Mirasçıların murisleri tarafından vakfa cami ve kur’an kursu yapılması şartıyla bağışlanan taşınmazın iptali davasında, kesin hüküm ve taraf ehliyeti eksikliği gerekçeli usulden ret kararının Bölge Adliye Mahkemesince bozulup yeniden incelenmesine hükmedilmiştir.
Özet: Davacılar, murislerinin cami ve kuran kursu yapılması şartıyla davalı vakfa bağışladığı taşınmazın, şartın yerine getirilmediği ve haksız gelir elde edildiği gerekçesiyle bağışın iptali ve adlarına tescili için dava açmış, davalı vakıf ise bağışın amacına uygun kullanıldığını, kesin hüküm bulunduğunu ve mirasçıların dava hakkı olmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi daha önce kesinleşen dava nedeniyle usulden red kararı vermiş, ancak istinaf mahkemesi tüm mirasçıların davaya dahil edilmemesi nedeniyle taraf ehliyeti eksikliği bulunduğunu ve kesin hükümden önce bu hususun incelenmesi gerektiğini belirterek kararı kaldırmış, bunun üzerine ilk derece mahkemesi dava şartı yokluğundan davanın tekrar usulden reddine karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/4690 E.  ,  2025/4516 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/197 E., 2025/1525 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/311 E., 2023/335 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacıların murisi ...’in 10.01.1979 tarihinde dini amaç ve iyi niyetle, ... mevkiinde bulunan 20.000 m² taşınmazın 2000/20000 hissesini ve ... köyündeki 1115 parsel sayılı taşınmazını, üzerine cami ve Kur’an kursu yapılması şartıyla bedelsiz olarak davalı Vakfa bağışladığını ancak davalı Vakfın bu şartı yerine getirmeyip taşınmazı kiraya vererek haksız gelir elde ettiğini, böylece bağış amacına aykırı davrandığını, davacıların 05.05.2021 tarihinde davalı Vakfa yaptıkları başvuruya olumsuz yanıt aldıklarını, şartlı bağış hükümlerine aykırı bu durumun giderilmesi gerektiğini, bu nedenle davaya konu ... mevkii 940 parseldeki taşınmazın davalı Vakfa yapılan bağışının iptali ile davacı mirasçılar adına tesciline ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Vakıf vekili cevap dilekçesi ile; davacıların murisi ...’in 1979 yılında dava konusu taşınmazı, ............. köyünde yapılacak cami inşaatına harcanmak üzere satılması şartıyla müvekkil Vakfa bağışladığını ancak bağışçı tarafından daha sonra aynı konuda iki ayrı dava açıldığını, bu davaların reddedilerek Yargıtayca onandığını, dolayısıyla davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca davacıların dava açma hakkının bulunmadığını, zira bağıştan rücu hakkının şahsa sıkı suretle bağlı olup mirasçılara geçmeyeceğini, bağışlayanın ölümünden itibaren TBK m. 297 uyarınca bir yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğunu, vakfın kamuya yararlı nitelikte olduğunu, taşınmazdan elde edilen gelirlerin cami ve Kur’an kursu gibi bağış amacına uygun işlerde kullanıldığını, bu nedenle şartın fiilen yerine getirilmiş sayılması gerektiğini, bir an için davacılar haklı bulunsa dahi vakfın taşınmaz üzerine yaptığı inşaat ve diğer giderlerin kendisine ödenmesi gerektiğini beyan ederek haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara Batı 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.04.2022 tarihli 2021/570 Esas, 2022/224 Karar sayılı kararı ile; davacıların murisi ... tarafından davalı ... Vakfına cami ve Kur’an kursu yapılmak şartıyla bağışlanan ... köyündeki taşınmazlara ilişkin olarak aynı taraflar arasında daha önce Sincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/298 Esas, 2001/795 Karar sayılı dosyasında aynı taleplerle açılmış davanın reddedildiği ve kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, davanın konusu ve taraflarının önceki dava ile aynı olması sebebiyle, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-i maddesi uyarınca dava şartı yokluğu bulunduğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İLK İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 29.03.2023 tarihli 2022/1298 Esas, 2023/730 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakan ...’in 1990 yılında vefatıyla terekesinin el birliği mülkiyetine tabi hale geldiği, davacılar dışında başka mirasçıların da bulunduğu, bu nedenle terekeye ilişkin davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği (TMK m.640), eldeki davada ise bazı mirasçıların davaya dahil edilmemesi nedeniyle tereke adına açılmış bir dava bulunmadığı, bu haliyle miras payları oranında açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı sonucuna varıldığı, ayrıca aynı taraflar ve aynı hukuki sebebe dayalı olarak Sincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/298 Esas, 2001/795 Karar sayılı dosyasında açılan davanın reddedilerek Yargıtay tarafından onandığı ve bu kararın kesin hüküm teşkil ettiği ancak dava şartlarının değerlendirilmesinde öncelikle taraf ehliyetine ilişkin unsurların incelenmesi gerektiği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesinin doğrudan kesin hüküm yönünden karar vermesinin usulüne uygun olmadığı, bu nedenle davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava şartlarına ilişkin değerlendirmenin yeniden yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
V. İKİNCİ İSTİNAF
Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.2023 tarihli 2023/311 Esas, 2023/335 Karar sayılı kararı ile; HMK’nın 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 22.05.2025 tarihli 2024/197 Esas, 2025/1525 Karar sayılı kararı ile; kaldırma kararı sonrasında Mahkeme kararına yönelik olarak vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından davacının istinaf başvurusunu 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddetmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; dava konusu 940 parseldeki 2000/20000 hissesini, dini inancı doğrultusunda cami ve Kur’an kursu yapılması şartıyla bedelsiz olarak davalı ... Vakfına bağışladığını, davalının murisin dini inancına ve bağış amacına aykırı davranışlarının zamanaşımı ile korunamayacağını, benzer şekilde murisin Yenimahalledeki taşınmazına ilişkin bağışın da aynı şartlarla yapıldığını, bu bağışa ilişkin davada Mahkemece iptal kararı verilmesine rağmen, aynı nitelikteki Sincan taşınmazı yönünden farklı karar verilmesinin hukuki güveni zedelediğini, ayrıca murisin eşi ve dört çocuğunun mirasçı olduğunu, eşi vefat edince miras payının çocuklara geçtiğini, mirasçılardan ... ...’in 25.08.2020 tarihinde vefat ettiğini ve Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.12.2020 tarih, 2020/454-452 sayılı kararıyla mirasçılarının mirası reddettiklerini, bu durumda terekeye mümessil atanmasına gerek bulunmadığını, sonuç olarak Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının kaldırılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin esastan reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1990/577 Esas ve 1990/542 Karar sayılı ilamına göre muris ...'in 28.04.1990 tarihinde vefatıyla geriye mirasçı olarak anne...ile çocukları ..., ... ...in mirasçı olarak kaldıkları, anne...ve oğlu ... ...'in sonradan vefat ettiği, ... ...'ın 25.08.2020 yılında vefatıyla geriye mirasçı olarak eşi ...ve çocukları ...ve ...in mirasçı olarak kaldığı, murisin adına kayıtlı 940 parseli 30.01.1979 tarihinde davalı Vakfa bağışladığı, 940 parselin imar ile 4 32... , 14... parsele dönüştüğü, muris tarafından Sincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/113 Esas ve 1988/312 Karar sayılı ilamı ile bağış şartlarına uyulmadığından bahisle iptal ve tescil davasının açıldığı ve esasının incelenerek reddedildiği, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1989/213 Esas ve 1989/2271 Karar sayılı ilamıyla kararın onandığı, daha sonra mirasçıların tamamının yer aldığı Sincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/298 Esas ve 2001/795 Karar sayılı ilamı ile bağış şartlarına uyulmadığından bahisle iptal ve tescil davasının açıldığı, davanın hak düşürücü süre geçtiğinden reddedildiği, kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2002/4282 Esas ve 2002/5098 Karar sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.