Orman kadastrosu ile çakışan taşınmazın tapu iptali ve orman vasfıyla tescili davasında, ilk derece mahkemesinin kararında ifraz kaynaklı infaz tereddüdü ve davalıların mülkiyet hakkına dayalı tasarrufunun haksız elatma sayılamayacağından elatmanın önlenmesi talebinin reddi gerektiği.
Özet: Orman idaresinin, kadastro çalışmaları sonucunda kısmen orman vasfında olduğu tespit edilen bir taşınmazın tapu kaydının iptaliyle hazine adına tescili ve davalıların elatmasının önlenmesi talebiyle açtığı davada ilk derece mahkemesi davanın kabulüne hükmetmiş; ancak üst mahkeme, orman olarak ayrılan bölüm sonrası taşınmazın kalan kısımları için ifraz ve yeni parsel numarası verilmesi yönündeki eksikliği ve özellikle tapu sicilinde malik görünen davalıların tasarrufunun haksız elatma olarak nitelendirilemeyeceğinden elatmanın önlenmesi talebinin reddedilmesi gerekirken kabul edilmesini hatalı bularak ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/379 E., 2016/412 K.KARAR : Davanın kabulüneTaraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RDava konusu taşınmazın bulunduğu yerde, 1973 yılında yapılan orman kadastrosu, 1976 yılında yapılan arazi kadastrosu ve 25.05.1993 tarihinde ilan edilen sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la değişik 2/B maddesi uygulama çalışması bulunmaktadır.Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 316 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda kısmen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın orman olan kısmının tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, davalıların müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar, dava konusu taşınmazı tapu siciline güven ilkesi doğrultusunda üzerinde hiçbir kısıtlama olmadan satın aldıklarını, yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda taşınmazın orman olmadığının anlaşılacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün ... Devlet Ormanı içinde bulunduğu, gürgen, yabani fındık, karaağaç ve refakat eden orman bitki örtüsü ile kaplı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi eski 316 parsel yeni 1 35... parsel sayılı taşınmazın 04.07.2014 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 11.684,67 m²lik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, davalıların bu bölüme vaki elatmalarının önlenmesine, kalan bölümlerin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi talebine ilişkindir.1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile dava konusu 1 35... parsel sayılı taşınmazın 04.07.2014 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 11.684,67 m²lik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, kalan bölümlerin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru ise de, hükme esas kroki incelendiğinde (A) harfi ile gösterilen bölümün taşınmazdan ifrazı neticesinde taşınmazın iki ayrı ve bağımsız parçaya ayrıldığı, (B) ve (C) harfli bölümleri arasındaki irtibatın kesildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda krokide (B) harfi ile gösterilen 4.111,61 m²lik kısım yönünden aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davalılar adına tapu kaydındaki hisseleri oranında tesciline karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde hükümde bu hususun göz ardı edilmesi isabetsiz olmuştur.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine aynı hüküm uyarınca, haksız bir elatma varsa, anılan hüküm, malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı olup davalılarca mülkiyet hakkına dayalı olarak tasarruf edildiğinden, davalı gerçek kişilerin dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemez. Bu itibarla, davacı ... İdaresinin elatmanın önlenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.Ayrıca, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesinde yer alan "Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz” şeklindeki düzenleme uyarınca, davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalılar vekilinin yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.