Hazine adına kayıtlı mera vasıflı taşınmazın zilyetlikle kazanımı talepli tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtay bozması sonrası kısmi kabul kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bir davacı, kadastroda hazine adına tespit edilen ve mera olarak görülen bazı taşınmazların, babasından intikalen uzun süredir zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiş; ilk derece mahkemesinin kabul kararı, taşınmazın niteliği, önceki durumu ve davacının aktif dava ehliyeti gibi konularda eksik inceleme gerekçesiyle Yargıtayca bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılamada, taşınmazın tahsisli mera olmadığı ve davacının murisleri tarafından 50-60 yıldır fiilen kullanıldığı tespit edilerek, kısmen kabulle 116 parselin davacı adına tesciline, 174 parselin ise reddine karar verilmiş; bu karara hem zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığını savunan hazine hem de diğer parsellerin de tescilini isteyen davacı tarafından itiraz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/314 E., 2025/81 K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... dava dilekçesinde; ................ köyünde bulunan 1 16... , 169, 1 74... parsel sayılı taşınmazların kadastro sırasında Hazine adına tespit edildiğini ancak taşınmazların kadastrodan çok önce babasından kendisine kaldığını ve babasının ölümünden beri zilyetliğinde olduğunu, gerçekte taşınmazlar arasında sınır bulunmayıp taşınmazın kamu malı niteliğinde olmadığını ileri sürerek taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARIMahkemenin 16.06.2015 tarihli ve 2014/45 Esas, 2015/354 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, davaya konu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.05.2018 tarihli ve 2016/5792 Esas, 2018/3514 Karar sayılı ilamıyla; dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarının soyut ve yetersiz olduğu, taşınmazın niteliği ile ilgili olarak 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kuruluğundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, taşınmazların 1961 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında 428 parsel numarası altında mera olarak tespit edildiği teknik bilirkişi raporunda belirtildiği halde 428 nolu tevzi parseline ait belirtmelik tutanakları ve tabletdikatif cetvelinin getirtilmediği, taşınmazların 1961 yılı öncesinde niteliğinin ne olduğu üzerinde durulmadığı, taşınmazın çevresindeki 2 24... parsel sayılı taşınmazlar mera olarak sınırlandırıldığı halde yöntemince mera araştırması yapılmadığı, ayrıca davacı ...’ın taşınmazların babasından kaldığını iddia ettiği ancak muris ...'ın başka mirasçısı olup olmadığı ve taşınmazın davacıya ne şekilde intikal ettiğinin (davacının aktif dava ehliyetinin) araştırılmadığı belirtilip Mahkemece komşu tüm taşınmazların tutanak ve dayanakları ile davacının delil listesinde bildirdiği Eylül 1289 tarih ve 252 sayılı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirilmesi, usulüne uygun keşif yapılması ve taşınmazın 1961 yılından öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığının açıklattırılması, üç kişilik ziraatçi bilirkişi heyetinden taşınmazların niteliği ile ilgili detaylı rapor alınması, taşınmazın sınırlarını da gösteren fotoğrafların eklenmesi, muris ... bakımından da norm kısıtlaması yönünden değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu 1 16... , 1 74... parsellerin Toprak Tevzi Komisyonunca 428 parsel adı altında ölçüldüğü ancak tapuya bağlanmadığı, tablendikatif listesinde kamu orta malı mera olarak kayıtlı olduğu, alınan bilirkişi raporunda ise 1961 yılı öncesine ait kullanım bulunmadığı, 1 16... parselin de Toprak Tevzi Komisyonunca mera olarak ölçüldüğü, 2011 kadastro çalışmalarında sahibinin tasarrufunda bulunduğu, 1949-1959 tarihleri arası doğumlu yerel bilirkişiler ile davacı tanıklarının taşınmazın davacıya babası ...ten, ona da babası ...'dan intikalen kaldığını ve yapılan paylaşımda davacıya düştüğünü beyan ettikleri, taşınmaz mera olarak kayıt altına alınmış ise de Mahkemece yapılan mera araştırmasında taşınmazın tahsisli veya kadim mera olduğuna dair bir delile rastlanmadığı, taşınmazın 1961 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir davacının murisi tarafından kullanıldığı, eklemeli zilyetlik süresinin 50-60 yıl sürdüğü, taşınmaza ilişkin 1961 tarihli tapu kaydının hukuki vasfını yitirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1 16... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, 1 16... , 1 74... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanıma uygun olmadığını, Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlandırmaların nazara alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde; 1 16... , 1 74... parsel sayılı taşınmazların kadimden beri davacı ... murisleri tarafından kullanıldığını, tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, bunun aksini ortaya koyacak bir delil bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 1 16... , 169, 1 74... parsel sayılı sırasıyla 43.961, 34... , 8314, 83... , 20.878, 28... , 16.542, 67... yüz ölçümlü taşınmazların 4753 sayılı Kanun'a istinaden 19 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunca 428 parsel adı altında mera olarak ölçüldüğü ve evveliyatının kadim mera olup halen dava dışı muhtelif şahısların kullanımında bulundukları belirtilerek 02.11.2010 tarihinde mera vasfıyla orta malı olarak tespit edildiği, tutanaklara ekli 05.10.2010 tarihli tutanak ve 08.11.2010 tarihli şerhe göre dava dışı 1 05... parselin köy muhtarı adına tespit edilmemesi ve toprak tevzi belgeleri esas alınarak tespit yapılması nedeniyle muhtar ve bilirkişilerin kadastro tutanaklarını imzalamaktan imtina ettiği, 30.11.2010 tarihli tutanak içeriğine göre taşınmazların toprak tevzi çalışmalarında mera olarak tespit edildiği ve vasfını koruduğu, kadastro sırasında sehven muhtelif şahısların kullanımında olduğunun belirtildiği tespit edilerek edinme sebeplerinde gösterilen kullanım haklarının iptaline karar verildiği, kadastro tespitlerinin 18.02.2011 tarihinde kesinleştiği ve davanın 27.01.2014 tarihinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak açıldığı anlaşılmıştır.Bilindiği üzere; Mahkemece bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesi zorunludur. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.Somut olayda; Mahkemece bozma öncesinde yapılan 24.11.2014 tarihli keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazların 40-50 yıl önce (1964-1974 tarihlerine tekabül eden yıllarda) davacının babası tarafından kullanıldığını beyan etmiş, düzenlenen ziraat bilirkişi raporunda 168 parselin %20, 169 parselin %20-25, 174 parselin %20, 232 parselin ise %10 eğimli olduğu ve içerisinde çayır üçgülü, ak üçgül, kuzu kulağı gibi çayır bitkilerinin olduğu tespit edildikten sonra taşınmazların otundan biçmek ve kısmen de otlatılmak suretiyle kullanıldığı, toprak işlemesi yapılmadığı için toprağın sıkılaştığı belirtilmiş, bozma sonrasında 17.04.2023 tarihinde yapılan keşifteki yerel bilirkişi beyanlarında davacı ... ailesinin kullanım süresine yönelik farklı süreler bildirilmiş, taşınmazın davacıya amcasından kaldığı yönünde ifadelere de yer verilmiş, taşınmazların keşif esnasında yonca ekili olduğu görülmüş, ziraatçi bilirkişi raporunda %15-20 eğimli olduğu tespit edilmiş, tarla, çayır ve meralar arasındaki farklara yer verildikten sonra taşınmazın uzun yıllardan beri tarım yapılan kuru tarım arazisi olduğu kanaati bildirilmiş, duruşmada yeniden dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazların 1961'den önce mera olduğuna dair duyumlarının bulunmadığını, taşınmazın eskiden beri çayır olarak kullanıldığını beyan etmiş, bu aşamaya kadar davaya konu taşınmazların hiçbiri yönünden ayrıksı bir tespit ya da açıklamaya yer verilmemiş, yapılan 3. ve nihai keşifte ise yerel bilirkişiler ve tanıklar taşınmazların 1961 yılı öncesinde de tarla ve çayır olarak kullanıldığını ve taksimen davacıya kaldığını, mera olmadığını beyan etmiş ancak düzenlenen jeodezi mühendisi bilirkişi raporunda davaya konu 1 16... , 1 74... parsel sayılı taşınmazların 19 57... yılı hava fotoğraflarında kullanılmadığı ve imar-ihya edilmediği, 2004 yılı hava fotoğrafında kullanıldığı ve imar-ihya edildiği, davaya konu 1 16... parsel sayılı taşınmazın ise 1957 yılı ve sonrasına ait hava fotoğraflarında kullanıldığı ve imar-ihya çalışmasının yapıldığı tespit edilmiştir.Öte yandan; bozma ilamında toprak tevzi çalışmasına esas belgeler ile komşu taşınmazların tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak dava konusu taşınmazları ne okuduğunun belirlenmesi gereğine değinilmiş ise de alınan teknik bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar toprak tevzi paftası ile çakıştırılmamış, taşınmazların 428 numaralı mera vasıflı toprak tevzi parseli kapsamında kalıp kalmadığı gösterilmemiş, komşu taşınmazların dayanak kayıtları uygulanarak davaya konu taşınmazları ne okuduğu belirlenmemiş ve hüküm gerekçesinde toprak tevzi çalışmasında yapılan tespitler tartışılmamıştır.Diğer taraftan; bozma ilamında 1961 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarında mera olarak tespit edilen taşınmazların 1961 yılı öncesindeki niteliği ve kullanım şeklinin ne olduğunun aydınlatılması ve sınırında mera parselleri bulunan taşınmazlar yönünden yöntemince mera araştırması yapılması gereğine değinilmiş ise de düzenlenen ziraatçi bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazların komşu mera parsellerinden ne şekilde ayrıştığı, mera olan taşınmazlardan ne şekilde farklılık gösterdiği yönünde detaylı incelemeye yer verilmediği gibi alınan farklı raporlarda taşınmazın niteliği çayır veya tarla olarak tespit edilmişken bu yöndeki çelişki de giderilmemiştir. Alınan raporlarda taşınmazların komşu parsellerine ilişkin de herhangi bir inceleme ve kıyaslama yapılmamış, ilk raporda tespit edilen bir kısım bitkiler yönünden daha sonraki raporlarda herhangi bir tespite yer verilmemiştir. Bunların yanında; taşınmazın niteliği ve kullanım şeklinin belirlenmesi yönünden dinlenen yerel bilirkişi beyanlarında 1961 yılı öncesi doğan yerel bilirkişiler yanında 1961 yılından sonra doğan yerel bilirkişiler de dinlenmiş, bu bilirkişilerin taşınmazların mera olduğunu duymadıkları ve çayır olarak kullanıldığı yönündeki beyanlarına itibar edilmiş ise de jeodezi mühendisi bilirkişi raporundaki tespitlere göre beyanların bilimsel verilerle desteklenmediği anlaşılmıştır. Davaya konu tüm taşınmazlar yönünden maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olmayan ortak beyan alınması doğru olmadığı gibi, seçilebilecek en yaşlı bilirkişilerden taşınmazda hayvan otlatıp otlatılmadığı, köyün merasının bulunup bulunmadığı, varsa konumunun taşınmaza yakınlığı gibi hususlar sorularak taşınmazın evveliyatının aydınlatılması gerektiği düşünülmemiştir .Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle toprak tevzi çalışmalarına ilişkin tüm belgelerle birlikte toprak tevzi paftası, komşu taşınmazların tutanakları ve dayanak kayıtları eksiksiz şekilde getirtilmeli, davaya konu taşınmazların 1961 yılı öncesine ilişkin hava fotoğrafları da temin edilmeli, daha sonra bozma ilamında belirtildiği şekilde yöntemince keşif yapılarak mümkün olduğunca yaşlı yerel bilirkişilerden taşınmazın evveliyatının ne olduğu, hangi amaçla kim tarafından ne şekilde ve ne sıfatla kullanıldığı sorulmalı, hakimin gözlemi tutanağa yansıtılmalı, taşınmazların komşu parselleriyle sınırlarını gösterir fotoğrafları çektirilmeli, ziraatçi bilirkişi heyetinden taşınmazların komşu parselleriyle ve meralarla karşılaştırmalı olarak toprak yapısı, niteliği, kullanım durumu, sınırları hususlarında bozma ilamına uygun ve detaylı rapor tanzim etmesi istenmeli, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden taşınmazların 1961 yılı öncesindeki hava ve uydu fotoğrafları da incelenmek suretiyle incelenen yıllarda niteliğinin ne olduğu, komşu parsellerle ne şekilde benzeşip ayrıştığı, hangi tasarruflarla kullanıldığı yönünde denetime elverişli rapor düzenlemesi istenmeli, taşınmazların evveliyatının kadim mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerindeki zilyetliğe değer verilemeyeceği de gözetilerek toplanan delillerin sonucuna göre karar verilmelidir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı ... vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.