Ceza Genel Kurulu 2023/48 E., 2025/425 K.: Bulundurma ruhsatlı silahın 6136 sayılı Kanun kapsamında atışa elverişliliğinin eksik araştırılması uyuşmazlığı.
Özet: Ruhsatlı bir ateşli silahı bulundurma ruhsatına aykırı şekilde taşıdığı iddiasıyla yargılanan sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine, suçun oluşabilmesi için silahın atışa elverişliliğinin ve 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz olup olmadığının kesin olarak belirlenmediği, dosyadaki eksik araştırma nedeniyle hukuka aykırı olduğu yönündeki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik olduğu belirtilmiştir.
Ceza Genel Kurulu         2023/48 E.  ,  2025/425 K.
    "İçtihat Metni"

    İtirazname No : 2016/329125
    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Asliye Ceza
    SAYISI : 272- 404
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri taşıma suçundan sanığın 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2, 51/1-3, 58/6-7 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, müsadereye ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Yalova 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.06.2016 tarihli ve 272-404 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 09.06.2022 tarih, 8535-9090 sayı ve "Silahın bulundurma ruhsatlı olması nedeniyle 6136 sayılı Yasa kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, bu kapsamda kalmadığına dair bir itirazın da bulunmadığı nazara alındığında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir." açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 01.09.2022 tarih ve 329125 sayı ile; "Suçun oluşabilmesi için suça konu silahın yasak niteliği haiz olması zorunludur. Bulundurma ruhsatının varlığı silahın 6136 sayılı Kanun kapsamında olduğuna ilişkin önemli bir delil ise de ruhsat süresi içerisinde söz konusu silahın atışa elverişlilik özelliğini kaybetmiş olması mümkün olup buradaki şüphenin giderilmesi gerekmektedir. Bu anlamda, silahın sağlam, atışa elverişli ve 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden eksik araştırma ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 12.12.2022 tarih ve 3752-18855 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre; Yalova Sulh Ceza Hâkimliğinin 04.03.2016 tarihli ve 394 değişik iş sayılı arama kararı gereğince 11.03.2016 tarihinde saat 21.30 sıralarında Siteler Mahallesi, Kocaeli-Yalova Karayolu üzeri ... Tavukçuluk önünde yapılan uygulama esnasında sanığın kullanmakta olduğu 48 VN *** plaka sayılı aracın usulüne uygun şekilde durdurulduğu, akabinde aracının torpido gözünde bulundurma ruhsatlı silahının olduğunu belirten sanığın CZ 75 marka, dokuz mm çapında, V5547 seri numaralı tabancasını kendi rızası ile kolluk görevlilerine teslim ettiği, yapılan incelemede, şarjöründe on adet dokuz mm çapında MKE yapımı mermi bulunan söz konusu tabancanın atım yatağının ise boş olduğunun tespit edildiği,
    Dosya arasında yer alan silah bulundurma ruhsatı fotokopisinden; sanık adına Bodrum Kaymakamlığı tarafından suça konu tabancanın Yalıkavak Mahallesi, ... Caddesi, No: ... Bodrum/Muğla adresinde bulundurulması amacıyla 11.08.2020 tarihine kadar geçerli olan ruhsat düzenlendiği,
    Bahse konu tabanca ve fişeklerin Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2016/266 sırasına kayıtlı olduğu,
    Söz konusu tabancanın atışa elverişli olup olmadığına yönelik dosya içinde herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı,
    Anlaşılmıştır.
    Sanık aşamalarda benzer şekilde; suça konu tabancayı ikametinde bulundurmak üzere 11.08.2015 tarihinde aldığını, ancak anneannesinin vefatı üzerine İstanbul iline gittiği sırada evine hırsız girebileceği düşüncesi ile bu tabancasını yanına alıp aracının torpido gözüne koyduğunu, uygulama sırasında da kolluk görevlilerine teslim ettiğini savunmuştur.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri taşıma suçu 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesinde suç tarihi itibarıyla; "Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiştir.
    Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin (e) bendinde ise ateşle silahın "Mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahları," ifade ettiği açıklanmıştır.
    Bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi, silahın kullanıma ve atışa elverişli olduğunun, bilimsel yöntem ve somut delillerle ortaya konulması veya bu niteliklerinin reddi mümkün olmayan olgularla belirlenmesine bağlıdır. Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin istikrarlı uygulamaları bu doğrultuda olup Ceza Genel Kurulunun 08.10.2013 tarihli ve 209-416; 09.03.2004 tarihli ve 21- 66... .02.1997 tarihli ve 15-10 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
    Öte yandan, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 2023/540 E. - 2025/264 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;
    Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
    Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
    Maddi sorunun, delil serbestisi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.
    Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.
    B. Hukuki Değerlendirme
    Sanığın bulundurma ruhsatlı tabancasını taşımak suretiyle 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesinde düzenlenen ruhsatsız ateşli silahlarla mermilerini taşıma suçunu işlediği iddia edilen olayda;
    Suça konu tabancanın ele geçmesine ve adli emanete alınmasına rağmen üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ve fonksiyonlarına uygun biçimde kullanıldığı da belirlenmemiştir. Sanığın beyanlarında taşıdığı sürede bu tabanca ile ateş ettiğine ilişkin bir anlatımı da bulunmamaktadır. Ruhsata bağlanmış olması, ruhsat tarihi itibarıyla silahın kullanıma ve atışa elverişli olduğunu ispatlama bakımından önemli bir olgu ise de zaman içinde gerek mekanik, gerek çeşitli dış etkenlerle silahların bu niteliklerini yitirebilmeleri mümkündür. Sanık tarafından bu fark edilemeyebileceği gibi atışa elverişlilik niteliğini yitirmiş bir silahın korkutuculuk özelliğinden yararlanılmak amacıyla taşınması da imkân dahilindedir. Kaldı ki silahın çeşitli yöntemlerle etkin ve yeterli biçimde denenmesi ya da bizzat ateş edilerek bu niteliklerinin test edilmesi gibi bir tecrübeye dayanmayan, genel ve soyut nitelikteki bir beyanın tabancanın kullanıma ve atışa elverişli olma niteliğinin yeterli delili olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.
    Bu nedenle, üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmayan ve fonksiyonlarına uygun biçimde bir eylemde kullanılmayan tabancanın kullanıma ve atışa elverişli olduğu hususu şüphede kalmaktadır. Aksinin kabulü varsayımdan ibaret olup varsayımlara dayalı olarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 09.06.2022 tarihli ve 8535-9090 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Yalova 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 272-404 sayılı hükmünün, sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.