Ticari satımdan kaynaklanan menfi tespit davasında, çek üzerindeki imza itirazı üzerine ilk derece mahkemesinin kabul kararı, Bölge Adliye Mahkemesince eksik bilirkişi incelemesi ve benzer ödenen çeklerin incelenmesi gerekliliği nedeniyle bozulmuştur.
Özet: Bu menfi tespit davası, davacının icra takibine konu 90.000 TLlik çekteki imzanın kendi yetkilisine ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini, takibin durdurulmasını ve kötü niyetli alacaklıya tazminat ödenmesini talep etmesine dayanmaktadır; davalı ise kendisinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, davacının aynı imzayı taşıyan başka çekleri ödemiş olduğunu ve bu davanın borçtan kurtulma çabası olduğunu savunmuştur, istinaf mahkemesi ise ilk kararı, bilirkişi raporunun imza incelemesinde başlangıç hareketlerinde benzerlik, bitiş ve ara kısımlarda farklılıklar tespit etmesi ancak davalının itiraz ettiği daha önce ödenen çeklerin asılları celp edilmeden eksik incelemeye dayalı olması nedeniyle kaldırarak daha kapsamlı bir adli tıp incelemesi yapılmasını gerekli görmüştür.

T.C.

İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/225 Esas
KARAR NO : 2026/68
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/08/2018
KARAR TARİHİ : 05/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında takibe konu olan bonodaki ...Bankası ... Şubesine ait 90.000,00 TL bedelli 20/05/2018 keşide tarihli ... keşide yerli çek üzerindeki imza müvekkili firma yetkilisine ait olmaması sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitini, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla girişilen takibin İİK 72. Maddesi uyarınca dosyaya yatan paranın öncelikle teminatsız aksi halde ise uygun görülecek teminat karşılığında sözde alacaklıya ödenmemesini, takibin öncelikle yetki yönünden iptalini, yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesini, Mahkemenin yetki konusunda aksi kanaatte ise diğer tüm deliller toplanıp esas hakkında karar verilinceye kadar dosyanın durdurulmasını veya İİK 72 maddesi mucibince paranın ödenmemesi yönünde ve açıkça kötü niyetli alacaklının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin takip alacaklısı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; İcra Dairesinin yetkisi kesinleştiğinden iş bu menfi tespit davasına iş bu Mahkemenin bakması gerektiğini, yetki itirazının reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, davacının borca itiraz nedenleri müvekkile karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı şirketin, takibin diğer tarafları ile hiçbir ticari münasebetinin olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin müvekkili ile bir ticari ilişkisinin olmamasının normal olduğunu, zira takip konusu çek müvekkili tarafından çekin lehdarı olan...Tic. Ltd. Şti'nden yapılan faturalı satış karşılığında alındığını, Davacı şirketin, takibin diğer borçlusu olan ... Şti 'nden satın aldığı temizlik ürünleri karşılığında takip konusu çek de dahil yaklaşık 10 adet çek verdiği öğrenildiğini, dolayısıyla davacının, takibin tarafları ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığı yönündeki iddiasını tamamen gerçek dışı olduğunu, yapılan araştırmalarda çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin piyasaya verdiği çekleri bu tür gerçek dışı iddialarla davalar açarak durdurmaya çalıştığını ve böylece borçtan kurtulmaya çalıştığını, davacı şirketin piyasaya aynı imza ile sürdüğü bir çok çeki ödediğini, ... tarihli ... seri nolu 80.000,00 TL bedelli çek ile ... tarihli ... seri nolu 90.000,00 TL bedelli çekler takip konusu çekle aynı imzayı taşımasına rağmen hiçbir imza itirazı yapılmaksızın bankaya ibraz anında ödendiğini, iş bu dava açılırken sunulan vekaletnamedeki imza ile takip konusu çekteki imzanın bire bir benzeştiğinin görüldüğünü, davacıya kesin süre verilerek dosya borcunun eksik kalan kısmının dosyaya depo edilmesini, aksi takdirde ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini, ön inceleme duruşmasının öne alınmasını, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, müvekkilinin mağduriyetine yol açan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İİK'nın 72.maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkememizin 05/11/2020 tarih,... esas ... karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili kararı istinaf yapmış, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 24/03/2023 tarih ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile "...İmza defi mutlak def olup herkese karşı ileri sürülebilir. İmza inkarı halinde imzanın senet boçrlusuna ait olduğunu ispat yükü alacaklıdadır. Somut uyuşmazlıkta; davalı vekili cevap dilekeçsinde ve aşamalardaki beyanlarında davacının davaya konu çekten önce 2 adet çeki ödediğini, çeklerdeki keşideci imzasının aynı olduğunu ileri sürmüş, çek bilgilerini bildirmiştir.... Şubesi'ne yazılan müzekkere cevabında da çeklerin ödendiği beliritlerek suretleri gönderilmiştir. Hükme esas alınan Adli Tıp Öğretim Üyesi bilirkişinin raporu incelendiğinde; "incelemeye esas belge ile mukayeseye esas belgeler karşılaştırıldığında başlangıç hareketlerinde benzerlikler, bitiş ve ara gramalarda farklılıklar olduğu.." belirtilmiştir. Bu durumda rapordaki bu tespit karşısında rapor bu aşamada hükme elverişli nitelikte olmadığı gibi mahkemece öncelikle davalının savunmasına konu çeklerin asıllarının temin edilebilmesi halinde asıllarının da celp edilerek davalının itirazları doğrultusunda ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı rapora göre itirazlar giderilmeden karar verilmesi yerinde görülmemiştir." bahisle kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'ne sevki ile dava konusu yapılan takip dayanağı ....Şubesi'nden verilme, keşidecisi ... Şti. olan ... numaralı 20/03/2018 tarihli 80.000,00 TL bedelli ve keşidecisi ... Taah. Ltd. Şti. olan ... numaralı 20/04/2018 tarihli 90.000,00 TL bedelli iki ayrı çek üzerindeki davacıya atfen atılı bulunan imzanın ve yazıların davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda hazırlanan 18/09/2025 tarihli raporda; İnceleme konusu çeklerin ön yüzünde bulunan keşideci imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu, inceleme konusu çeklerin ön yüzünde bulunan yazılar ...'a huzurda yazdırılmadığından yazılar hususunda bir değerlendirme yapılamadığı bildirilmiştir.
18/09/2025 tarihli ATK raporunun usul ve yasaya uygun olması ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması, bono aslı üzerinde doğrudan inceleme yapılması, belge asıllarının tamamının dosyaya kazandırılmış olması sebebiyle bilirkişi raporuna karşı itirazların reddi ile dosyaya daha önce gramofoloji uzmanı bilirkişi ... tarafından sunulan bilirkişi raporunun belge fotokopileri üzerinden yapılan bir inceleme sonucu hazırlanmış olması, bono fotokopisi üzerinden yapılan incelemenin Yargıtay içtihatları ışığında hükme esas alınamayacağı ve bu bağlamda belge fotokopileri üzerinden yapılan bir inceleme ile belge asılları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan ATK raporunun muhteviyatı itibariyle çelişki arz edemeyeceği kanaatiyle tekrar bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas... Karar ... Esas ... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-...K sayılı kararı)
Somut olayda yukarıda değinilen usul hükümleri ile içtihatlar ışığında dayanılan vakıalara göre ispat külfeti davalı alacaklı tarafta olup davalı alacaklı keşidecisi ... Ltd. Şti. olan ... numaralı 20/04/2018 tarihli 90.000,00 TL bedelli çeke dayalı alacağının varlığını ispatla mükelleftir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve çek üzerindeki imzanın sahte olduğu iddiasına ilişkin olarak düzenlenen 18/09/2025 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi raporu ile keşidecisi ... Şti. olan ... numaralı 20/04/2018 tarihli 90.000,00 TL bedelli çek üzerindeki imzanın ...'ın eli ürünü olduğu olduğu tespit edilmiş, bu bağlamda yukarıda izah edildiği üzere daha önce gramofoloji uzmanı bilirkişi... tarafından sunulan bilirkişi raporunun belge fotokopileri üzerinden yapılan bir inceleme sonucu hazırlanmış olması, bono fotokopisi üzerinden yapılan incelemenin Yargıtay içtihatları ışığında hükme esas alınamayacağı ve bu bağlamda belge fotokopileri üzerinden yapılan bir inceleme ile belge asılları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan ATK raporunun muhteviyatı itibariyle çelişki arz edemeyeceği değerlendirilerek 18/09/2025 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi raporunun gerekçeli olması, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması hususları gözetilerek anılan ATK raporu itibar edilmiş ve davalı alacaklı tarafça imza inkarının haksız olduğu dolayısıyla alacak iddiası ispat edilmiş olmasına karşın davacı borçlu tarafça aksi ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması nedenleriyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile 90.000,00-TL'nin %20'si oranında 18.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile 90.000,00-TL'nin %20'si oranında 18.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-İhtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin İİK'nın 72/4. Maddesinde düzenlenen "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar." amir hükmü uyarınca kabulü ile, Mahkememizin 04/09/2018 tarih, ... Esas sayılı ihtiyati tedbir kararının Mahkememiz kararının kaldırılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.536,98-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 804,98-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça peşin yapılan 290,15-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.05/02/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*