Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından incelenen kıymetli evraktan kaynaklı menfi tespit davasında, senedin düzenleyicisinin imza itirazı ve sahtecilik iddiaları ışığında ispat yükünün dağılımı ile kötü niyet tazminatı talebinin değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı tarafın bir icra takibine konu edilen senedin kendi imzası ve ürünü olmadığını iddia ederek açtığı menfi tespit davasını anlatmaktadır; davalı taraf davaya cevap vermezken, senet üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumunun imzanın davacıya ait olduğu yönündeki raporuna karşın, Jandarma Kriminal Dairesinin imzanın davacıya ait olmadığını belirten çelişkili raporları dosyaya sunulmuştur. Metin, bu tür davalarda ispat yükünün, borçlunun borcun varlığını inkar etmesi durumunda alacaklıya geçtiği yönündeki hukuki prensiplere değinmektedir.

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ADANA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2020/391 Esas
KARAR NO : 2023/160
HAKİM : ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : ...
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/2018
KARAR TARİHİ : 23/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILMA TARİHİ : ...
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine Adana 2. İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin Anamur'da ikamet ettiğini, davalıyı tanımadığını ve hiç görmediğini, takip dayanağı yapılan 01/01/2015 düzenleme tarihli, 07/05/2015 vade tarihli ve 127.700,00TL meblağlı senedin müvekkili tarafından düzenlenmediğini, senetteki yazı ve imzalarında müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin, kendisine sahte senet düzenleyerek aleyhine icra takibi başlatmış olan davalı hakkında şikayette bulunduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini ve bu nedenlere müvekkilinin Adana 2. İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitine karar verilmesini, icra takibinin açılmasında kötü niyetli olduğu açık olan davalının takibe konu yapılan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Taraflar arasındaki ihtilafın; davaya ve Adana 2. İcra Müdürlüğü 2017/... E. Sayılı takibe konu bir adet bono için imza itirazı sebebiyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşıldı.
Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır.
Adana 2. İcra Müdürlüğü 2017/... sayılı takip dosyasının tetkikinden; davalı ...'ın davacı aleyhine icra takibi başlattığı, icra takibine konu olarak; 01/01/2015 düzenleme tarihli 07/05/2015 vade tarihli 127.700,00 TL meblağlı, bonoya istinaden davalının alacaklı davacının borçlu olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce, keşideci – davacının, menfi tespite konu bononun tatbike medar imzalarını içeren belge asılları celb edilmiş, müteakiben dosya imza incelemesi için ATK Grafoloji Dairesine tevdi edilmiş, kurumun mahkememize ibraz etmiş olduğu 15/11/2022 tarihli raporunda, dava konusu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu hususunu rapor etmiştir.
Davacı ... vekili rapora itiraz etmiş; itirazlar gereğince Jandarma Kriminal Dairesinden imza incelemesi için rapor alınmıştır. İlgili kurum 05.11.2020 tarihli raporunda; dava konusu edilen imzanın davacı el ürünü olmadığını rapor etmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Menfi tespit davasının düzenlendiği İİK 72/4 fıkrasına göre " Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.15) "yüzde yirmiden" aşağı tayin edilemez.(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.15) "yüzde yirmisinden" aşağı olamaz." hükmü bulunmaktadır.
Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu nazara alınarak, davanın reddi ile; Adana 2. İcra Müdürlüğü 2017/... sayılı takip dosyasının tetkikinden; davalı ...'ın davacı aleyhine icra takibi başlattığı, icra takibine konu olarak; 01/01/2015 düzenleme tarihli 07/05/2015 vade tarihli 127.700,00 TL meblağlı, bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olduğuna, davacı ...'in kötü niyetli olarak bonoyu takibe koyduğuna takdir getirilerek aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR:
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin kabul edilerek dava değeri olan 197.216,77 TL'nin %20'sine isabet eden kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.367,97 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.188,07 TL'nin karar kesinleşmesi ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca hesap olunan 30.582,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinden mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
**Bu Evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunun Kapsamında DYS üzerinden E-İmza ile İmzalanmıştır. **