Alacaklının yükleniciden olan alacağı sebebiyle, müteahhidin arsa sahiplerinden hak ettiği bağımsız bölümlerin tescili davasında harç hatası nedeniyle verilen açılmamış sayılma kararının bozulması.
Özet: Bir alacaklının, müteahhit borçlusunun arsa sahiplerinden kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında hak ettiği bağımsız bölümlerin kendi adına tescil edilmesini İİK 94. maddesi uyarınca talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin harç eksikliği nedeniyle davayı açılmamış saymasına yönelik kararı, üst mahkemece, davacının alacağını karşılayacak miktardaki bağımsız bölümlerin güncel değeri üzerinden harcın tamamlatılması gerekirken, müteahhidin tüm haklarına ilişkin değeri esas almanın hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuş ve yargılama, davacının tercih edeceği bağımsız bölümlerin belirlenmesi yönünde devam etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2024/3730 E.  ,  2025/4000 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/362 E., 2024/138 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yüklenici ...'nın müvekkiline olan borcu nedeniyle Kayseri 7. İcra Dairesinin 2017/6653 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı-borçlu ... ile diğer davalılar arasında imzalanan .... Noterliğinin 26.11.2007 tarih ve ... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre; ... Mahallesi 2859 ada, 5 parseldeki yapının tamamı ve 2860 ada, 9 parselde mevcut taşınmazdaki dairelerden 6 tanesinin yüklenici konumundaki ...'ya yaptığı işin karşılığında verileceğini, ancak mevcut durumda inşaat tamamlanmış olmasına rağmen davalıya ait olan dairelerin adına tescil edilmediğini, .... İcra Dairesinin 2017/6653 Esas sayılı dosyasından borçlunun yaptığı inşaatın bedeli olarak arsa sahiplerinden alması gereken mesken ve dükkan vasıflı bağımsız bölümlerin borçlu adına tescili için dava açmak üzere İİK'nın 94. maddesi gereğince yetki belgesi alındığını belirterek, sözleşme gereği yüklenici adına tescil edilmesi gereken ancak tescilden kaçınılan taşınmazların yüklenici ... adına tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ... cevap dilekçesinde; davanın İİK 94/2 maddesine dayanılarak açıldığını, dava şartlarının oluşmadığını, diğer davalı olan borçlu yüklenici ile arsa sahipleri arasında başka yapılan anlaşmaların da mevcut olduğunu, kendi üzerlerine düşen edimleri yerine getirdiklerini, yüklenicinin gösterdiği kişilere ona düşen taşınmazların devredildiğini, müteahhit ... kendi üzerine düşen edimini ifâ etmediğinden arsa sahiplerinden talepte bulunmaya hak kazanmadığını, kendilerine verilmesi gereken 58 59... , 7, 8 nolu parseller üzerine yapılan binadaki 21 adet daire ve 480 m² dükkanın taraflarına teslim edilmediğini, teslim edilmesi gereken dairelerin halen teslim edilmediğini, müteahhitle anlaşarak muvazaalı devir yapmalarının kesinlikle söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... cevap dilekçesinde; davanın İİK 94/2 maddesine dayanılarak açıldığını, dava şartlarının oluşmadığını, diğer davalı olan borçlu yüklenici ile arsa sahipleri arasında başka yapılan anlaşmaların da mevcut olduğunu, kendi üzerlerine düşen edimleri yerine getirdiklerini, yüklenicinin gösterdiği kişilere ona düşen taşınmazların devredildiğini, müteahhit ... kendi üzerine düşen edimini ifâ etmediğinden arsa sahiplerinden talepte bulunmaya hak kazanmadığını, kendilerine verilmesi gereken 58 59... , 7, 8 nolu parseller üzerine yapılan binadaki 21 adet daire ve 480 m² dükkanın taraflarına teslim edilmediğini, teslim edilmesi gereken dairelerin halen teslim edilmediğini, müteahhitle anlaşarak muvazaalı devir yapmalarının kesinlikle söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli kararı ile tamamlama harcının yatırılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, 18.01.2022 tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın HMK’nın 150. maddesi uyarınca 19.04.2022 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, yargılamada yapılan keşif neticesi alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak, davacının alacaklı olduğu miktarın ve ayrıca yüklenici davalı ... adına tesciline karar verilecek bağımsız bölümlerin karar tarihine en yakın tarih itibariyle değerlerinin belirlenip davacının alacağını karşılayacak oranda hesaplanacak bedel üzerinden harcın tamamlatılması gerekirken, yüklenicinin hak ettiği tüm taşınmazların dava tarihindeki değerleri üzerinden harcın tamamlanmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, davacı vekilinin güncel kapak hesabına göre harcı tamamladığı, taraflarca akdedilen arsa sözleşme hükümleri kapsamında yükleniciye verilecek bağımsız bölümlerden davacı tarafın tercih hakkına ilişkin talebi de değerlendirilmek suretiyle yüklenicinin halihazırda hak kazandığı dört adet bağımsız bölümün davalı yüklenici adına İİK'nın 94. maddesi gereğince tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
İcra takip dosyasındaki borç miktarının tamamının tahsili için tüm taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tamamlanan harç üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda da tüm taşınmazlar yönünden tapu iptal tescil kararı verilmesi gerektiğinin kanaat edildiğini beyan etmektedir.
2.Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
a.Dava konusu uyuşmazlıkta İİK 94/2 maddesindeki yasal koşulların oluşmadığını, borçluya ait bir ayni hakkın bulunmadığını, müvekkillerinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen davalı yüklenici edimini yerine getirmediği için tapu iptal tescili de hak etmediğini, müvekkillerinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ek sözleşme ile davalı yükleniciye iyi niyetli olarak üç bağımsız bölüm tapusunu devrettiklerini,
b.İcra takibindeki borç miktarı ile tapuları devredilen bağımsız bölümlerin değerleri arasında orantısızlık olduğunu,
c.Yargılama giderlerinin davalı arsa maliklerine yükletilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı yüklenicinin sebebiyet verdiği davanın yargılama giderlerine davalı yüklenicinin katlanması gerektiğini beyan etmektedir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a.İcra takip dosyasındaki borç miktarının tapunun iptalini ve müvekkili adına tescilini gerektirir mahiyette yüksek olmadığını, sözleşme hükümlerine göre tapu devrine hak kazanılması için gereken şartların gerçekleşmediğini, iskân ruhsatı alınamadığı gibi bazı bölümler için kat irtifakı tapularının da alınamadığını,
b.Mahkemece yargılamadaki usule ilişkin ve bilirkişi raporlarına karşı ileri sürülen itirazların değerlendirilmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK'nın 94. maddesi gereğince verilen yetkiye dayalı olarak açılan, yüklenicinin arsa sahibinden hak ettiği ancak tapuda adına intikal ettirilmemiş taşınmazlardan, tahsil tarihi itibariyle icra dosyası alacağını karşılayacak miktarda bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ve yüklenici adına tescili istemine ilişkindir.
1. Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olmaması hükmü yer almaktadır.
HGK'nın 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas, 2010-108 Karar sayılı kararında da; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur” ifadesine yer verilmiştir. Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm kısmı ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması, yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Mahkemece, gerekçeli kararda; ".... Noterliğinin 23.12.2016 tarihli ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde .... Noterliğinden düzenlenmiş 26.11.20 07... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vadi Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Ek Sözleşme 2. maddesine göre 28 60... parseldeki 6 adet dairenin müteahhit ...'ya ait olacağının kararlaştırıldığı, 3. maddeye göre arsa sahiplerinin iyi niyetlerinin tezahürü olarak 28 60... parseldeki dairenin iki tanesini müteahhit ...'ya hemen devredecekleri,.., kalan dört daireden bir tanesini daha resmi işlemler sonuçlanmasa dahi müteahhide verecekleri, kalan üç dairenin ise her türlü resmi muameleler yapılıp ruhsatları da alındıktan sonra tüm resmi ve gayriresmi borçları ödendikten sonra verileceğinin kararlaştırıldığı, davacı vekilinin güncel kapak hesabına göre harcı tamamladığı, yükleniciye verilecek bağımsız bölümlerden davacı tarafın tercih hakkına ilişkin talebi de değerlendirilmek suretiyle, yüklenicinin hali hazırda hak kazandığı en fazla üç adet bağımsız bölümün tesciline karar verilmesi gerekirken sehven dört adet bağımsız bölümün davalı yüklenici adına İİK'nun 94. maddesi gereğince tesciline dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir" denmiştir. Mahkemece kısa kararda dava konusu Kayseri ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 28 60... parselde 5, 3, 16... nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile davalı yüklenici adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğinden bahisle gerekçeli kararda da bu ifadeye yer verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerek görülmemiştir.
VII. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, bir kısım davalılar vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davacı ve davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.