İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında davalının pasif husumet, işverenlik, önceki karar bağlayıcılığı ve maluliyet oranı temyiz incelemesi.
Özet: İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü ve bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararları sonrasında davalı vekili, temyiz dilekçesinde müvekkil şirket ile davacı arasında iş hukuku ilişkisi bulunmadığını, şirketin pasif husumetinin olmadığını, dolayısıyla işveren sıfatıyla sorumluluğunun doğmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca, müvekkilin feri müdahil olduğu önceki bir kararın kesin hüküm teşkil etmediğini ve davacının maluliyet oranının eksik incelendiğini savunarak bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1597 E., 2023/1907 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 10. İş MahkemesiSAYISI : 2019/417 E., 2021/395 K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili özetle iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğradığından bahisle 393.868,18 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkil şirket yönünden kusur izafe edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacı ile müvekkil şirket arasında iş hukuku bağlamında herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirket bakımından pasif husumetin mevcut olmadığını ve davanın bu sebeple reddi gerekirken aksi yönde hüküm kurulduğunu, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmasına rağmen istinaf taleplerinin reddedildiğini, bu suretle hukuka aykırı ve haksız Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin, dava konusu olay ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde işin sevk ve idaresini üstlenmediğini, davacı üzerinde işveren sıfatından kaynaklanan talimat, denetim ve gözetim yetkisini haiz olmadığını, bu itibarla iş hukuku anlamında asıl işveren-alt işveren ilişkisine vücut verecek hukuki ve fiili koşulların somut olayda gerçekleşmediğini, dolayısıyla müvekkil şirketin üst işveren olarak tanımlanmasının mümkün olmadığını, kaldı ki tüm yargılama süreci boyunca davacı tarafça, işvereni olduğunu iddia ettiği şirket ile müvekkil şirket arasında herhangi bir hukuki ilişkinin bulunduğunu ortaya koyan belge ve delilin dava dilekçesi ekinde sunulmadığını, bu yönüyle iddianın ispata elverişli somut vakıa ve delillerle desteklenmediğini, ispat yükünün davacı üzerinde bulunmasına rağmen bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, dolayısıyla müvekkil şirket bakımından pasif husumetin varlığından söz edilemeyeceğini, diğer yandan davacı tarafça aynı kazaya ilişkin olarak daha önce Bakırköy 31. İş Mahkemesinin 2013/49 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama ve bu yargılama neticesinde verilen 20.04.2015 tarih ve 2015/120 Karar sayılı kararın delil olarak bildirildiğini ve anılan kararda müvekkil şirketin üst işveren olduğuna hükmedilmiş ise de, söz konusu yargılamada müvekkil şirketin feri müdahil sıfatıyla yer aldığı, bu sıfatı nedeniyle yargılama sonunda verilen kararı tek başına temyiz etmesinin usul kuralları gereği mümkün olmadığı, bu sebeple anılan kararın müvekkil şirket yönünden kesin hüküm teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği, aksi yöndeki bir değerlendirmenin savunma hakkının yok sayılması sonucunu doğuracağı, buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun nazara alınmadığı, dolayısıyla müvekkil şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmayan bir karar esas alınarak hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini, yerel mahkemece davacının maluliyet oranının tespitine yönelik herhangi bir inceleme yaptırılmadığını, bu suretle maluliyet olgusunun belirlenmeden hüküm tesis edildiğini, kararın bu yönüyle eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, buna rağmen istinaf incelemesini yapan Yüksek Mahkemece de bu hususun gözetilmediğini, eksik inceleme giderilmeden istinaf başvurularının reddedildiğini, maluliyet oranı belirlenmeden kurulan hükmün hukuki denetime elverişli olmadığını ve usul ile yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacı yan lehine kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş ise de, tazminat hesabında hem asgari ücret artış oranlarının dikkate alınmış olmasının hem de ayrıca kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin davacı lehine mükerrer bir artış sonucunu doğurduğunu, bu durumun tazminat hukukunun giderim amacını aşarak hakkaniyet ilkesine aykırı bir sonuç yarattığını, bu şekilde hüküm tesis edilmesinin davacının zenginleşmesine yol açtığını ve bu nedenle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket yönünden davacı taleplerinin zamanaşımına uğramış bulunduğunu, yargılamanın tüm aşamalarında süresi içerisinde ve açık şekilde ileri sürülen zamanaşımı itirazlarına rağmen bu itirazların yerel mahkemece hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, zamanaşımına uğramış talepler hakkında esasa girilerek hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bu yönüyle kararın hukuki denetime elverişli bulunmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamından, temyiz incelemesine konu eldeki davayı açmadan önce aynı davacı sigortalının aynı 10.07.2010 tarihli iş kazasından dolayı asıl işveren ... ile kendi işvereni ... Konut şirketine karşı bir dava açtığı, o dava dosyasında 128.937,00 TL maddi tazminat talep ettiği, manevi tazminat talebi bulunmadığı, anılan davanın eldeki dava dosyasının davalısı ... Pro. Yön. A.Ş. şirketine ihbar olunduğu, ... şirketinin feri müdahil olarak davalıların yanında davaya katıldığı, mahkemesince kazanın meydana gelişinde ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.’nin kusuru bulunmadığı, davacının %20, diğer davalı ... konut şirketinin %50, feri müdahil olan ... Pro. Yön. A.Ş.'nin %30 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle, davalı ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalı ... konut şirketi yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, anılan dosyada verilen kararın taraflara 2015 yılında tebliğ edildiği, kanun yoluna başvurulmadığı, ancak mahkemesince kesinleşme şerhi de düzenlemediği, aynı davacının 31.12.2019 tarihinde bu kez temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasını ... Pro. Yön. A.Ş.'ne karşı açarak 393.868,18 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, mahkemece davacının iş kazası nedeniyle %16,00 oranında iş göremezliğe uğradığı, yeni bir kusur raporu alınmadığı, ilk açılan dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporu doğrultusunda düzenlenen hesap raporuna itibar edilerek davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.Bilindiği üzere, hukukumuzda davaya müdahale (katılma) iki türlü olup; bunlar asli müdahale ve fer’i müdahale olarak adlandırılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) “Asli Müdahale” başlıklı 65. maddesinde; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.” hükmü ve “Fer’i Müdahale” başlıklı 66. maddesinde ise; “Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'i müdahil olarak davada yer alabilir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Belirtilen müdahale şekillerinin davadaki konumu ve sonuçları farklıdır. Fer’i müdahalede üçüncü kişi, hukuki yararı olduğu gerekçesiyle görülmekte olan davaya ancak taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Bu nedenle fer’i müdahale, bir davanın lehine katıldığı taraf aleyhine sonuçlanması halinde, kendi hukuksal durumu dolaylı şekilde etkilenecek olan üçüncü kişinin başvuracağı bir yoldur.Müdahale talebinin kabulü halinde fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil hükmü ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edilebilir. Lehine müdahale edilen taraf temyiz yoluna başvurmazsa, 6100 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahil, yalnız başına kararı temyiz edemez. Müdahile husumet tevcih edilmediği gibi müdahil aleyhine bir karar da verilmemiş bulunan hallerde müdahilin tek başına temyiz isteğinde bulunmaya hakkı yoktur.Somut olaya gelince; dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, eldeki dava dosyasının davalısı ... Pro. Yön. A.Ş.'nin daha önceden açılan davada davalı sıfatının bulunmayıp fer'i müdahil konumunda olduğu, anılan ilk davada hükmün o davanın tarafları hakkında verildiği açık olduğuna göre temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında kusur raporu aldırılmaksızın ilk dava dosyasında alınan kusur raporuna itibar edilmek surertiyle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.Mahkemece yapılacak iş, iş kazasının meydana geldiği iş kolunda yetkin farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir kusur raporu almak, yeni bir hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacı tarafça kanun yoluna başvurulmadığını dikkate alınarak hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerininin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulunduran yeni bir hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle,1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.