İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, distribütörlük sözleşmesinden doğan alacak sebebiyle icra takibine itirazın iptali ve ticari defterlerin delil olarak incelenmesi davası.
Özet: Distrübitörlük sözleşmesinden kaynaklanan, satış fişleriyle belgelendirilen ödenmemiş su teslimat bedelleri nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında davacı, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek takibin devamını ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı, kısmi davanın usule aykırı olduğunu, alacağın likit olmadığını, satış fişlerinin hukuki geçerliliği bulunmadığını ve borcunun olmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini istemiş olup, mahkeme tarafların delillerini toplamaya ve özellikle ticari defterlerin incelenmesine yönelik tahkikat aşamasına geçmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/962 Esas
KARAR NO: 2026/111
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/12/2024
KARAR TARİHİ: 03/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı (İcra Dosyasının Borçlusu) tarafından -------sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, ----Sayılı dosyası yetkisizlik ile ------Sayılı dosyasına gittiği, Davalı tarafın İcra Müdürlüğü’ ne yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğu, taraflar arasında Distüribitörlük sözleşmesi mevcut olup bu sözleşme kapsamında müvekkilinin, takip talebinin eklerinde bulunan satış fişlerinden de anlaşılacağı üzere ------ su teslimi yaptığı,Taraflar arasında ki Distüribitörlük sözleşmesine binaen ----- teslim edilen bu suların bedelinin davalı tarafından davacı müvekkiline ödenmesi iken davalı tarafından, müvekkiline her hangi bir ödeme yapılmadığı, Müvekkilinin bu teslimden kaynaklı alacağı mevcut olup bu alacağın yasal faizi ve vekalet ücreti ile beraber tazminini, Davalı taraf tüm ihtarlarıma rağmen borcunu ödemediği, kendisi hakkında ------- sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olup; davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği, Davanın kabulüne, İtirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın, kısmi dava olarak ikame edilmesinin usule aykırı olduğu, alacaklı olduğunu iddia eden davacının, davaya konu icra takibi ile, alacak miktarını kesin ve net olarak zaten önceden belirlediği, nitekim dava dilekçelerinin 6 numaralı maddesi ile; "Takip konusu yapılan alacak, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve satış fişlerine göre hesap edilebilir, belli ve likittir." şeklindeki ibareleri ile de sabittir. Ancak, yine davacı tarafın dava dilekçesinin 4 numaralı maddesinde, bu sefer de; " ... İlerde uzman bilirkişilerce hesaplandığında davamızı ıslah etmek üzere..." şeklinde bir ibare mevcut olduğu, hem davaya konu icra takibi ile sözde alacak miktarı kesin ve net olarak belirli olup hem de neden yargılamanın ilerleyen aşamalarında hesap bilirkişisi marifeti ile alacağın yeniden belirlenebilir olmasına ihtiyaç duyulduğunun, anlaşılamadığı, kısmi dava şeklinde ikame edilen davaya usul itirazlarını sunduklarını, yalnızca kısmi olarak İtirazın kaldırılmasının Talep Edildiği miktar yönünden karar verilmesi gerektiği, Davacı tarafça sunulan satış fişlerinin, davaya konu ticari faaliyet bağlamında, zaten hem kanuni hem de Yargıtay kararlarınca, hiçbir geçerliliği olmamakla beraber, üzerlerinde, irsaliye yerine geçeceği vb. bir ibare de bulunmadığı, davacı tarafça açılan icra takibinin, hukuki anlamda kabul görebilecek hiçbir dayanağı bulunmadığı, şirket ticari kayıtlarını incelendiğinde, icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edildiği, davacı tarafın aslında var olmayan sözde alacaklarını takibe koyduğu anlaşılacağını, bu nedenle davanın reddedilerek, kötü niyetli davacı aleyhine, takip miktarının %20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava distribitörlük sözleşmesinden doğan faturaya dayalı alacak iddiası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları saptanarak tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanmıştır. 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ------ Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1):------- Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).
Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. ------ Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacı vekiline defterlerin incelenmesi için mahkememizce süre verildiği, davacı vekili verilen süre içerisinde ödemediği için defter incelemesi yapılamamıştır. HMK m. 190 gereğince ispat yükü davacıda olup, ibraz edilmeyen defter kayıtları davacı lehine delil olarak değerlendirilemez Dosyada davacının alacağını ispata yeterli başka bir delil de bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3-Karar tarihinde alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile 116,60 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davalı tarafından sarfedilen 500,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince takdiren 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair, davacının vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde -------- Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi..03/02/2026