Muris muvazaası iddiasıyla mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyan taşınmaz devirlerinin tapu iptali, tescili veya tenkisi istemiyle açılan dava.
Özet: Murisin, mirasçılarından mal kaçırma kastıyla taşınmazlarını damadına devretmesi iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, dava konusu taşınmazların yargılama sürecinde damat tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi üzerine ilk derece mahkemesi, hem asıl hem de birleştirilen davalarda davacıların yeni malike karşı tapu iptali ve tescil talepleri olsa dahi, mevcut davaları konusuz kaldığı gerekçesiyle esasa ilişkin karar vermeye yer olmadığına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1279 E., 2024/202 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulanık 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2017/357 E., 2021/393 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin muris ...'nun mirasçısı olduklarını, davalının ise murisin diğer mirasçılarından ..........'nun damadı olduğunu, .........Mahalle 1 20... parsel, 1 53... parsel, 1 83... parsel, 1 84... parsel ve 1 84... parsel sayılı taşınmazlar ile tespit edemedikleri başka taşınmazların da muris tarafından davalıya devredildiğini, devir işleminin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını, murisin aynı gün içerisinde 5 adet taşınmazını devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, satıştan muris öldükten sonra haberdar olduklarını belirterek dava konusu taşınmazlar ve yargılama sırasında tespit edilecek taşınmazların tapu kaydının iptali ile miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline, talebin kabul edilmemesi halinde müvekkillerinin miras payları oranında tenkise karar verilmesini talep etmiştir.Birleştirilen Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/395 Esas, 2018/428 Karar sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, Muş ili, Bulanık ilçesi, 1 20... parsel, 153 ada, 22 parsel, 183 ada, 1 parsel, 1 84... ve 65 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/357 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, davanın açılmasının ardından teminat yatırdıklarını ve dava konusu taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, ancak .............Müdürlüğüne ihtiyati tedbir talebine ilişkin müzekkere yazılmadan dava konusu taşınmazların davalı ...'in adına devredildiğini, davalı ... avukat olup davaya konu taşınmazları kaçıran murisin torunu avukat ...'in iş ortağı olduğunu, 2017/357 Esas sayılı davanın davalısı olan ......ın ise çok yakın arkadaşı olduğunu belirterek dava konusu taşınmazların davalı adına olan kaydının iptali ile miras payları oranında müvekkilleri adına tapuya tesciline, mümkün olmaması halinde tapu kaydının eski hale getirilmesine, bu dosya ile Mahkemenin 2017/357 esas sayılı dava dosyası arasında fiili irtibat olması nedeniyle dosyaların birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPAsıl davada davalı cevap dilekçesinde özetle; taşınmazların bedelini ödeyerek satın aldığını, murise kayınpederinin baktığını, kayınpederinin de geliri bulunmadığı için 5 kişilik bir ailenin bir emekli maaşı ile geçinmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kendisinin gelirinin iyi olduğunu, dava konusu taşınmazları murisin ısrarıyla yabancıların hak sahibi olmaması için satın aldığını, taşınmazların satışından sonra murisin hacca ve umreye gittiğini, sağlık problemleri nedeniyle özel hastanede tedavi gördüğünü, öğrenci okuttuğu için murisin 2013-2017 yılları arasında satıştan elde ettiği parayı harcamış olduğunu, kendisinin yapmakta olduğu inşaat nedeniyle ihtiyacı olduğu için taşınmazları sattığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleştirilen Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/395 Esas, 2018/428 Karar sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; asıl davanın muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından ...'e devredilmesi nedeniyle davacı tarafa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125. maddesi gereğince hakları hatırlatıldığında davacının davalı ...'e karşı tazminat davası olarak değil ...'e karşı tapu iptali ve tescil davası olarak davaya devam edeceğini belirttiği, ancak bu hususta ...'e karşı tapu iptali ve tescil davası açılması nedeniyle Yargıtay ilamları uyarınca davanın derdest dava bulunmaması dava şartına tabi olmadan, asıl davada ... için tapu iptali ve tescil davası yürütülerek davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından ...'e devredilmesi nedeniyle davacı tarafa 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesi gereğince hakları hatırlatıldığında davacının davalı ...'e karşı tazminat davası olarak değil ...'e karşı tapu iptali ve tescil davası olarak davaya devam edeceğini belirttiği, ancak bu hususta .............'e karşı tapu iptali ve tescil davası açılması nedeniyle Yargıtay ilamları uyarınca davanın derdest dava bulunmaması dava şartına tabi olmadan birleştirilen davada ... için tapu iptali ve tescil davası yürütüldüğü, uyuşmazlığın doğru bir biçimde karara bağlanabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın muris tarafından asıl davanın davalısına devir işleminin muvazaalı olup olmadığı hususunun netleştirilmesi gerektiği, murisin kendi geçimini sağlayacak nitelikte emekli aylığı, hayvanları ve taşınmazlarının bulunduğu, murisin taşınmazlarının tamamının satışını gerektirir bir durumunun olmadığının davacı tanıkları ..., ... ile ...'nın beyanlarından anlaşıldığı, bu hususta kollukça araştırma tutanağı düzenlendiği, kolluk tutanağının da murisin taşınmazları devrettiği tarihte maddi durumunun iyi olduğunu gösterdiği, davalı ... taşınmazların bedelini ödeyerek satın aldığını iddia etmiş ise de tapu kayıtlarına dayanak oluşturan resmi senetlerde taşınmazların değerinin çok altında bedellerle davalı ...'e devredilmiş olduğunun yapılan keşif sonucu hazırlanan bilirkişi ek raporu ile tespit edildiği, davalı ... tarafından taşınmazların satışından sonra ...'nun hacca ve umreye gittiği, sağlık problemleri nedeniyle özel hastanede tedavi gördüğü, bu nedenle ...'nun 2013-2017 yılları arasında satıştan elde ettiği parayı harcamış olduğu belirtilmiş ise de murisin hac ve umre masraflarının 3.730 Euro olduğu, murisin tedavi gördüğü belirtilen ............ Hastanesinde yapılan tedavilerin masraflarını SGK'nın karşıladığı, .......... Hastanesi ......Şubesi tarafından murisin tedavisi için 570,00 TL fatura düzenlendiğinin tespit edildiği, murisin tedavisine ait başkaca bir masrafa rastlanmadığı hususu göz önüne alındığında bu iddiaların murisin 5 adet taşınmazını aynı gün içerisinde davalıya devrine dayanak oluşturmadığının açık olduğu, zira devredilen taşınmazların değeri ile yapılan masrafların miktarı düşünüldüğünde taşınmazların değerinin yapılan masrafları kat kat aşacak nitelikte olduğu, davalı ... tarafından murisin öğrenci okuttuğu ve maddi durumu iyi olmadığı için taşınmazları kendisine sattığı ileri sürülmüş ise de murisin öğrenci okuttuğuna ve murisin öğrencilere yaptığı harcamalara dair bir delil ileri sürülmediğinden bu hususun davalı tarafça ispatlanamadığı, davalı ...'in tanıkları murisin ev ihtiyacı olduğunu, kendisine ev yapması karşılığında ...'e sayısını bilmedikleri taşınmaz veya taşınmazların devri konusunda anlaştıklarını belirtmiş iseler de davalının böyle bir iddiasının olmadığı, zira davalının yaptığı inşaat nedeniyle borç altına girdiği gerekçesiyle dava konusu taşınmazları ...'e devretmek zorunda kaldığını ileri sürdüğü nazara alındığında davalı tanıklarının bu beyanlarına itibar edilmediği, davalı ... kendisinin yapmakta olduğu inşaat nedeniyle ihtiyacı olduğu için taşınmazı sattığını belirtmiş ise de taşınmazları değerinin çok altında satış gibi göstererek ...'e devrettiği, ... ile murisin torunu olan ... arasında avukatlık mesleği nedeniyle o dönem ortaklık bulunduğu, ...'in ise davalı ...'in eşi olduğu, ... ile ... arasındaki taşınmaz satış sözleşmesinin dava açıldıktan sonra davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden önce yapıldığı, davalının taşınmazları ...'e devrettikten sonra e-devlet üzerinden davadan haberdar olduğuna dair beyan dilekçesi vererek dosya fotokopisini istediği hususları göz önüne alındığında kendisi aleyhine dava açıldığını öğrenen davalı ...'in dava dilekçesi tebliğ edilmeden taşınmazların devri için harekete geçtiği, tanık ...'in tanıklık yapması için ... tarafından Tapu Müdürlüğüne davet edildiğini belirttiği, Tapu Müdürlüğünde resmi senet düzenlenirken davalının murise bir miktar para verdiğini ve diğer tanık ...'in de bunu gördüğünü tanık ... belirtmiş ise de söz konusu hususun tanığın ... tarafından doğrulanmadığının tespit edildiği, dava dışı ... ile ... arasındaki evlilik bağı ve davalı ... ile dava dışı ... arasındaki iş ilişkisi birlikte değerlendirildiğinde ...'in dedesinden davalı ...'e geçen taşınmazların ...'in iş ortağı ...'e dava açıldıktan hemen sonra devrinin mirasçı davacılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı ve davalı ...'in taşınmazların devri sırasında kötüniyetle hareket ettiği tespit edilerek 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesi uyarınca davalı ...'in dava konusu taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkının hukuken himaye edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlardaki tapu kayıtlarının davacıların miras payları oranında iptali ile davacılar adına tesciline, geri kalan kısmın davalı ... üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli ek kararıyla; davalılar vekili tarafından 02.09.2021 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu, ancak istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf gider avansının yatırılmadığı, istinaf karar harcının eksik yatırıldığının anlaşıldığı, 23.09.2021 tarihinde istinaf harçları ve istinaf gider avansının yatırılması hususunda muhtıra hazırlandığı, 03.10.2021 tarihinde davalılar vekili Av. ...'e tebliğ edildiği, davalılar vekilinin eksik harçlar ve eksik gider avansını bir haftalık kesin süre geçtikten sonra 15.10.2021 tarihinde yatırdığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi tarafından birleştirilen dava yönünden harçların tamamlanması için muhtıra çıkarıldığı, asıl dava yönünden muhtıra çıkarılmadığı, maktu istinaf harcına tabi olan asıl dava yönünden harcın 26.11.2021 tarihinde yatırıldığı, dosya kapsamından, istinaf başvurusunun reddine dair 08.11.2021 tarihli ek kararın hem asıl dava hem de birleştirilen dava yönünden verildiği, asıl davada davalı tarafa istinaf harçlarının tamamlanması hususunda muhtıra çıkarılmadığından asıl dava yönünden istinaf başvurusunun reddine/yapılmamış sayılmasına karar verilmesinin isabetli olmadığı, bu itibarla asıl dava yönünden, 08.11.2021 tarihli ek kararın kaldırılarak yapılan incelemede; dava tarihi itibariyle davacının haklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilen davada davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğu, bu karara karşı asıl davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, asıl davada davalı ..., taşınmazların bedelini ödeyerek satın aldığını iddia etmiş ise de tapu kayıtlarına dayanak oluşturan resmi senetlerde taşınmazların değerinin çok altında bedellerle davalı ...'e devredildiği, ayrıca ... tarafından ödeme yapıldığı hususunun dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, murisin taşınmaz satışından gelecek paraya ihtiyacının olmadığı, asıl dava yönünden dava tarihi itibariyle davacının haklı olduğu yönündeki tespitte bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine, birleştirilen dava yönünden yapılan incelemede ise davacı [birleştirilen davada davalı yazılması gerekirken sehven davacı yazıldığı anlaşılmıştır] tarafından 02.09.2021 tarihinde İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı maktu harç yatırılmak suretiyle istinaf yasa yoluna başvurulduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 23.09.2021 tarihinde istinaf karar harcı, istinaf yoluna başvurma harcı ve gider avansının 1 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması, aksi halde istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılacağı ihtaratını içeren muhtıra çıkartılarak davalılar vekiline 03.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, verilen süre içinde harç ve giderlerin tamamlanmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 08.11.2021 tarihli ek kararla davalıların istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, davalılar vekili tarafından ek karara karşı istinaf yoluna başvurulduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından birleştirilen davada davalının istinaf başvurusunun reddine/yapılmamış sayılmasına dair ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle birleştirilen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl ve birleştirilen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince birleştirilen dava yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine asıl dava yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, açılan davanın değerinin 10.000,00 TL, hükmedilen vekalet ücretinin ise 43.111,94 TL olduğunu, hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 14.06.2021 tarihli duruşmaya delillendirilmiş mazeret dilekçesi sunmuş olmalarına rağmen yokluklarına karar verildiği gibi celse arasında gönderdikleri beyan dilekçesi ve mazeret dilekçelerinin de tutanağa geçirilmediğini, savunma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, ayrıca Mahkemece 29.01.2021, 30.03.20 21... .04.2021 tarihli celselerde tanıkların dinlenilmesinden re'sen vazgeçildiğini, tanıkların tamamının dinlenilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ..........Mahallede kain 1 20... parsel, 1 83... parsel, 1 84... parsel, 1 84... parsel sayılı taşınmazların kaydının iptalini istemiş iken Mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak dava konusu olmayan ...........Mahallede kain 1 20... bir taşınmazın da re'sen dava konusuymuş gibi davaya dahil edilip taşınmazların tapu kaydının iptaline karar verildiğini, kaldı ki bu parselin ne müvekkile ne de davacılara ait bir parsel olduğunu, murisin eşinin 1989 yılında öldüğünü ve murisin, çocuklarından ...... ile ikamet ettiğini, davacıların murise bakmadıklarını ve muristen sürekli olarak para istediklerini, davacıların taşınmazların satışından ilk günden beri haberdar olduklarını, davalı ...'in eşinin avukat ve murisin torunu olduğunu, şayet mal kaçırma kastı olsa idi farklı hukuki yolları deneyerek bu işlemi gerçekleştireceğini, diğer davalı ...'in ise yine avukat olduğunu, davalı ... ile bir ortaklıklarının bulunmadığını, davalı ...'nin dava konusu taşınmazları satın alabilecek mal varlığına sahip olduğunu, davacıların tanıklarının söz konusu satışı bilmediklerini, müvekkili ........ ile husumetli olduklarını ve beyanlarına itibar edilemeyeceğini, kendi tanıklarının taraflarla akrabalık bağı olmayan kişiler olduklarını, murisin durumuna ve para alışverişinin bir kısmına da tanıklık ettiklerini, müvekkilinin avukat olması nedeniyle davacıların belirttikleri tüm hukuki yolları bildiğini, davacıların davalı ...'e açtıkları davayı davalı ...'e yönlendirdiklerini, bu yönüyle davalı ...'e açılan davanın reddi ile yargılama gider ve masraflarının davacılar üzerinde bırakılmasına, davalı ...'e yönelik davanın ise yapılan devirlerin muris muvazaası kapsamında değerlendirilmesi için taşınmazı devralan kişinin TMK'nın 1024 maddesi uyarınca önceki devrin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı yapıldığını bilen ve bilmesi gereken konumunda olmaması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeAsıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis; birleştirilen dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosya içeriğinden; muris ...'nun 22.02.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacılar ..., ........., ... ve ..........ile dava dışı ........nun kaldığı, murisin 29.03.2013 tarih ve 697 yevmiye numaralı işlemle dava konusu Muş ....... Mahalle 1 20... parsel, 1 53... parsel, 1 83... parsel, 1 84... parsel ve 1 84... parsel sayılı taşınmazlarını dava dışı oğlu .......'nun damadı asıl davada davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, ........ın da yargılama sırasında taşınmazları 18.10.2017 tarihinde birleştirilen davada davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 615,40 TL onama harcının mahsubu ile fazla alınan 8.287,08 TL harcın istek halinde temyiz eden asıl davada davalıya iadesine,Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.