Yüzyıllık kullanım iddiasıyla kadastro dışı bırakılan arazinin tescili davasında, bozma sonrası çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı ret kararına ilişkin temyiz.
Özet: Kadastro çalışmaları dışında bırakılan taşınmazların dededen toruna yüz yılı aşkın süreyle kullanıldığı iddiasıyla açılan tescil davasında, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararı, Yargıtayca eksik inceleme ve bilirkişi raporlarındaki yetersizlikler nedeniyle iki kez bozulmuştur; bozmaya uyarak yeniden karar veren ilk derece mahkemesi, hava fotoğrafları ve yeni bilirkişi raporlarına dayanarak taşınmazlarda imar-ihya ve tarımsal faaliyet bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiş, davacı vekili ise bozma öncesi raporlarla çelişen ve gerekçesiz görünen bu raporlara dayalı ret kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/4 E., 2024/179 K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı ... vekili dava dilekçesinde; ..................... köyleri hudutlarının birleştiği mevkide kalan ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen 8 dönüm ve 35 dönüm taşınmazın dedesi, sonrasında babası ve ardından davacı tarafından malik sıfatıyla yüz yıldır kullanıldığını ancak kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığını, 1928 yılına ait vergi kayıtlarının bulunduğunu belirterek taşınmazların davacı adına tescilini talep etmiştir. Davacının yargılama sırasında vefat etmesi üzerine davaya mirasçılarınca devam olunmuştur.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacının objektif yazılı bir delili bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.Dahili davalı ............... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, tespit harici bırakma işleminin belediyeyi ilgilendirmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2014 tarihli ve 2011/75 Esas, 2014/456 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, teknikbilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 16.231, 79... , (B) harfi ile gösterilen 3.424, 59... ve (A1) harfi ile gösterilen 5.310, 69... kısmın davacı adına tesciline, (A2) ve (A3) harfleri ile gösterilen kısmın Hazine adına tesciline karar verilmiştir.Davalı Hazine vekili ve davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.05.2016 tarihli ve 2015/4639 Esas, 2016/5542 Karar sayılı ilamı ile; yasal ilanların yapılmadığı, ayrıca 6360 sayılı Kanun gereğince ... ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmediği gerekçesiyle sair hususlar incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2016/994 Esas, 2017/745 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 16.231, 79... , (B) harfi ile gösterilen 3.424, 59... ve (A1) harfi ile gösterilen 5.310, 69... kısmının davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararıİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... Büyükşehir Belediyesi vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2018/1359 Esas, 2020/5623 Karar sayılı ilamıyla; yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığının araştırılmadığı, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin hava fotoğraflarının incelenmediği, taşınmaz bölümlerinin evveliyatı, kullanım süreleri, nitelikleri ve üzerlerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarına ilişkin somut verilere dayalı açıklama içermeyen yetersiz ziraatçi raporuna dayanıldığı, 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve fen bilirkişisi ile yeniden keşif yapılarak toplanan delillerin sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşlık vasfıyla tespit harici bırakılan taşınmazların imar- ihyaya muhtaç olduğu, davaya konu taşınmazların 1984, 19 92... yıllarına ait hava fotoğraflarında herhangi bir tarımsal faaliyetin yapılmadığı, imar- ihyaya dayalı herhangi bir emek sarfiyatının bulunmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporunun bilimsel verilere uygun ve denetime elverişli olduğu, davacının taşınmazlarda dava tarihinden 20 yıl öncesinde imar-ihyayı gerçekleştirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; bozma öncesinde düzenlenen bilirkişi raporlarında davaya konu (A), (B) ve (A1) kısımlarının işlenmiş ve imar-ihyasının yapılmış olduğunun tespit edildiğini, bozma sonrası düzenlenen raporların ilk raporlarla tamamen çelişkili olduğunu, daha sonra alınan raporların da denetimi sağlayacak ve neden farklı bir sonuca gidildiğini gösterecek bir açıklama içermediğini, tespitlerin gerekçelerinin açıklanmadığını, bu nedenle raporların hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bozma öncesi ve sonrası ziraat bilirkişi raporları arasında da çelişkilerin bulunduğunu, nihai raporu düzenleyen ziraat bilirkişilerinin jeodezi raporuna uyumlu rapor verme amacını taşıdığını, bölgenin ve davaya konu taşınmazların dağlık ve engebeli alanlar olup düz ova niteliğinde olmadığını, böyle yerlerde küçük kaya parçalarının olmasının kaçınılmaz olduğunu ve bunun bağcılık için engel oluşturmadığını, taşınmazın büyük kısmının bağcılıkta, müsait kısmının ise kuru tarımda kullanıldığını, davacının ölümünden sonra aile bireylerinin farklı illerde olması nedeniyle taşınmazın işlenmediği görüntüsünün yanıltıcı olabileceğini, 1928'den beri ödenmiş vergi kayıtlarının gerekçede değerlendirilmediğini, esasen zilyetlikle tescil talep hakkının 1948 yılında doğduğunu, geçmişte tamamen insan gücüne dayalı tarım yapıldığını, hava fotoğraflarının kuraklık veya imkan olmadığında nadasa bırakma gibi zamanlarda çekilmiş olabileceğini, taşınmazın uzun süredir kullanıldığına dair yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının bulunduğunu, düzenlenen teknik bilirkişi raporları arasında da uyumsuzluklar olduğunu, tapu kapsamında kaldığı anlaşılan yerlerle ilgili husumet ilişkisinin gözden geçirilmediğini ve kararın mağduriyete neden olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.B.Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosyanın incelenmesinden; kadastro çalışmalarının davaya konu taşınmazların bulunduğu ... köyünde 31.03.1980, ........ köyünde 03.04.1980,............. köyünde 29.04.1982 tarihlerinde kesinleştiği, taşınmazların kadastro sırasında tespit harici taşlık ve kayalık olarak bırakıldığı, davanın 14.02.2011 tarihinde eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı anlaşılmıştır.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Dosyanın Mardin 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.