Hazine adına tescil edilen gaip malike ait vakıf taşınmazının 5737 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca vakfına tescili talepli tapu iptali ve tescil davası temyizi.
Özet: Bu hukuki belge, vakıf kökenli olduğu ileri sürülen, malikinin gaipliği nedeniyle Hazine adına kaydedilen bir taşınmazın 1/2 payının, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 17. maddesi uyarınca mahluliyet nedeniyle tekrar vakfı adına tescili talebiyle açılan bir davada, davalı Hazinenin vakfın niteliğinin araştırılması, bilirkişi raporlarının eksikliği ve yasal hasım olduğu gerekçesiyle davanın reddini istemesine rağmen, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davayı kabul etmesi üzerine Hazine tarafından yapılan temyiz başvurusunu konu almaktadır.
1. Hukuk Dairesi         2024/3544 E.  ,  2025/4702 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1657 E., 2024/962 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/833 E., 2022/244 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 14 12... parsel sayılı .............. Vakfından olan arsa vasıflı taşınmazın 1/2 payı .............oğlu ... adına kayıtlı iken kayıt malikine kayyım tayin edildiği ve kayyımla idare süresi dolduğundan hükmen malikin gaipliği ile payının davalı Hazine adına tescil edildiğini, icareli bir taşınmazın asıl malikinin mutasarrıfı değil, vakıf tüzel kişiliği olduğunu, mahluliyet sonucu taşınmazın vakfına rücu edeceğini, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca vakfiye kütükten terkin edilmiş olsa dahi aslı vakıf olan taşınmazın mutasarrıflarının mirasçı bırakmadan ölmeleri veya kaybolmaları halinde taşınmazın mahlülen vakfına intikal edeceğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın 1/2 payının tapu kaydının iptali ile ... Vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; vakfın türünün ve muteberiyetinin araştırılması gerektiğini, gaye ve maksadı zail olan vakfın vakıf olma özelliğini yitireceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; dava konusu edilen taşınmaza ilişkin 16.02.1946 tarihli münakale kaydı ve davacı tarafça dosyaya sunulan temessük kaydındaki bilgilerin birbirini teyit ettiği, dava konusu edilen taşınmazın temessük kaydında belirtilen taşınmaz olup 1245 tarihli vakfiyede belirtilen şart uyarınca sonradan edinilen bir taşınmaz olduğu, 2888 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 24.09.1983'ten önce taşınmazın Hazine’ye intikali ve tescili bulunmadığından, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesi gereği taşınmazın vakfı adına tescili gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve vekalet ücretine yönelik olarak davacı İdare vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine, ancak davanın kabulü ile davacı İdare lehine nispi vekalet ücreti takdiri gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun (HMK) 353/(1).b.2 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; vakfiyenin celp edilerek vakfın niteliğinin araştırılması gerektiğini, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporlarında davaya konu taşınmazın dosyaya celp olunan vakfiyeler kapsamında yer almadığının belirtildiğini, bilirkişi raporlarının noksan ve yetersiz olup hüküm kurmaya yeterli olmadığını, aralarında vakıf hukuku konusunda uzman üniversite öğretim üyesinin de bulunduğu başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesine dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 14 12... parsel sayılı 7 51... miktarlı arsa nitelikli taşınmazın ½ payı ..........oğlu ... adına kayıtlı iken Fatih 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.07.1990 tarihli 1989/454 Esas, 1990/720 Karar sayılı ilamı ile kayıt malikine kayyım tayin edildiği, 10 yıllık kayyımla idare süresi dolduğundan Maliye Hazinesi tarafından açılan davada İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli 2013/77 Esas, 2015/158 Karar sayılı kararı ile kayıt malikinin gaipliğine ve son mirasçının Hazine olmasından dolayı payının Hazineye aidiyetine karar verildiği, söz konusu payın 19.01.2016 tarihinde Maliye Hazinesi adına tescil işleminin yapıldığı, taşınmazın nevi hanesinde “................. Vakfı” şerhi varken 1..959 yılında terkin edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.