminat istemi hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde;Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından, Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce alınan 26.12.2021 tarihli hesap raporunda davacı eşin maddi zararının 231.363,91 TL, davacı çocuk ...'ın maddi zararının 48.635,37 TL, davacı anne ...'in maddi zararının 117.183,39 TL, davacı baba ...'ın maddi zararının 76.071,27 TL olduğunun belirlendiği, bu hesap raporunun davacılar vekiline tebliğ edildiği, davacılar vekilince rapora tiraz edilmediği gibi takip eden 20.01.2022 tarihli celsede davacılar vekilinin hesap raporuna karşı “bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulünü talep ederiz” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).Kazanılmış haklar, “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).Somut olayda davacılar vekilinin 26.12.2021 tarihli hesap raporunu kabul ettiği, bu hesap raporu yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce alınan 26.12.2021 tarihli hesap raporuna itiraz etmemesi ve takip eden celsede raporu kabul etmesi nedeniyle ... sigortalının tespit edilen %10 kusurunu anılan 26.12.2021 tarihli hesap raporuna uygulamak suretiyle davacı eşin maddi zararını tespit etmek, eşin maddi tazminat istemi hakkında çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin davacı eşin maddi tazminat istemi dışındaki diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,2.Davalı vekilinin davacı eşin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları yönünden temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Davalı avukatı yararına takdir edilen 40.000.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.