Mirastan mal kaçırma ve muvazaa iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, mirasbırakanın taşınmaz devrinin muvazaa yönünden yeterince araştırılmaması nedeniyle ilk derece mahkeme kararının eksik inceleme gerekçesiyle bozulması.
Özet: Davacı, mirasbırakan annesinin otel vasfındaki taşınmazını, mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak önce üçüncü şahsa, ardından kardeşleri olan davalılara devrettiğini iddia ederek tapu iptali ve tescil talep etmiş; davalılar ise annelerinin taşınmazı davacının borçları yüzünden sattığını ve kendilerinin taşınmazı yüksek bedelle üçüncü şahıstan satın aldıklarını savunmuş; ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermişse de, bölge adliye mahkemesi, mirasbırakanın iradesi, tarafların ekonomik durumları, mirasbırakanın tüm mal varlığı ve bağışları gibi kritik hususlarda eksik araştırma yapıldığı ve eksik harç alındığı gerekçesiyle kararı kaldırarak daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1964 E., 2024/1412 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/325 E., 2023/278 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; mirasbırakan annesi .........'in maliki olduğu 3 51... parsel sayılı, yıllarca otel olarak kullanılan ve faaliyet gösteren taşınmazını 15.04.1997 tarihinde satış göstermek yolu ile ... isimli üçüncü şahsa devrettiğini, onun tarafından da taşınmazın yine satış yolu ile 17.10.1997 tarihinde eşit paylarla davalı kardeşleri ............ ve ...'e temlik edildiğini, ara malik kullanılmak suretiyle yapılan ilk işlemin ve ara malik tarafından gerçekleştirilen ikinci işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, daha sonra taşınmazın davalılar ... ve ... tarafından 11.09.1998 tarihinde kat irtifakı kurularak kat mülkiyetine çevrildiğini, taşınmazdaki 1, 3 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin ... adına; 2, 4 ve 5 nolu bağımsız bölümlerin ise ... adına kaydedildiğini, taşınmaz üzerinde zeminde mağaza ve 4 katlı apartman meydana geldiğini, öncesinde taşınmazın tarafların babaları...tarafından 13.05.1965 tarihinde satın alındığını ve muris eşi ...e bakma akdi ile 09.08.1982 tarihinde devredildiğini, sonra da muris ...tarafından ara malik kullanmak suretiyle davalılara devredildiğini, davalıların alım güçleri bulunmadığı gibi murisin de devir için geçerli bir sebebinin olmadığını ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, murisin dava konusu taşınmazın satışından elde ettiği paranın büyük bir kısmını, o tarihte ekonomik olarak borca batık olan, bu nedenle haciz ve hapis baskısı altında bulunan davacının kendi üzerinde kurduğu manevi baskı nedeniyle, borçların ödenmesi amacı ile bizzat oğlu davacı ...'e verdiğini, kalan parayı da kendisinin ve müteveffa eşinin hayrı için çeşitli kişi ve kurumlara verdiğini, murisin bu satış yapıldığı sırada 63 yaşında sağlıklı ve aklı başında olarak yaşadığı durumu anlattığını ve dava konusu taşınmazı bizzat davacının yoğun manevi baskısı ve zorda kalan evladını içinde bulunduğu durumdan kurtarmak amacıyla sattığını söylediğini, murisin davacı oğlunun borçları yüzünden alacaklı olduğunu belirten kişilerce rahatsız edildiğini de beyan ettiğini, murisin, kararlarını kendisi alan, telkin ve yönlendirme ile hareket etmeyen bir kişiliğe sahip olduğunu, davacı tarafça emanetçi malik olarak nitelendirilen ...'e yapılan satış işleminin, davalılar tarafından öğrenildikten sonra uzun uğraşlar sonucu ata malı olarak gördükleri taşınmazı ...'den kendisine kar vererek yüksek bir bedelle satın aldıklarını, o tarihte her iki davalının da dava konusu taşınmazı satın alacak maddi güç ve birikimi olduğunu, ortada mal kaçırma kastı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 17.05.2021 tarihli ve 2018/457 E., 2021/306 K. sayılı kararı ile; yapılan devirlerin muvazaalı olup davacıdan mal kaçırma amaçlı olduğuna ilişkin iddianın sübut bulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/1995 E., 2022/1045 K. sayılı kararı ile; "...davalı savunmaları üzerinde durulması, mirasbırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır ve taşınmaz mal ile hakların araştırılması, tapu kayıtları, resmi akitler var ise icra dosyaları ve öteki delil ve belgelerin ilgili mercilerden getirtilmesi, davalıların devir tarihleri itibariyle ekonomik durumlarının titizlikle araştırılması, davacının hakkında yapıldığı söylenen icra dosyalarının araştırılarak celbi, murisin Spastik Çocuklar Rehabilitasyon Merkezi yapımı için yapmış olduğu bağışlar ve var ise başka hayır bağışlarının ilgili kurumlardan sorularak bağış tarihi ile taşınmazın devir tarihinin değerlendirilmesi, yapılan bağışın taşınmaz satışından elde edilen para ile yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılması, daha önce dinlenen taraf tanıklarının yeniden dinlenmesi suretiyle mirasbırakanın iradesinin tespiti, muris adına kayıtlı tüm taşınmaz bilgilerinin ilgili tapu sicil müdürlüklerinden celbi ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma neticesinde karar verilmiş olması doğru görülmediği gibi dava konusu taşınmazlarda davacının hisse değeri olan 508.333,33 TL üzerinden 34.724,36 TL harç alınması gerekirken eksik harç alınması da hatalıdır" gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, dosya kapsamına alınan delillere göre murisin ölümünden sonra bu satışa ilişkin terekesinde herhangi bir paranın çıkmadığı, davalıların satış bedelinin, "bir kısmının davacının borçları için harcandığı ve bir kısmının da bağış yapıldığı" savunmasının ispatlanamadığı, davalıların bayii olan önceki malikin tanık olarak vermiş olduğu beyanında; "...taşınmazı eşim satın almaya karar vermiş, o sıralarda bizim kendimize ait, yani bana ait satılacak taşınmazımız vardı, eşim oradan gelen parayı düşünerek almayı kabul etmiş, ...teyzeden dava konusu taşınmazın tapusunu ben aldım, benim almamın sebebi, satılacak olan yerin bana ait olmasıdır, taşınmaz benim üzerimde bir süre durdu, ne kadar olduğunu hatırlamıyorum, bizim satacağımız yer satılmadı, yani satamadık, bu nedenle eşim durumu ... beye anlatmış, biz de taşınmazı iade etmeye karar verdik..." şeklinde ifadede bulunduğu, davacı tanıklarından bazılarının, taşınmazın ...'e satıldığını öğrenince ikna ederek o kişiden satın aldık şeklindeki bu kişinin beyanları ile çelişen beyanlarda bulundukları, yine davacı tanıkları gibi davalı tanıklarının da muris ve davalılar ile davacının arasının taşınmazın satışından çok öncesinden beri iyi olmadığı ve hatta murisin kendisine mal bırakmak istemediği şeklinde beyanda bulundukları, taşınmazın satış tarihi itibari ile davalıların taşınmazın bedeline göre alım güçlerinin olmadığı, yapılan devirin muvazaalı olup iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her iki tarafa eşit mesafede yakınlığı bulunan tanıkların, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacının bulunmadığı, murisin taşınmazı satacağından ya da sattığından bahsetmediği, murisin davacı ile dargın olduğu, hiç görüşmediği, ona kızgın olduğu, dava konusu taşınmazı davalılara devredebilmek için önce ara maliklere devrederek muvazaalı devir yapmayı amaçladığı, ne davalılar ile ne de maliklerle muris arasında para alışverişi bulunmadığı, murisin banka hesabına yatırılan bir paranın da olmadığı, keza ara malik olan ...'in zaten murise para veremediklerini beyan etmesi karşısında yapılan her iki devrin de muvazaalı olduğu, murisin davacıya olan kızgınlığı nedeniyle mirastan mahrum bırakmak amacıyla taşınmazı devrettiği, davanın kabulüne ilişkin verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili temyiz dilekçesi ile; cevap dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdükleri iddialarını yineleyip davacının borçları nedeniyle taşınmazın satılmasının, taşınmaz satış sözleşmesinin yapılması bakımından makul, mantıklı ve haklı bir sebep olduğunu, davalıların alım güçlerinin bulunduğunu, muris muvazaası şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, dahili davalı ile müvekkilleri arasındaki para akışının elden gerçekleştirildiğini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1934 doğumlu mirasbırakan ...in 08.08.2018 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu ...ile davalı çocukları ... ve ...'in kaldıkları, çekişme konusu 95 parsel sayılı taşınmaz öncesinde tarafların babası kök muris ...adına kayıtlı iken 09.08.1982 tarihinde ölünceye kadar bakım akdi ile mirasbırakan eşi ...'ye devrettiği, onun tarafından da 15.04.1997 tarihinde satış yoluyla aşamada davaya dahil edilen ara malik ... isimli şahsa temlik edildiği, ...ün ise çekişmeli taşınmazı 17.10.1997 tarihli satış işlemi ile ve eşit paylarla davalılar ... ve ...'a devrettiği, taşınmazın 11.09.1998 tarihinde kat mülkiyetine çevrildiği ve 1, 3, 6 nolu bağımsız bölümlerin davalı ..., 2, 4, 5 nolu bağımsız bölümlerin ise davalı ... adına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 26.024,24 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.