Kadastro dışı bırakılan, sonradan hazineye tescil edilen taşınmazın imar-ihya ve zilyetlik ile tapu iptali ve tescili davasında, önceki bozma gereklerine riayet edilmeyerek eksik incelemeyle karar verilmesi üzerine temyiz.
Özet: Davacı, kadastro dışında kalıp sonradan Hazine adına tescil edilen taşınmazın bir bölümünün kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kendi adına tescilini talep etmiş; ilk derece mahkemesinin ret kararı, Yargıtayın eksik inceleme gerekçesiyle bozması üzerine, mahkeme kısmen kabulle taşınmazın belirlenen kısmının davacı adına tesciline hükmetmiş, ancak davalı Hazinenin kararı temyizi sonucunda Yargıtay, mahkemenin ikinci kararında da bozma gereklerine uyulmadığını ve taşınmazın niteliği ile muhdesatların zilyetlikle edinime uygunluğu yönünden araştırmanın eksik yapıldığını tespit etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/470 E., 2024/230 K.Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı ..., ...................Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1975 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldıktan sonra 18.09.2014 tarihinde 587.533,51 metrekare yüz ölçümü ile hali arazi vasfıyla 121 parsel olarak Hazine adına ihdasen tapuya tescil edilen, bilahare ifraz suretiyle 157 parsel numarasını alan çekişmeli taşınmazın bir bölümü hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır. II. CEVAPDavalılar aşamalarda, taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ve davacı yararına iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. MAHKEME KARARIMahkemece; kadastro sırasında çekişmeli taşınmaz ile aynı çalışma alanında davacı ... adına belgesizden taşınmaz edinme sınırı olan 100 dönümden fazla tespit yapıldığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.03.2020 tarih, 2016/18189 Esas, 2020/942 Karar sayılı kararıyla; ''davacı adına tespiti yapılan taşınmazlara ait onaylı tutanak örnekleri incelendiğinde, tespitlerin belgesizden değil tapu kayıtlarına dayalı olarak yapıldığı, davacı adına belgesizden tespit edilen taşınmaz bulunmadığı, bu nedenle işin esasına girilmesi gerektiği belirtilerek temin edilecek hava fotoğraflarından istifade edilmek suretiyle ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliği ve imar-ihyaya ilişkin rapor alınması, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayalı hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, böylelikle dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek kararın bozulmasına hükmedilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu; toplanan delillere göre çekişmeli 157 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kalan ve 11.12.2023 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A1) ile belirtilen 55.292,34 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın imar ve ihya suretiyle davacı tarafından zilyetlik yoluyla iktisap edildiği, fakat (A2) ile belirtilen 44.692,61 metrekare yüz ölçümündeki alanda imar-ihya çalışmasının tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 11.12.2023 tarihli raporda (A1) ile belirtilen 55.292,34 metrekare yüz ölçümdeki taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına arazi vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine hükmedilmiştir. V.TEMYİZA. Temyiz SebepleriMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.Davalı Hazine vekili; davacı yararına imar-ihya suretiyle zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı yöntemince araştırılmadan eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, bilirkişi raporlarının eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Hazinenin tasarrufu altındaki taşınmazların özel mülkiyete konu edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro sırasında tespit harici bırakılıp dava tarihinden sonra tapuya tescil edilen taşınmaza yönelik imar-ihya ve zilyetlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.1. Çekişmeli taşınmaz bölümünün yörede yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, bilahare karar tarihinden önce 2014 yılında Hazine adına 121 parsel numarasıyla ihdasen tapuya tescil edilen ve ifraz suretiyle 157 parsel numarasını alan taşınmaz içerisinde kaldığı, davacının imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.2. Mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne hükmedilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme eksik olduğu gibi bozma gereklerine de riayet edilmemiştir. Mahallinde icra olunan keşiften sonra taşınmaz başında alınan görüntüler incelendiğinde taşınmazın artan eğime sahip olduğu ve yer yer taşlılık probleminin bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan, hükme esas alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre ise taşınmaz üzerinde yer alan dikili muhdesatın yaşları itibariyle zilyetlikle iktisaba elverişli olmadığı belirlenmesine karşın taşınmaz üzerinde varlığı iddia edilen zilyetliğin şekli ve süresi hakkında kapsamlı bir araştırma ve inceleme yapılmadan, jeodezi uzmanı bilirkişi raporuna dayandırılmak suretiyle hazırlanmış bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme sonucunda hüküm kurulamaz. 3. Hal böyle olunca; doğru sonuca varabilmek için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile önceki keşiflere refakat etmeyen teknik bilirkişi, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve Ziraat Fakültelerinin öğretim üyelerinden seçilen 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. 4. Yapılacak keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın evveliyatının ne olduğu, taşlık, kayalık, çalılık gibi imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı böyle yerlerden ise imar-ihyalarının ne zaman tamamlandığı, ne zamandan beri kim tarafından ve ne şekilde zilyet edildikleri etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalıdır. 5. Ziraat mühendisi kurulundan çekişmeli taşınmazın niteliği, kullanım durumu, imar-ihya edilip edilmediği, edilmiş ise imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazda taş unsurunun ekonomik amaca uygun zilyetliğe engel olup olmadığı hususlarında, önceki tarihli ziraatçı bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde taşınmazın tarımsal niteliğini açıklayan, mukayeseli biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek elde edilen sonuca göre taşınmazın ortalama eğiminin ve bu eğimin taşınmazın tarımsal niteliği üzerindeki etkisinin tartışıldığı, taşınmazın tüm yönlerden çekilmiş ve hudutları fotoğraf üzerinde işaretlenmiş renkli görüntüleri ile desteklenmiş şekilde bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. 6. Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazı kapsayan hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, başından itibaren mevcut sınırları dahilinde zilyet edilip edilmediğini ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten, önceki raporları irdeleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli; teknik bilirkişiden keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir krokili rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın içerisinde bulunan ve 122 parsel numarasıyla tapuya tescil edilen parsel ile ilişkisi değerlendirilmeli; bu suretle iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak tüm deliller gözetilerek bir karar verilmelidir.Değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve uygulama ile hüküm kurulması doğru değildir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Dosyanın Birecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.