Münfesih şirketin sigortalı bildirimi eksikliği nedeniyle SGKnın ticaret sicil gazetesine dayalı prim ve idari para cezası tahakkukuna itirazla açılan iptal ve istirdat davası.
Özet: Münfesih bir şirketin ortağı olan davacı, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) şirket müdürü olarak atanan çalışanın görev süresini ticaret sicil gazetesi kayıtlarına dayanarak gerçekte olduğundan daha uzun kabul etmesiyle oluşan ek prim ve feri alacak taleplerine itiraz etmektedir; davacı, çalışanın kısa bir süre sonra istifa ederek işten ayrıldığını ve bu durumun SGKya bildirildiğini, Kurumun dayanaklarının varsayımsal ve haksız olduğunu belirterek, ihtirazi kayıtla ödediği primlerin faiziyle iadesini ve SGK işleminin iptalini talep etmektedir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3365 E., 2024/2603 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 6. İş MahkemesiSAYISI : 2024/32 E., 2024/167 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili müvekkilinin münfesih ... Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı olduğunu, şirket yönetim kurulunun 02.01.2013 tarihinde ... Şti. ... Şubesi ticaret ünvanı ile ...’ye şube açılışı yapılması yönünde karar aldığını, Şubenin SGK sicil numarasının; 2-1320-0101-111-0451-020-01-60 olduğu İlgili şubeye; şirket SGK’lı çalışanı ... (TC: 2...6 ) ilk 3 yıl için müdür olarak atandığını, Şirketin ... Şubesinin müdürü ..., 11.01.2013 tarihinde, ilgili şirkette çalışmaya başladığını, ..., 25.02.2013 tarihinde istifa dilekçesini sunarak, iş akdini tek taraflı olarak feshettiğini ve işten ayrıldığını, bu durumun, şirket yetkilileri tarafından ilgili SGK’ya aynı gün bildirildiğini, ..., 26.02.2013 tarihinde ... Tic. Ltd. Şti.’de sigortalı olarak çalışmaya başladığını, davalı Kurum tarafından, münfesih şirketin yetkilisi olması asebiyle davacı müvekkile 06.09.2019 tarih ve 42919490-206.99-E.12864723 sayılı yazı gönderildiğini, ilgili yazının davacı müvekkile 23.09.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, ilgili yazıda; davalı Kurum; “…... Sosyal Güvenlik Merkezinin 29.08.20 19... 400 sayılı yazıları ekinde gönderilen 16.01.20 13... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde 02.01.2013 tarihli Genel Kurulda ilk 3 yıl için 2...6 T.C. kimlik numaralı ...’in müdür olarak atandığı, yine 17.12.20 14... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ...’in 24.1.2014 tarihli Genel Kurulda görevinden ibra kararlarının alındığı tespit edilmiştir. Bu durumda, anılan sigortalının işyerinizden 11.01.2013- 24.11.2014 tarihleri arasında sigortalı bildiriminin eksik yapıldığı anlaşıldığından sigortalı için aşağıda listede belirtilen belgeleri düzenlemeniz gerekmektedir…” denilerek neticeten ...’in 24.11.2014 tarihli işten ayrılış bildirgesini 2013/02 ay için 8 günlük; 2013/3,4,5,6,7,8,9,10,11,12- 2014/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10 aylar için 30’ar günlük 2014/11. ay için 24.11.2014 tarihinde işten ayrıldığını gösteren 24 günlük ek aylık prim ve hizmet belgelerinin 1 ay içerisinde düzenlenmesini talep ettiklerini, davacı müvekkil tarafından 16.10.2019 tarih ve 15715083 sayı ile itiraz edildiğini, davalı Kurumun 30.10.2019 tarih ve E.16626064 sayılı yazısı ile reddedilerek, ilgili dönemlere ait prim ve hizmet belgeleri ile işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi tekraren talep edildiğini, Kuruma itirazın sonçusuz kaldığını, müvekkilinin 16.12.2019 tarih ve 19733772 sayılı dilekçe ile birlikte ...’in 24.11.2014 tarihli işten çıkış bildirgesini; 2013/02 ay için 8 günlük, 2013/3,4,5,6,7,8,9,10,11,12- 2014/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. aylar için 30’ar günlük, 2014/11. ay için 24.11.2014 tarihinde işten ayrıldığını gösteren 24 günlük ek aylık prim ve hizmet belgelerini ihtirazi kayıtla davalı Kuruma sunduğunu, akabinde davalı Kurum tarafından, davacı müvekkil aleyhine, gecikme faizi ve pişmanlık zammı dâhil 18.489,30 TL SGK primi ve ferileri (Ek-9) ile 46.659,00 TL idari para cezası (Ek-10) tahakkuk ettirdiğini, davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen SGK primi ve ferileri için davacı müvekkil tarafından ihtirazi kayıtla 30.12.2019 tarihinde 17.783,58-TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezası için, davacı müvekkil tarafından ihtirazi kayıtla 30.12.2019 tarihinde 34.986,00 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, işbu idari para cezası için ilgili İdare Mahkemesinde iptal davası açıldığını, davalı Kurum, tamamen varsayım ve zorlama yorumlarla haksız, mesnetsiz ve dayanaksız bir şekilde, sadece bir ticaret sicil gazetesinden yola çıkarak, gerçek dışı kabullerle, davacı müvekkil aleyhine işlem ihdas ettiğini, bu nedenlerle davalı Kurumun haksız, hukuka aykırı, mesnetsiz, soyut, ispata muhtaç, dayanaksız işleminin iptali ile müvekkili tarafından 30.12.2019 tarihinde tahakkuk ettirilen SGK prim ve ferileri için ihtirazi kayıtla ödenmek zorunda kalınan 17.783,58 TL’nin faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II.CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan dosya tetkikinde, "işverenin itiraz etmiş olduğu 16.12.20 19... 800 sayılı idari para cezası ve 30.10.20 19... 064 sayılı belge isteme yazısına ve ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik ... Müdürlüğünün 29/08/20 19... 400 sayılı yazısına istinaden uygulandığını, işverenin 16.10.20 19... 083 itirazı 16.12.20 19... 496 sayılı itiraz değerlendirme ve yeniden belge isteme yazısıyla değerlendirilmiş ve kararın işverene tebellüğ edildiğini, ayrıca müvekkil Kurum servisimizce tahakkuk ettirilen idari para cezasının ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 29.08.20 19... 400 sayılı yazıları ekinde gönderilen 16... tarih 8237 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde 02.01.2013 tarihli Genel Kurulda ilk üç yıl için 2...6 TC kimlik numaralı ...'i müdür olarak atandığı, yine 17 Aralık 20 14... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ...'in 24.11.2014 tarihli Genel Kurulda görevinden ibra kararlarının alındığının tespit edildiğini ve davacı taraftan 06.09.20 19... 723 sayılı yazısıyla istenen belgelere istinaden düzenlendiğini, davacı taraf ...'in 25.02.2013 tarihinde istifasını gösterir dilekçe getirmiş ise de dilekçe resmi kurum/kuruluş veya noter onayı olmadığından her daim düzenlenlenebilir niteliği haiz bir belge olduğundan itirazınız değerlendirilemediğinden adı geçen kişinin 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin a fıkrasına istinaden sigortalı olma zorunluluğu bulunduğundan ve resmi Kurumdan gelen belgelere istinaden uygulanması sebebiyle 5510 sayılı Kanun'un 59. maddesi gereğince teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir." denildiğinden 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi gereği yerindeliği konusunda tereddüt hasıl olmamıştır." 16... tarih 8237 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ...'in müdür olarak atandığı yine 17 Aralık 20 14... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ...'in 24.11.2014 tarihli Genel Kurulda görevinden ibra kararlarının alındığı tespit edilmiştir. ...'in 25.02.2013 tarihinde istifasını gösterir dilekçe getirilmiş olsa da işbu dilekçenin resmi kurum/kuruluş veya noter onayı olmadığından her daim düzenlenebilir niteliğe haiz bir belge olduğu hukuken geçerlilik şartı taşımadığının açıkça ortada olduğunu Türk Ticaret Kanunun ilgili maddeleri incelendiğinde de görüleceği üzere yapılan işlemler mevzuat hükümlerine aykırılık taşımakta olup davacının kötüniyetli olarak yükümlülüklerinden kurtulma, kaçınma amacı taşıdığını, Müvekkil Kurum işlemleri yasal mevzuata ve hukuka uygun olduğunu, tüm bu sebeplerle haksız ve yersiz olarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2. Davalı ...'e tensip zaptı ve karar ilamı ekli davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının duruşmalara katılmadığı ve davaya karşı cevaplarını bildirir dilekçesini sunmadığı anlaşılmıştır. III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesince ilk kabul kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması kararından sonra yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Kurum tarafından münfesih şirketin son temsilcisi olarak davacının muhatap alınması doğru değil ise de; bu durum davacıya taraf sıfatı hakkını sağlamadığı, çünkü yapılan işlemlerin muhatabı ilgili şirket olup, işlemlerin davacı hakkında sonuç doğuracak nitelikte olmadığı, yapılan prim tahakkuku ve idari para cezalarının şirketin son temsilsi olduğu gerekçesiyle davacıya tebliğ edilmesinin hatalı olduğu, bizzat davacı hakkında düzenlenen bir belge olmaması sebebiyle mevcut durumda davacının sorumluluğuna gidilmesinin de mümkün olmadığı, idare Mahkemesi kararının kesinleşmemiş olduğu da göz önüne alınarak istinaf ilamı doğrultusunda davacının taraf sıfatının bulunmadığını kabul etmek gerektiği" gerekçesi ile davanın davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Uyuşmazlığa konu Kurum işleminin münfesih şirkete yönelik olduğu, Ticaret Sicil Gazetesinin 06/01/2016 tarihli ilanı ile tam tasfiyenin gerçekleştiği uyuşmazlığa konu Kurum işleminin ise daha sonra gerçekleştirildiği, davacının şirket nam ve hesabına Kuruma itiraz ve ödemede bulunmakla, dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; müvekkilinin tasfiye edilen şirketin ortağı ve son temsilcisi olduğunu, tebligatın şirket adı ve ortağı belirtilerek prim ve gecikme zammının müvekkilden istendiğini, müvekkilin de şirket ortağı olarak ihtirazı kayıtla ödediğini, kesilen idari para cezası için de İdare Mahkemesine dava açıldığını, ... 1. İdare Mahkemesinin 2022/88 Esasında yapılan yargılamada hukuki yararın kabul edildiğini, müvekkilin hukuki yararı ve taraf sıfatı olduğunu, şirketin tasfiye edildiğini, münfesih şirketin davacı ve davalı olamayacağını, tasfiye edilmiş şirket adına hiçbir işlem yapılamayacağını, diğer taraftan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, şirketin tasfiye edilmesi nedeni ile şirket adı belirtilerek ortağa gönderilen ödeme emrinde ortağın kişisel menfaatinin bulunduğunu, hukuki yararı olduğunu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyizen bozulmasını istemiştir.1.Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, tasfiye edilen ve tasfiye memuru tayin edilen limited şirkette istifa ettikten sonra tasfiye memuru olarak görev yapan diğer davalı gerçek şahsın bu dönemde hizmet akti ile çalıştığı Kurumca sonradan yapılan denetim ile tasfiye edilen şirket adına tahakkuk edilen sigorta primleri ve gecikme zammının şirket ortağına tebliğ üzerine, şirket ortağı tarafından ihtirazı kayıtla ödenen prim ve gecikme zammının ödeyen ortak tarafından istirdadının istenip istenmeyeceği, salt ortak sıfatıyla dava açıp açmayacağı noktasında toplanmaktadır. 2.İlgili Hukuk2.1.6102 sayılı TTK.!nun 621 vd. 6183 sayılı Kanun'un 3, 32 vd, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 3 70... . maddeleri.2.2. Limited Şirketlerde tasfiyeye ilişkin olarak genel kurul kararının alınması TTK 621. maddede önemli kararlar arasında sayılmış ve bu kararın temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması suretiyle alınabileceği belirtilmiştir.2.3. Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır (Tasfiye Halinde … Ltd. Şti.). Tasfiye halinde ibaresi eklendikten sonra şirket organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlı hale gelecektir. Tasfiyeye ilişkin genel kurul kararı usulüne uygun bir şekilde alındıktan sonra tasfiyeyi gerçekleştirmek için bir tasfiye memurunun atanması gerekecektir. Tasfiye hâlindeki şirketi tasfiye ile ilgili konularda mahkemelerde ve dış ilişkide tasfiye memurları temsil eder. 2.4. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkında Kanunu'nun 32. maddesinde tüzel kişilerin tasfiyesinde bunların borçlu bulundukları amme alacaklarını ödeme ve diğer yükümlülüklerin tasfiye memurlarınca yerine getirileceği, 33. maddesinde ise tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenlerin tasfiyenin başladığını üç gün içinde şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine veya dairelerine bildirmek zorunda oldukları, amme idarelerinin her türlü alacaklarını ödemeden veya ödemek üzere ayırmadan önce tasfiye sonucunda elde edileni dağıtamayacakları veya bunlar üzerinde her hangi bir şekilde tasarrufta bulunmayacakları belirtilmekle beraber bu yükümlülüklere uyulmadığı takdirde tahakkuk etmiş ve edecek amme alacaklarından tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olmak üzere tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenlerin şahsen ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiştir. Ayrıca tasfiye memurları veya tasfiyeyi yürütenlerin ödedikleri borçlar için amme alacağı ödenmeden kendilerine dağıtım yapılmış olanlara rücu haklarının saklı olduğu da belirtilmiştir. Yine 35. maddede Vergi Usul Kanununa paralel olarak tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı da belirtilmiştir.2.5. 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre borcu ödemek zorunda olan gerçek ve tüzel kişiler amme borçlusudur. Söz konusu düzenleme, şirketlerin amme borcunu şahsi malvarlıklarından ödemek zorunda kalan ortakları da kapsadığından şirketin vergi borçlarını ödemekle sorumlu olan gerçek kişi ortaklar ya da tüzel kişi ortaklar 3. maddeye göre amme borçlusu olup Kanun'un 54 ve devamındaki maddelere göre şahsen takip edilmektedir. Ortakların amme borçlusu sayılması, gerekli şartların bulunması halinde ortaklara ait şahsi malvarlıkları üstünde teminat, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk gibi amme borçlarını güvence altına alan işlemlerin uygulanmasını mümkün hale getirmektedir. 2.6. Limited Şirketler tasfiye edilip bu durum ticaret sicilinde tescil ve ilan edildikten sonra vergi kanunları açısından her türlü verginin tarhı ve ceza kesme işlemi tasfiye dönemi ve tasfiye dönemi öncesinde zamanaşımı hükümleri de göz önüne alınarak müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olmak üzere tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacaktır. Limited şirket ortakları tasfiye öncesi dönemlerle ilgili olarak doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. 3.Değerlendirme3.1.Dosya içeriğine göre davacının ortak ve yetkili olduğu, ... Ticaret Limited Şirketi 2.12.2014 tarih ve 8706 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile 25.11.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile tasfiyeye girmiş ve tasfiye memuru olarak, Kurumca iş sözleşmesi ile çalıştığı kabul edilerek prim ve gecikme cezası lehine verilen davalı ... tasfiye memuru olarak atanmıştır. Şirketin tasfiye halinde olduğu ve tasfiye memuru atandığı, daha sonra da sicilden terkin edildiği sabit olmasına rağmen Kurumca şirket adı belirtilerek ve yetkili parantezi ile davacı adına ödeme prim ve gecikme cezasının ödenmesi için 18.11.2019 tarihinde davacıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davacı şirket yetkilisi olarak 16.10.2019 tarihinde davalı ...'in 25.02.2013 tarihinde istifa edip başka bir şirkette çalıştığını belirterek ödeme emrine itiraz etmiş, 30.12.2019 tarihinde de ihtirazı kayıtla Kurumun çıkardığı prim borcu ve gecikme zammı bedelini ödemiştir. 15.01.2020 tarihinde de işbu davayı açarak istirdat talebinde bulunmuştur. 3.2. Diğer taraftan, şirket adına ayrıca idari para cezası kesildiği, davacının bu idari para cezasının iptali için ... 1. İdare Mahkemesine 2022/88 Esasta dava açtığı ve açılan davada hukuki yararı kabul edilerek, istemin esastan incelendiği ve idari para cezasının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. 3.3. Somut uyuşmazlıkta davacının ortağı ve yetkilisi olduğu limited şirket tasfiye girmiştir. Tasfiye sürecinde tebliğin tasfiye memuruna yapılması kural ise de tasfiye memuru ..., Kurumca tahakkuk ettirilen primin tarafı ve davalı konumundadır. Bu nedenle tasfiye memuruna ödeme emrinin tebliğ edilmemesi bir eksiklik olarak görülmemiştir. Ne var ki tasfiyeye giren ve tasfiye edilen şirketin bu hukuki durumu bilinmesine rağmen, sanki tasfiye olmamış gibi şirket adı ile ve yetkili olduğu belirtilerek davacıya Kurumca prim alacağı ve gecikme zammının ödenmesi için tebligat yapılmış, davacı itiraz etmiş, itirazın reddi üzerine ihtirazı kayıtla Kuruma bizzat kendisi ödeme yapmıştır. 3.4. Davacı şirket ortağı ve yetkilisi davacının 6183 sayılı Kanun'un 3 ve 35. maddeleri uyarınca amme borçlusu sayıldığı sabittir. Davada taraf sıfatı vardır ve bizzat ödeme yaptığına göre istirdadını istemede de hukuki yararı vardır. Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar vermesi hatalıdır.VI. KARAR1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.