Hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti davasında, ücret alacağının ispatında yazılı delil ve tanık delili ayrımı ile yüksek meblağlar için yazılı ispat zorunluluğu.
Özet: Davacı tarafından sigortasız çalıştığı iddia edilen döneme ilişkin hizmet ve prime esas kazanç tespiti talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin kısmi kabulü ve istinaf mahkemesinin ret kararı sonrası temyiz incelemesi yapan Yargıtay, hizmet tespitinde çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceğini ancak talep edilen ücret miktarının belirli bir sınırı aşması durumunda, bu miktarın yazılı delillerle ispatlanması zorunluluğunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddelerinde düzenlenen delil kurallarının bu hususta titizlikle uygulanması gerektiğini belirterek, ispat yükümlülüğü ve delil serbestisi arasındaki ayrımın önemini vurgulamıştır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/883 E., 2024/1166 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 50. İş MahkemesiSAYISI : 2021/340 E., 2023/374 K.Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.Kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... Tüfekçi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili özetle; 01.08.2000-05.05.2009 tarihleri arası Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen günlerde sigortalı olarak çalıştığının ve 01.08.2000-05.05.2009 dönemi prime esas kazancının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalı Kurum vekili, dava ... 11. İş Mahkemesinde görülmüş kesinleşen ... 11. İş Mahkemesinin 2009/407 Esas sayılı dava dosyasında kıdem tazminatının, yıllık ücretli izin alacağının, fazla mesai, hafta tatili ve UBGT alacakları ile ücret alacaklarına hükmedildiğini, bu dosyanın 21.02.2012 tarihinde kesinleştiğini, davacının 01.08.2000-05.10.2004 dönemindeki çalışması ile ilgili olarak, hakdüşürücü sürenin geçtiğini beyanla, davanın reddini istemiştir.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının, davalı şirkete ait işyerinde 22.04.20 09... .05.2009 tarihleri arasında 14 gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dair karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine, dair karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili , dava konusunun tümden kabul edilmesi gerektiğini beyan etmektedir. Davalı Kurum vekili, Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte belgeler ile ispatlanması gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin dokuzuncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilci tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.Bunun yanında; 6100 sayılı HMK'nın "senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı 201. maddesinde ise; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü yer almaktadır. Eldeki davada, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar eksik araştırmaya dayalıdır. Mahkemece, 21.04.20 09... .05.2009 tarihleri arasında davacının Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmiş ise de bu dönemlerle ilgili prime esas kazanç yönünden hüküm kurulmaması hatalı olduğu gibi dosya kapsamında kesinleşen ... 11. İş Mahkemesinin 15.12.2011 tarihli ve 2009 / 407 Esas , 2011/ 1719 Karar sayılı ilamı gözetildiğinde, bu kapsamda sözü geçen dosya kapsamında, prime esas kazanca dair ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılıp dikkate alınarak, ödenen işçilik alacaklarının çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.VI.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.