Zilyetlik temelli tapu iptali ve tescil davasında, mera niteliğindeki taşınmazın Gecekondu Kanunu tahsisine rağmen hak düşürücü süre engeli ile yüksek mahkemenin uyuşmazlık konusunun tespiti yönündeki bozma kararı sonrası verilen hükmün temyiz incelemesi.
Özet: Davacının uzun süreli zilyetlik ve üzerinde kurulu 35-40 yıllık kayısı bahçesi ile islim damına dayanarak tapu iptali ve adına tescilini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin önceki bozma kararına rağmen, uyuşmazlığın kadastro öncesi veya sonrası nedenlere ya da tapu kaydındaki tahsis şerhine dayalı olup olmadığına dair hukuki nitelendirme eksikliğini gidermeyerek, taşınmazın 1962deki kadastroda mera olarak tespit edildiği ve on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın tekrar reddine ilişkin kararı üzerine yapılan temyiz başvurusu incelenmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/166 E., 2025/106 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ............... Mahallesinde bulunan 1 21... parsel sayılı taşınmazın her nasılsa davalı ... adına tescil edildiğini, taşınmazın evveliyatından beri davacının zilyetliğinde olup üzerinde 35-40 yaşlarında kayısı bahçesi ve islim damının mevcut olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın eski 414 parsel olarak İl Özel İdaresi adına kayıtlı iken 11.04.1991 tarihinde belediye tarafından alındığını ve mülga .............Belediyesi tarafından 02.06.1997 tarihinde ifraz edilerek oluştuğunu, eski 414 nolu parselin beyanlar hanesinde “Haritasında 14... m2’lik yer ... ...'ya tahsis edilmiştir” beyanının bulunduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapının bulunmadığını, 775 sayılı Gecekondu Kanunu gereğince tahsis edilen 4 00... taşınmazın tahsis edilme amacının konut olarak kullanılması olduğunu ancak taşınmazın konut değil bahçe olarak kullanıldığını, ayrıca davacının 775 sayılı Kanun kapsamında gereken ödemeleri yapmadığını, anılan nedenlerle tahsis işleminin geçersiz hale geldiğini, zilyetlik koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 02.02.2021 tarihli ve 2020/164 Esas, 2021/32 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın 1962 yılındaki kadastro çalışmaları ile mera niteliği ile sınırlandırılıp köy tüzel kişiliği adına tespit edildiği, devamında devir işlemlerinin yapıldığı, hak düşürücü sürelerin geçtiği ve meranın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2021/1145 Esas, 2021/921 Karar sayılı kararıyla; davaya konu 1 21... parselin geldisi olan 414 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının 1962 tarihinde kesinleştiği, bu tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 16.03.2023 tarihli ve 2023/1201 Esas, 2023/1580 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasında; taraf vekillerinin dava ve cevap dilekçelerini tekrar ettiği ancak taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun ne olduğu, tarafların anlaşamadıkları hususların, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin nelerden ibaret olduğunun belirlenmediği, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda davanın tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunun, Bölge Adliye Mahkemesince ise davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunun kabul edildiği, davada kadastro öncesi sebeplere mi, kadastro sonrası sebeplere mi (davacı tarafından dava konusu taşınmazda bulunduğu ileri sürülen ağaçların ve islim damının 35-40 yıllık olduğunun iddia edildiği, dava tarihi itibariyle bu tarihin 1980’li yıllara tekabül ettiği) yoksa dava konusu taşınmazın geldisi olan 414 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan tahsis şerhine ilişkin mi olduğu hususunda tereddüt bulunduğu, Mahkemece davadaki uyuşmazlık konusunun, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin neler olduğunun açık bir şekilde belirlenmesi, buna göre hukuki nitelendirme yapılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin, davacının hazır olduğu duruşmada davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu belirttiği, taşınmazın 1962 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde mera niteliği ile tespit edildiği ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uzun süredir davacının tasarrufunda bulunan taşınmazın 2020 yılında davalı ... tarafından satılacağının söylenmesi üzerine Belediye adına tescil edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle tespitten önceki hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığını, mahkemede verilen süre içerisinde sunulan bayan dilekçesinde taşınmazın bedeli ödenmek kaydıyla mal müdürlüğünden teslim alınarak dava tarihine kadar kullanıldığının belirtildiğini, yapılan keşifte taşınmazın mera vasfında olmadığının anlaşıldığını, taşınmaz üzerinde 35-40 yıllık ağaçların bulunmasının davacının zilyetliğinin 35-40 yıl olduğunu göstermeyeceğini, yurt dışında yaşayan davacının taşınmaz üzerinde daha evvel kuru tarımla uğraşırken sulama imkanının kazanılması üzerine kayısı dikmeye başladığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosyanın incelenmesinden; 414 parsel sayılı 258.9 00... taşınmazın köyün kuruluşundan beri köyün otlakiyesi olarak kullanıldığı ve halen de köy tüzel kişiliğinin bu yerden mera olarak istifade ettiği belirtilerek mera vasfıyla 14.08.1962 tarihinde sınırlandırıldığı, tespitin 15.01.1963 tarihinde kesinleştiği, 22.11.1985 tarihinde ise İl Özel İdare Müdürlüğünün 14.10.1985 tarih ve 21/226 sayılı yazısına istinaden kültür arazisi vasfıyla yeniden tescil edildiği, 05.12.1985 tarihinde beyanlar hanesine taşınmazın haritasında gösterilen ayrı ayrı bölümlerinin davacı ile dava dışı kişilere tahsis edildiğine dair şerh verildiği, taşınmazın daha sonra 11.04.1991 tarihinde Topsöğüt Belediyesi adına alım nedeniyle tescil edildiği, 02.06.1997 yılında ifrazıyla dava konusu 1 21... parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı taşınmazların oluştuğu, dava konusu 1 21... parsel sayılı taşınmazın 24.06.2014 tarihinde tashihen devir sebebiyle davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği, davanın 07.07.2020 tarihinde açıldığı, davacı vekilinin 26.03.2025 tarihli duruşmada davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu, davacının yaklaşık 35-40 yıldır söz konusu taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olduğunu ve toplanacak başka delilin bulunmadığını beyan ettiği tespit edilmiştir.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeple;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.