Mirasçılarca açılan, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, parsel sınır ihtilafı, usul eksiklikleri ve ifrazın mülkiyet tespitinde önemsizliği hakkında Yargıtay kararı.
Özet: Davacılar, mirasbırakanlarından intikal eden taşınmazın parsel ve miktar hatası sonucu davalı adına kayıtlı başka bir parselde bulunduğunu iddia ederek tapu iptali ve tescil davası açmış, davanın ilk derece mahkemesince hak düşürücü süre ve ifraz imkansızlığı gibi nedenlerle reddedilmesi üzerine temyiz sürecine taşınmıştır; Yargıtay, taşınmazın imar durumu ve tarım arazisi niteliğinin araştırılması gerektiğini belirterek, özellikle kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davalarında mülkiyet hakkının belirlenmesi esas olduğundan, taşınmazın ifraz edilip edilemeyeceğinin davanın sonucu açısından önem taşımadığını ve bu gerekçeyle davanın reddinin eksik inceleme olduğunu vurgulamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2025/4538 E.  ,  2025/4487 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/3 E., 2025/207 K.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin mirasbırakanı ...e ait ........... ilçesi, ........... köyü ........... mevkiinde bulunan 127 parselde tapuda kayıtlı 1.542, 17... miktarında taşınmazı olduğunu, müvekkillerine mirasbırakanlarından kalan bu taşınmazın tahminen 3 dönüm olması gerekirken parselin arazideki yeri ve miktarının hatalı olduğunu, müvekkillerinin haricen yaptırdıkları ölçümde taşınmazlarının davalı adına kayıtlı .................mevkii 126 parselde kaldığının tespit edildiğini, müvekkillerinin taşınmazlarının içerisinde mirasbırakanlarından kalan eski bir evleri ile müvekkillerinden bir miktar yer satın alan ..............'na ait pansiyon olarak kullanılan binaların mevcut olduğunu ileri sürerek 126 nolu parselin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kesin hüküm itirazlarının olduğunu, aynı taraflar arasında aynı dava konusu hakkında ve aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamayacağını, açılırsa bu davanın dinlenemeyeceğini, çünkü dava konusu parsellerin 1 26... nolu parseller olduğunu, bu parseller hakkında Silifke Kadastro Mahkemesinin 1997/17 Esas ve 2004/17 Karar sayılı dosyası ile dava açılıp karar verilerek kararın kesinleştiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.12.2014 tarih ve 2014/8748 Esas, 2014/16325 Karar sayılı kararıyla; davada hak düşürücü sürenin geçmediği, davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin 21.04.2016 tarih ve 2015/156 Esas, 2016/2020 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, 126 parselin (A) ile gösterilen bölümünün davacılar adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.11.2019 tarih ve 2016/11321 Esas, 2019/7197 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, çekişmeli 126 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporu ekindeki 3 numaralı krokide (A) harfi ile sarı renkle taralı olarak gösterilen 2.011,87 metrekare yüz ölçümündeki bölümü yönünden davanın kabulüne, davacılar adına olan veraset ilamındaki hisseler oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline şeklinde hüküm kurulmuş, ancak hükme esas alınan fen bilirkişisi raporu incelendiğinde raporda (A) harfi ile numaralandırılarak gösterilen birden fazla bölüm bulunduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle taşınmazın hangi kısımlarının iptal edildiği açık değildir. Ayrıca tapunun davacılar adına hangi oranda tescil edildiği de belirsiz olup hangi veraset ilamına atıf yapıldığı belirtilmemiştir. HMK'nın 297/2. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir gerekçeleriyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 28.09.2021 tarih ve 2020/5 Esas, 2021/299 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 12.02.2024 tarih ve 2022/402 Esas, 2024/160 Karar sayılı kararı ile; eksik inceleme ile karar verildiği açıklanmış, Mahkemece öncelikle taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili İlçe Belediye Başkanlığından sorulması, taşınmazın arsa vasfında olmadığının anlaşılması halinde ise 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8. maddesinde düzenlenen tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesine ilişkin 30.04.2014 tarihinde yapılan değişiklik öncesinde açılan dava yönünden kanunun geriye yürümeyeceği dikkate alınarak kazanılmış haklara müdahale edilemeyeceği, öte yandan kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davalarında mülkiyet hakkının belirlendiği ve taşınmazın ifraz edilip edilemeyeceğinin bir öneminin olmadığı hususu da gözetilerek iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek karar bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; dava konusu taşınmazların arsa vasfında olmadığı ve Mersin ili, Silifke ilçesi, 2. Etap imar planı içinde olduğu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8. maddesinde düzenlenen tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesine ilişkin 30.04.2014 tarihinde yapılan değişiklik öncesinde açılan dava yönünden kanunun geriye yürümeyeceği, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davalarında mülkiyet hakkının belirlendiği ve taşınmazın ifraz edilip edilemeyeceğinin bir öneminin olmadığı gerekçesi ile Mersin ili, Silifke ilçesi, Boynuinceli köyünde bulunan 126 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan Fen Bilirkişisi ...'in 16.11.2015 tarihli raporunda ve eki olan 3 numaralı krokide (A) harfi ile gösterilen sarı renkle taralı 2011.87 m²'lik kısmın (A1) ile gösterilen 227,55 m²'lik yerin, (A2) ile gösterilen 51.29 m² ve (A4) ile gösterilen 93.39 m²'lik yolun, (A3) ile gösterilen 881,41 m²'lik kısmın, (A5) ile gösterilen 300.86 m²'lik yerin, (A6) ile gösterilen 259.12 m²'lik yerin, (A7) ile gösterilen 198.29 m²'lik yerin) davalı adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısmın parselden ifrazı ile aynı köy 128 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmek suretiyle davacılar adına Erdemli 2. Noterliğinin 22.11.2013 tarihli mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, bilahare dava konusu taşınmaz bölümünün eklenmesi gereken parselin 127 parsel olduğuna dair tashih şerhi verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda imar bulunmadığının ancak 2. Etap çalışma alanına alındığının belirtildiğini, hal böyle iken 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8. maddesinde düzenlenen tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklüklerinin belirlenmesine ilişkin 30.04.2014 tarihinde yapılan değişik ile dava konusu taşınmazın bölünüp bölünemeyeceği konusunda Silifke İlçe Tarım Müdürlüğüne müzekkere yazılarak sorulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na göre bölünebilir büyüklükte olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu Silifke ilçesi, Boynuinceli köyündeki 126 parsel sayılı 8850 metrekare taşınmaz senetsizden vergi kaydı kapsamında kaldığı belirtilerek ... adına hükmen 06.04.2006 tarihinde tescil edilmiştir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 29.152,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.