Hazine adına tescilli 113... parselde, muris zilyetliğine dayalı kadastro öncesi tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtayın eksik inceleme ve bilirkişi yetersizliği gerekçeli bozma kararlarına uyularak verilen yerel mahkeme kabul kararının temyiz incelemesi.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/127 E., 2024/910 K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı ... dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 13... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmaz içinde sınırları sabit ve adına tespit gören 10 sayılı parselin devamı niteliğinde olan tahmini 4.5-5 dönüm kadar yerinin kaldığını, taşınmazların babasından geldiğini, yapılan rızai taksim sonucu kendisine düştüğünü, taşınmazı kadastro öncesi ve halen en az 50 yılı aşkın zamandır adına tespit gören taşınmaz ile bir bütün olarak nizasız fasılasız malik sıfatı ile ekip biçmekte olup zilyet ettiğini, taşınmazın davalı Hazine ile alakasının bulunmadığını ileri sürerek tahmini 4,5-5 dönüm miktarındaki taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; davacı ... 03.06.2023 tarihinde ölmüş, ... oğlu ... vekili 07.09.2023 tarihli dilekçesi ile 1 13... parsel sayılı taşınmazın ...’a bağışlandığını belirterek eldeki davaya davacı sıfatıyla eklenilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 09.06.2016 tarihli ve 2015/390 Esas, 2016/347 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİMahkemenin 09.06.2016 tarihli kararının davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarihli ve 2016/14065 Esas, 2019/6436 Karar sayılı kararıyla; eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.Mahkemenin 10.06.2021 tarihli ve 2020/167 Esas, 2021/434 Karar sayılı kararı ile; zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Mahkemenin 10.06.2021 tarihli kararının davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 02.10.2023 tarihli ve 2021/10612 Esas, 2023/5007 Karar sayılı kararı ile; harita ve jeodezi bilirkişisince yapılan hava fotoğrafı incelemesinde taşınmazın açık olduğu, imar-ihya ve taşınmazın sınırlarının belirgin olup olmadığı hususunda hiçbir belirlenme yapılmadığı, önceki bozma ilamında senetsiz araştırması yapılmasına işaret edilmesine rağmen davacının ve mirasbırakanının adına kayıtlı taşınmazların numaralarının bildirilmekle yetinildiği, öte yandan soyut ve denetime elverişsiz tek kişilik ziraat bilirkişi raporunun hükme esas alındığı; kabule göre de (A) ile gösterilen bölümün kabulüne karar verilmesi ile çekişmeli taşınmazın iki parçaya ayrıldığı, bu haliyle hükmün infaz kabiliyeti bulunmadığı, eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; 1 13... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan, ekli krokide (A) harfi ile gösterilen dava konusu yerin tamamının 1968 yılından bu güne kadar açık arazi olduğu ve orman tahdit haritasında ziraat alanı olarak gözüktüğü, ziraat bilirkişisi kurulu tarafından sunulan rapora göre de geçmişten beri yaklaşık 40-50 yıldır tarım arazisi olarak davacının murisi ve önceki malik tarafından kullanıldığı, davaya konu edilen fen bilirkişisi ... ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi .... tarafından birlikte düzenlenen 20.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokisinde (A) harfli sarı renk ile gösterilen 2.264,92 m²'lik kısmının hatalı kadastro çalışmaları neticesinde davalı Kurum adına tespit gördüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, (A) harfi ile gösterilen kısmın davacı ... adına tesciline karar verilmiş, 21.10.2024 tarihli tavzih kararı ile yargılama giderleri düzeltilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz açısından zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığının dikkate alınamayacağını, taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığı gibi zilyetlik ile iktisap süresinin ve şartlarının oluşmadığını, yasal hasım durumunda bulunan Hazinin avukatlık ücreti ve posta, keşif gibi yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; ... ilçesi, ... köyünde yer alan 1 13... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında 13.04.2007 tarihinde ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, tespitin 29.05.2007 tarihinde kesinleştiği, 1 13... parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına kayıtlı iken 23.08.2022 tarihinde oğlu ...’a bağışlandığı, davacı ...’nin 03.06.2023 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları .... ve ...’in kaldığı görülmüştür.Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705. maddesindeki “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” hükmü düzenlenmiş olup TMK’nın 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri gereğince de taşınmazların intikallerinin resmi senet ile yapılacağı düzenlenmiştir.Öte yandan; görülmekte olan (derdest) bir dava sırasında mahkeme kararının kesinleşmesine kadar dava konusu taşınmazın tapuda bir başkasına devredilmesi mümkün olup bu durumda HMK’nın 125. madde hükmünün uygulanacağında kuşku bulunmamakta ise de dava konusu taşınmazın veya taşınmaz üzerinde davacı tarafından talep edilen aynî hakkın devri hukuken mümkün değildir. TMK’nın ilgili hükümleri uyarınca, taşınmazlar Devletin denetim ve sorumluluğu altında tutulan tapu sicillerine kaydedilmekte ve taşınmazlara ait haklar tapu kütüğüne tescil edilmektedir. Kanun’da taşınmazlar üzerinde aynî hakların tesis edilmesi, devri, muhtevalarının değiştirilmesi ve ortadan kalkması kural olarak tapu siciline tescil şartına bağlanmış olup tescil kurucu bir nitelik taşımaktadır. Nitekim TMK’nın 1021. maddesinde, kurulması kanunen tescile tâbi aynî hakların tescil edilmedikçe varlık kazanamayacağı, 1022/1 hükmünde de aynî hakların kütüğe tescil ile doğacağı, sıraları ve tarihlerini tescile göre alacakları öngörülmüştür. Somut olayda; davacı ... mirasçılarından ... vekilinin 25.04.2024 tarihli dilekçesi ile 1 13... parsel sayılı taşınmazın ...’a bağışlandığını ve müvekkilinin taraf olarak dosyaya eklenilmesini talep etmesi üzerine Mahkemece dava konusu 1 13... parsel sayılı taşınmaz yönünden ayni hakka ilişkin talebin devredilemeyeceği göz ardı edilerek diğer mirasçılar davaya dahil edilmeden mirasçı ... davacı kabul edilmek suretiyle yargılamanın devam ettirilmesi ve davanın kabulü ile taşınmazın ... adına tesciline karar verilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca, davacı ... mirasçılarının davaya dahil edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanılması ile işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Kandıra 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,1086 sayılı HUMK'nun 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,08.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.