Murisin vasiyetname tarihindeki tasarruf ehliyeti tartışması üzerine açılan vasiyetnamenin iptali davasının tüm yargı kademelerince reddedilmesi.
Özet: Davacı tarafından, dedenin vasiyetname düzenlediği tarihte bunama ve unutkanlık nedeniyle tasarruf ehliyetine sahip olmadığı iddiasıyla açılan vasiyetnamenin iptali davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, Adli Tıp Kurumu raporları ışığında murisin vasiyetname tarihinde tasarruf ehliyetinin bulunduğu ve vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; temyiz incelemesi sonucunda yüksek mahkeme de bu kararların usul ve yasaya uygun olduğunu tespit ederek bölge adliye mahkemesinin kararını onamıştır.
7. Hukuk Dairesi         2024/1337 E.  ,  2024/5901 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/887 E., 2024/120 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/19 E., 2022/70 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların murisi ...'ın 29.07.2018 tarihinde öldüğünü, murisin Denizli .... Noterliğinin 14.07.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetnamesini düzenlettiğini, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte müvekkilinin iki yaşında olduğunu ve mirastan mahrum edilmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığını, murisin sağlığında dedesi olarak müvekkile düşkün olduğunu, murisin geçirdiği rahatsızlıklar nedeniyle bunama ve unutkanlık yaşadığını, bu nedenle vasiyetname tarihinde tasarruf ehliyetine sahip olmadan vasiyetnamenin düzenlenmiş olduğunu ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin murisin tasarruf ehliyetine sahip olmadığı dönemde düzenlendiği iddisının doğru olmadığını, vasiyetname düzenlenmeden birkaç saat önce resmi kurum tarafından verilmiş olan heyet raporu esas alınarak vasiyetin tanzim edildiğini ve geçerli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2022 tarihli ve 2019/19 Esas, 2022/70 Karar sayılı kararı ile "...Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin 19.11.2021 tarihli raporunda, murisin işlem tarihinde ...kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığının belirtildiği... tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, vasiyetname tanzim tarihinde murisin iradesinin sakatlandığı ve vasiyetnamenin iptaline dair taleplerinin sübut bulmadığı..." gerekçesiyle "... davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ve 2022/887 Esas, 2024/120 Karar sayılı kararı ile "...vasiyetnamenin kanuni şekil bakımından geçerli olduğu ve noter senedinin sahte olduğuna dair bir iddia ve ispatın bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun "...esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. İlk Derece Mahkemesi tarafından vasiyetnamenin şekil şartlarına ilişkin değerlendirmenin yanlış yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince de bu hususun değerlendirilmediğini,
b. Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporun, dosyaya ibraz edilen belgelerle ve tanık anlatımları ile örtüşmediğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.