Miras bırakanın sağlığında yapılan fiili taksimin geçerliliği, mirasçılar arasındaki kötü niyet iddiaları ve taşınmazların tapu iptali ile tescili talepli miras davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, babasından miras kalan taşınmazların davalılar adına tescilli olmasından hareketle tapu iptali ve miras payı oranında kendi adına tescilini talep ederken, davalılar taşınmazları satın alma, dedelerinden miras kalma veya mirasbırakanın sağlığında rızasıyla ev yapma savunmalarıyla mirasçılar arasında fiilen bir paylaşım olduğunu ileri sürmüşlerdir; ilk derece mahkemesi ise, mirasbırakanın sağlığında erkek çocuklarına yer göstererek taşınmazları fiilen paylaştırdığı, davacının bu durumu ikrar ettiği ve davanın kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, daha önceki istinaf bozmasına rağmen aynı sonuca ulaşmıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/993 E., 2024/566 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Azdavay Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/8 E., 2022/46 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı ... vekili dava dilekçesinde; .................. köyünde bulunan 1 50... ve 250 parsel ile 1 64... parsel sayılı taşınmazların babaları ...'den mirasçılarına intikal ettiği halde davalılar adına tespit edildiğini, mirasbırakan ya da mirasçılar tarafından usulüne uygun bir paylaşım yapılmadığını, taşınmazlarda bulunan muhdesatlara ilişkin bir talepleri bulunmadığını ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında davacı adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazı senetle satın aldığını, davacının burada hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın dedesinden miras kaldığını, taşınmaz üzerinde babası ve diğer davalıların maliyetini karşılayarak 1980 yılında ev yaptırdığını, davacının bu evlerde katkısının bulunmadığını ve bu hakkını kullanmadığını, hukuk dışı bir eylemde bulunmadıklarını, kardeşlerin babalarının rızasıyla kendileri aralarında helalleşerek bu evleri yaptıklarını, davacının da dedesinden kalan arsaya ev yapabileceğini, davacının kadastro sırasında dedesi ...ten kalan evi kendi adına yazdırdığını ancak itiraz üzerine tapunun iptal edildiğini, davacının dava konusu taşınmazlara itiraz etmediğini ancak bu nedenle husumet beslediğini belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının taleplerinde belirttiği taşınmazların kendi tasarrufu altında bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemenin 30.05.2018 tarihli ve 2016/197 Esas, 2018/114 Karar sayılı ilamıyla mirasçıların dava konusu yerlerdeki evleri murisin sağlığında yaptıkları, davacının tanığı ve tarafların kardeşi olan ...'un babasının sağlığında erkek çocuklarına ev yapmak için yer gösterdiğini ve birbirine müdahale eden olmadığını beyan ettiği, bu hususun dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla da ortaya çıktığı, murisin sağlığında yapılan bölüşüm neticesinde bu kullanımın devam ettiği ancak davacının kötü niyetle bu kullanıma murisin ölmesinden yıllar sonra itiraz ettiği ve keşifte de davacının “kardeşlerim babamın bana verdiği ev için dava açıp buradan pay aldılar, ben de onların yerinden bana kalan payı istiyorum” demesi ile ikrarda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2018/201324 Esas, 2020/1008 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların kadastro öncesi tapusuz oldukları, taksim olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceği, menkul hükmündeki taşınmazların devrinin zilyetliğin devri ile gerçekleşeceği, Mahkemece yeterli inceleme yapılmadığı, davacıya taşınmazların muristen mirasçılarına ne şekilde intikal ettiğinin açıklattırılmadığı, talebinin somutlaştırılmadığı, her taşınmaz tek tek gezilerek kimden kime ne şekilde kaldığı, hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf edildiği ve mirasbırakanın taşınmazları devredip devretmediğinin detaylı şekilde sorulmadığı, senetlerde bahsi geçen taşınmazların hangileri olduğunun fen bilirkişisi raporuyla kroki üzerinde belirlenmediği, Mahkemece yeniden keşif yapılarak belirtilen hususların aydınlatılması ve kadastro tespitine kadar taşınmazlara kimin ne şekilde zilyet olduğunu şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasçıların dava konusu yerlerdeki evleri nurisin sağlığında yaptığı, kardeşlerin sağlığında birbirlerine itiraz etmedikleri, gerek davacının kendi tanıkları gerek davalının tanıkları gerek mahalli bilirkişi beyanlarına göre dava konusu yerlerin muris ...'in sağlığında erkek çocuklarına yer gösterilerek verildiği ve akabinde davalılarca kullanıldığı, kullanımın yıllarca bu şekilde devam ettiği ancak davacının kötü niyetle bu kullanıma yıllar sonra itiraz ettiği ve keşifte de “kardeşlerim babamın bana verdiği ev için dava açıp buradan pay aldılar, ben de onların yerinden bana kalan payı istiyorum” şeklinde paylaşımı ikrar ettiği, hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı, davacının iddiasını ispat etmeye yarayacak bir delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tespit edilen 1 50... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davalarda ...'in davayı kabul ettiği, dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının taşınmazların öncesinin babaları ...e ait olduğunu ancak sağlığında tüm çocuklarına ev yeri vererek taşınmazları paylaştırdığını beyan ettikleri, taşınmazlar üzerindeki evlerin davalılar tarafından yapıldığı, tarafların kardeşi olan ve davacı tanığı olarak dinlenen ...’un da beyanlarında babasının sağlığında erkek çocuklarına ev yapmaları için yer gösterdiğini, kardeşlerin birbirine müdahale etmediğini, babasının davacı ...'a da ev verdiğini beyan ettiği, davacı ...'ın keşifte kardeşlerinin kendisine verilen ev için dava açıp pay aldıklarını, kendisinin de onların yerinden babasından kalan payı istediğini belirttiği, toplanan delillere göre taşınmazların kök muris ...'e ait olduğunun uyuşmazlık konusu olmadığı, her iki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların ağırlıklı beyanları ve davacının ikrar içeren beyanı gözetildiğinde taşınmazların murisin sağlığında ev yapmaları için davalılara verildiğinin kanıtlandığı, tapusuz olup menkul mal hükmündeki taşınmazların mülkiyetinin zilyetliğin devri ile geçeceği, davalıların taşınmazları babaları ... vefat etmeden önce kullanmaya başladığı, bu durumda taşınmazların murisin sağlığında davalılara devredildiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların muris tarafından ya da mirasçılar arasında usulüne uygun paylaşımının söz konusu olmadığını, taşınmazların kimden kime ne şekilde geçtiği ve kim tarafından hangi tarihten itibaren ne şekilde tasarruf ettiğinin belirlenmediğini, davacının beyanının ikrar olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı hakkında açılan davaların emsal teşkil ettiğini ve taşınmazların mülkiyetinin zilyetlikle geçtiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini, sunulan senetler ve beyanların geçerliliğinin bulunmadığını, senetlerin taşınmazlara uymadığını, ............dan alınan yerin babaları ... tarafından alındığını, yerel bilirkişilerin taksime ilişkin bilgisinin bulunmadığını, dosya kapsamında taşınmazların paylaştırıldığına ilişkin somut bir delil bulunmadığını, çıkarım yoluyla yapılan beyanların hükme esas alınamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosyanın incelenmesinden; mirasbırakan ...'in 2008 yılında ölümüyle geriye mirasçıları olarak davacı çocuğu ..., davalı çocukları ........... ve ..., kendisinden önce ölen oğlu ..............den olma torunları davalı ... ve ... ile dava dışı çocuklarının kaldığı, davaya konu 1 50... ve 250 parseller ve 1 64... parsel sayılı taşınmazların irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sırasıyla davalılar ..., ... ve bir kısım davalılar murisi ......... adına 03.03.2009 tarihinde tespit edildiği, kadastro tespitinin 08.09.2009 tarihinde kesinleştiği, davanın 30.12.2016 tarihinde miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak açıldığı anlaşılmıştır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.