3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı ev kadınlığı süreleri borçlanması ve ödenen bedelin karşılığının tespiti uyuşmazlığında Bölge Adliye Mahkemesinin yeni hükmüne yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Davacının, yurt dışında ev kadını olarak geçirdiği belirli sürelerin 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma hakkının tespiti ile bu dönemler için ödenen 28.500 TLnin 1305 günlük borçlanma bedeline karşılık geldiğinin belirlenmesi talebiyle açtığı dava; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesince kabul edilmesinin ardından, davalı kurumun temyizleri ve Yargıtayın borçlanma kapsamını sadece ev kadınlığı süreleriyle sınırlayan bozma kararları sonrası, bölge adliye mahkemesinin kısmen kabul yönündeki yeni hükmünün davalı kurum tarafından eksik araştırma gerekçesiyle tekrar temyiz edilmesiyle uyuşmazlık, yurt dışı ev kadınlığı sürelerinin borçlanılması ve ödenen bedelin bu sürelere karşılık gelip gelmediği hususunda yoğunlaşmaktadır.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1687 E., 2022/2185 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. İş MahkemesiSAYISI : 2018/376 E., 2019/5 K.Bölge Adliye Mahkemsince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; aksine Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin yurt dışında geçen çalışılan boşta geçen ve ev kadınlığı sürelerini borçlanma talebine karşılık davalı Kurum tarafından 20.6.1992-17.7.1994 tarihleri arasında 746 gün, 13.07.1995-21.08.1995 tarihleri arasında 37 gün, 17.07.1996-01.01.1998 tarihleri arasında 522 gün olmak üzere toplam 1305 günün borçlandırılmadığını bu sürenin günlük 21,65 TL üzerinden borçlanılabileceğinin tespiti ile 19.9.2018 tarihinde beyan usulü Kurum hesabına yatırılan 28.500,00 TL’nin bu 1305 gün yurt dışı borçlanma ödemesine karşılık geldiğinin tespitini talep etmiştir.II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurum vekili, davacı sigortalı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 18.01.2019 tarih, 2018/376 E., 2019/5/108 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2021 tarih, 2019/1853 E., 2021/2 K. Sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasatan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Davanın yasal dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir." düzenlemesine göre borçlanılan sürelerin sigortalının iradesine bırakılamayacağının belirgin olması karşısında davacının ancak yurtdışında geçen ev kadınlığı süresini borçlanabilmesi mümkün olduğundan, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir..." gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisine sunulan pasaport kayıtlarına göre, yurt dışında geçtiği anlaşılan bir kısım süreler nedeniyle, "1-Dairemizin önceki kararında kısmen direnilmesine;2-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,... 5. İş Mahkemesinin 2018/376 E., 2019/5 K. sayılı kararının kaldırılmasına,3-Davanın kısmen kabulü ilea) Davacının, yurt dışında ev kadını olarak geçirdiği, 25.07.1992-17.07.1994, 28.07.1996 -12.07.19 97... .08.1997-01.01.1998 tarihleri arası süreleri 3201 sayılı kanun kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine,b) Davacının, başvuru tarihinde geçerli olan günlük borçlanma bedeli üzerinden yaptığı 28.500,00 TL'nin, 1305 gün borçlanma bedeli karşılığı olduğunun tespitine,.." karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının davalı Kurum vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.09.2025 tarih, 2024/10-287 E., 2025/500K. sayılı kararı ile "... Bu hâli ile Bölge Adliye Mahkemesince direnme adı altında verilen kararın yeni delil ikamesi suretiyle bu delile de dayanılarak değişik gerekçe ile verilen ve Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni hüküm niteliğinde olduğu ..." gerekçesi ile yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının özel dairece incelenmesi kararı üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılacak yurt dışı ev kadınlığı sürelerinden borçlandırılmayan sürenin borçlanılabileceğinin tespiti ile ödenen 28.500,00TL’nin bu sürelere karşılık borçlanma ödemesi olarak kabulü istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.